Category Archives: Ceyhun KALENDER

KABİNEDE İKİ “MHP”Lİ BAKAN MI?

16 Nisan 2017 yı­lın­da ya­pı­lan halk oy­la­ma­sıy­la Ana­ya­sa’da ya­pı­lan de­ği­şik­lik so­nu­cun­da Par­la­men­ter Sis­tem ye­ri­ne Cum­hur­baş­kan­lı­ğı sis­te­mi­ne ge­çil­di. Bu süreç, MHP Genel Baş­ka­nı Sayın Dev­let Bah­çe­li’nin,” Cum­hur­baş­kan­lı­ğı Sis­te­mi­ni ge­ti­rin mec­lis­te oy­la­ya­lım.” ta­le­bi doğ­rul­tu­sun­da ger­çek­leş­miş­ti.
Cum­hur­baş­kan­lı­ğı sis­te­mi­ne ge­çil­me­siy­le bir­lik­te artık hü­kü­me­ti oluş­tu­ra­bil­mek için %50.1 oy ora­nı­na ih­ti­yaç vardı.
Sayın Bah­çe­li kendi ta­le­bi doğ­rul­tu­sun­da olu­şan yeni sis­te­me ve bu çer­çe­ve­de olu­şan Cum­hur İtti­fa­kı­na ka­yıt­sız şart­sız des­tek verdi, ver­me­ye de devam edi­yor.
Sayın Bah­çe­li bu des­te­ği­ni, 15 Tem­muz hain darbe gi­ri­şi­miy­le terör odak­la­rı­nın çe­şit­len­me­si, Tür­ki­ye’nin bir beka so­ru­nuy­la karşı kar­şı­ya ol­ma­sı ve dış güç­le­rin de des­te­ğiy­le terör ör­güt­le­ri­nin çev­re­mi­zi ku­şat­ma­sı so­nu­cun­da or­ta­ya çıkan bir ge­rek­li­lik şek­lin­de açık­lı­yor­du.
Ay­rı­ca Or­ta­do­ğu’da BOP pro­je­si­nin ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si, sı­nır­la­rın de­ğiş­ti­ril­me­si ve bu teh­li­ke­nin ka­pı­mı­za da­yan­ma­sı böyle bir da­ya­nış­ma ve bir­lik­te­li­ğin da­ya­na­ğı ola­rak alı­nı­yor­du.
Bir­çok yö­nü­nü ay­rın­tı­la­rıy­la bi­le­me­di­ği­miz bütün bu kay­gı­lar, ger­çek­çi ve ge­rek­li ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le ül­ke­miz­de önem­li bir çevre ta­ra­fın­dan da kabul gördü.
Ancak dı­şa­rı­ya karşı ve­ril­me­ye ça­lı­şı­lan bu mesaj ve bu çer­çe­ve­de or­ta­ya çıkan yeni olu­şu­mun içe­ri­de aynı de­re­ce­de ku­şa­tı­cı ol­du­ğu­nu söy­le­me­miz pek müm­kün ol­ma­dı.
Özel­lik­le ül­kü­cü­le­rin yeni sis­tem içe­ri­sin­de fark­lı söy­lem ve olu­şum­lar­la ken­di­le­ri­ni ifade et­me­le­ri bu bir­lik­te­li­ğin sı­kın­tı­lı yön­le­riy­di.
Ay­rı­ca Sayın Bah­çe­li’nin “beka” di­ye­rek ka­yıt­sız şart­sız des­tek ver­di­ği it­ti­fak­tan bir ba­kan­lık, bir atama veya kendi ta­ba­nı için de hiç­bir bek­len­ti­si ol­ma­mış­tı.
Bu yak­la­şım son de­re­ce an­la­şı­la­bi­lir bir du­rum­du. Çünkü ül­ke­nin “beka” so­ru­nu vardı. Sayın Bah­çe­li bütün ül­kü­cü­le­ri, kurum ve ku­ru­luş­la­rı da bu has­sa­si­yet doğ­rul­tu­sun­da ha­re­ket et­me­ye davet etti. Hatta fark­lı bir ses çık­tı­ğın­da da en ağır dille azar­la­dı ya da ihraç etti.
Ancak it­ti­fa­kı sayın Bah­çe­li’ye borç­lu olan­lar, bu has­sa­si­ye­te ne kadar dik­kat edi­yor­lar­dı acaba? “Ül­ke­miz bir “beka” so­ru­nu ya­şı­yor, bu se­bep­le ayrım yap­ma­dan bütün mil­le­ti­mi­zi ku­şa­ta­lım, her­ke­se hak et­ti­ği­ni ve­re­lim, makam mevki pe­şin­de koş­ma­ya­lım, ihale kapma der­din­de ol­ma­ya­lım mı di­yor­lar­dı? Hayır… Tam tersi, Sayın Bah­çe­li’nin bu ka­yıt­sız şart­sız des­te­ği su­is­ti­mal edi­li­yor­du ve bir fır­sa­ta dö­nüş­tü­rü­lü­yor­du.
Bir sen­di­ka des­te­ğiy­le Milli Eği­tim­de­ki ata­ma­lar­dan üni­ver­si­te­ler­de­ki yük­sel­me­le­re kadar eği­tim ca­mi­ası­nı ku­şat­ma al­tı­na al­dı­lar, İha­le­ler­den arsa ve arazi ran­tı­na kadar bir­çok alan­da ina­nıl­maz bir aç göz­lü­lük­le bütün kö­şe­le­ri kapma, ele ge­çir­me gay­re­ti içine gir­di­ler.
Bütün bu olan­lar­dan sonra ta­ban­dan bir ses yük­sel­di: Yeter… Artık ül­ke­nin bütün kay­nak­la­rı, bütün ma­kam­la­rı ül­ke­nin va­tan­daş­la­rı­na ait­tir.
Ta­ban­da­ki bu haklı talep bir­çok yet­ki­li mer­ci­de de kar­şı­lık buldu. Artık olu­şa­cak yeni ka­bi­ne­de Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı ve içiş­le­ri ba­kan­lı­ğı MHP’de ol­ma­lı…
Bu talep asla bir mev­ki-ma­kam pay­la­şı­mı de­ğil­dir. Amaç özel­lik­le bir sen­di­ka­nın iş bil­mez ve şı­ma­rık tu­tu­mu so­nu­cun­da Milli Eği­ti­mi içine düş­tü­ğü çık­maz­dan kur­tar­mak­tır.
Bu de­ği­şim­le Milli Eği­tim­de­ki li­ya­kat­siz­li­ğe, ka­li­te­siz­li­ğe, adam ka­yır­ma­cı­lı­ğa son ve­ri­lecek, ge­le­ce­ği­mi­zin te­mi­na­tı olan ço­cuk­la­rı­mız akıl ve bi­li­min ışı­ğın­da, Ata­türk ilke ve in­kı­lap­la­rı doğ­rul­tu­sun­da ye­tiş­ti­ri­le­cek­tir.

ŞİRKETLERİN VE YANDAŞLARININ PROVOKASYONUNA DİKKAT!

En güzel yap­tık­la­rı iş: Pro­vo­kas­yon…
Va­tan­daş­la­rın bir araya gel­me­si, da­ya­nış­ma içim­de ol­ma­sı; ta­şı­na, top­ra­ğı­na, su­yu­na sahip çık­ma­sı, HES ve taş ocağı fa­ali­ye­ti gös­te­ren şir­ket­le­rin hiç işine gel­mez.
Hemen pro­vo­ka­tör­ler dev­re­ye girer; bir­kaç yan­daş, ya­la­ka da va­tan­da­şın için­den bu­lur­lar. Yok o şu­cuy­du, bu bu­cuy­du, şunun par­ma­ğı var, dış güç­ler dev­re­ye girdi gibi ipe sapa gel­mez pro­vo­kas­yon­lar­la va­tan­da­şın has­sas ol­du­ğu nok­ta­lar­dan gi­re­rek olu­şan da­ya­nış­ma­yı boz­mak is­ter­ler.
Bunu Gü­ney­su Gür­gen Kö­yün­de Ali­cik HES’e karşı va­tan­daş­lar­la bir­lik­te oluş­tur­du­ğu­muz di­re­ni­şi böl­mek için de­ne­di­ler. Hu­kuk­suz ça­lış­ma­la­rı­nı meş­ru­laş­tır­mak için her yola baş­vur­du­lar. Ku­rum­la­rı ve si­ya­se­ti ar­ka­la­rı­na al­dı­lar. Gel ki bazı si­ya­si­ler zaten or­tak­la­rıy­dı. Yan­lış bil­gi­len­dir­me so­nu­cun­da kendi art ni­yet­le­ri­ni en üst dü­zey­de dil­len­dir­di­ler. Bi­lir­ki­şi he­ye­ti­ni ara­ya­rak veya ara­ta­rak baskı kur­du­lar. Bu hu­kuk­suz, çir­kin yön­tem­le­riy­le de büyük öl­çü­de ba­şa­rı­lı ol­du­lar.
Şir­ket­ler pro­je­le­ri­ni uy­gu­la­ma­dan önce sa­de­ce proje üze­rin­de­ki ha­zır­lık­la­rı­nı yap­maz­lar. Aynı za­man­da top­lu­mu ma­ni­pü­le ede­bi­lecek ko­nu­la­rı da araş­tı­ra­rak bir ha­zır­lık ya­par­lar. En kısa za­man­da nasıl yol ala­bi­le­cek­le­ri­ni he­sap­lar­lar. Ör­ne­ğin, Gü­ney­su Gür­gen Kö­yün­de, size yol ya­pı­yo­ruz, ya­la­nıy­la altı ay ça­lış­tık­la­rı gibi… Va­tan­daş­lar ço­ğun­luk­la iyi ni­yet­li­dir ve bu du­ru­ma ha­zır­lık­sız ya­ka­la­nır­lar.
Bi­lin­di­ği üzere bu gün­ler­de de İkiz­de­re’de Cen­giz İnşa­atın baş­lat­tı­ğı taş oca­ğı­na karşı yöre hal­kı­nın çok et­ki­li bir di­re­ni­şi olu­yor.
Özel­lik­le bu di­re­niş­te yöre ka­dın­la­rı­nın başı çek­me­si çok önem­li… İlçe dı­şın­dan da des­te­ğe giden si­ya­set­çi­ler, sivil top­lum ör­güt­le­ri ve va­tan­daş­lar olu­yor. Biz de Han­dü­zü Yay­la­sı Kül­tür Ve Ta­bi­at Var­lık­la­rı­nı Ko­ru­ma Der­ne­ği ola­rak des­te­ği­mi­zi bil­dir­dik, bu­ra­da­ki çevre mü­ca­de­le­si­ne ka­tıl­dık.
Bu­ra­dan bu işi üst­le­nen, başı çeken İkiz­de­re­li Sivil Top­lum Ör­güt­le­ri­ne aci­za­ne tav­si­yem, Gü­ney­su Gür­gen Kö­yün­de Ali­cik HES ey­lem­le­rin­de bize karşı ya­pı­lan pro­vo­kas­yo­nun bu­ra­da da ola­bi­le­ce­ği­ni göz önün­de bu­lun­du­ra­rak ha­re­ket et­me­le­ri­dir. Doğ­ru­su bazı yan­daş basın or­gan­la­rın­dan ve bu ta­la­na “ya­tı­rım” ola­rak bakan si­ya­si­le­rin yak­la­şı­mın­dan böyle bir durum se­zin­le­dim. Her şey­den önce bu­ra­da­ki yerel hal­kın ara­sı­na bu nifak to­hum­la­rı­nın ekil­me­si­ne izin ve­ril­me­me­li­dir. Bu bir­lik­te­lik ve et­ki­li di­re­niş devam et­ti­ği sü­re­ce şir­ke­tin enin­de so­nun­da bu va­di­yi terk ede­ce­ği­ne ina­nı­yo­rum.
Gü­ney­su Gür­gen Kö­yün­de Ali­cik HES di­re­ni­şin­de ya­şa­dı­ğı­mız bir diğer olum­suz­luk da Co­vid-19 sal­gı­nı do­la­yı­sıy­la köyün ka­ran­ti­na­ya alın­ma­sı oldu.
Ka­ran­ti­na do­la­yı­sıy­la va­tan­daş­lar ev­le­rin­den çı­ka­ma­dı. Ancak daha önce de­re­den çı­kar­tı­lan şir­ke­tin iş ma­ki­ne­le­ri, ka­ran­ti­na dö­ne­mi­ni fır­sa­ta dö­nüş­tür­dü ve büyük öl­çü­de işi ta­mam­la­dı­lar.
Ben­zer bir durum İkiz­de­re Gür­de­re’deki taş ocağı için de ge­çer­li­dir. 29 Nisan iti­ba­riy­le 19 gün­lük so­ka­ğa çıkma ya­sa­ğı ne­ti­ce­sin­de va­tan­daş­lar ev­le­rin­den çı­ka­maz­ken şir­ket büyük öl­çü­de taş ocağı yol in­şa­atı­nı bi­ti­re­cek­tir. Bu­ra­da si­ya­set­çi­le­re, avu­kat­la­ra ve kı­sıt­la­ma en­ge­li bu­lun­ma­yan va­tan­daş­la­ra önem­li görev düş­mek­te­dir.
Bu aynı za­man­da bir in­san­lık gö­re­vi­dir. Ana­ya­sa’nın 56. mad­de­si: “Her­kes, sağ­lık­lı ve den­ge­li bir çev­re­de ya­şa­ma hak­kı­na sa­hip­tir.
Çev­re­yi ge­liş­tir­mek, çevre sağ­lı­ğı­nı ko­ru­mak ve çevre kir­len­me­si­ni ön­le­mek Dev­le­tin ve va­tan­daş­la­rın öde­vi­dir.” hük­mü­nü içer­mek­te­dir.
Bu va­di­ler­de­ki doğal yaşam, alan­la­rı, su kay­nak­la­rı bitki ör­tü­sü ger­çek­ten son de­re­ce önem­li­dir ve ko­run­ma­sı ge­re­kir.
Dün­ya­da temiz su kay­nak­la­rı çok sı­nır­lı­dır. Bu temiz su kay­nak­la­rı­nın büyük bir bö­lü­mü de Doğu Ka­ra­de­niz va­di­le­rin­de bu­lun­mak­ta­dır. Ay­rı­ca bu va­di­ler­de başta çay ta­rı­mı ve yö­re­sel tarım ürün­le­ri ye­tiş­ti­ril­mek­te­dir. En­de­mik bitki tür­le­riy­le, yay­la­la­rıy­la, bakir or­man­la­rıy­la bu va­di­ler başta arı­cı­lık olmak üzere hay­van­cı­lı­ğın ta­ma­mı­na son de­re­ce uy­gun­dur.
Böl­ge­miz­de bu va­di­ler­de­ki kay­nak­lar sa­de­ce bölge hal­kı­na değil, tüm in­san­lı­ğa büyük bir zen­gin­lik sun­mak­ta­dır. Bu kay­nak­la­rın önemi her geçen gün daha da ar­ta­cak­tır.
İnsan ömrü sı­nır­lı­dır.
Zen­gin olma hır­sıy­la ta­bi­ata sal­dı­ran­la­rın ka­fa­sı­na şunu sok­mak lazım: Bir in­sa­nın ha­ya­tı bo­yun­ca yi­ye­bi­le­ce­ği, içe­bi­le­ce­ği keyif sü­re­bi­le­ce­ği araç­lar sı­nır­lı­dır. Ama dün­ya­da biz­den sonra da yaşam devam ede­cek­tir.
“Son ırmak ku­ru­du­ğun­da, son ağaç yok ol­du­ğun­da, son balık tu­tul­du­ğun­da; gö­zü­nü para bü­rü­müş adam, pa­ra­nın yen­me­yen bir şey ol­du­ğu­nu an­la­ya­cak.”
Ama kor­ka­rım çok geç ola­cak.

“25 NİSAN KIZILDERİLİ SOYKIRIMINI ANMA GÜNÜ”

Er­ge­ne­kon kum­pa­sıy­la tu­tuk­la­nan ve mü­eb­bet hapis ce­za­sı­na çarp­tı­rı­lan Genel Kur­may Baş­ka­nı İlker Baş­buğ terör ör­gü­tü kur­mak ve yö­net­mek­le suç­lan­mış­tı.
Genel Kur­may Baş­ka­nı İlker Baş­buğ sa­vun­ma­sın­da; “Ben te­rö­rist de­ği­lim, TSK da terör ör­gü­tü de­ğil­dir.” de­miş­ti. Bu çok yan­lış bir sa­vun­may­dı bana göre. Çünkü TSK ve onun ko­mu­ta­nı­nın te­rör­le yan yana ge­ti­ril­me­si kar­şı­sın­da­ki ken­di­ni sa­vun­ma ve ak­la­ma ça­ba­sı ol­ma­ma­lı, sözle de olsa bir sal­dı­rı ol­ma­lıy­dı. Çünkü yargı te­rö­rist­le­rin elin­dey­di ve va­tan­se­ver­le­ri tu­tuk­la­mak için sudan ba­ha­ne­ler ye­ter­liy­di.
Şimdi de ABD Baş­ka­nı Joe Biden’in 1915 olay­la­rıy­la il­gi­li soy­kı­rım ifa­de­si­ni kul­lan­ma­sı üze­ri­ne, gerek resmi ku­rum­la­rın ge­rek­se va­tan­daş­la­rın: “Biz soy­kı­rım yap­ma­dık. Türk­ler soy­kı­rım yap­maz.” şek­lin­de­ki açık­la­ma­lar dünya ka­mu­oyu­na karşı bir sa­vun­ma ve ken­di­ni ak­la­ma te­la­şı ola­rak al­gı­la­nı­yor. “Ben soy­kı­rım yap­ma­dım.” di­ye­rek Türk Mil­le­ti ile soy­kı­rım ifa­de­le­ri­ni yan yana kul­lan­mak dahi mil­le­te bir ha­ka­ret­tir.
Çünkü tarih bo­yun­ca Türk­le­rin ya­şa­dı­ğı coğ­raf­ya, özel­lik­le de Ana­do­lu bir­çok maz­lum mil­le­te ka­pı­la­rı­nı açmış, on­la­rı bağ­rı­na bas­mış­tır. Sa­vaş­lar ve bas­kı­lar yü­zün­den Su­ri­ye’den, Irak’tan, Kaf­kas­lar­dan, Bal­kan­lar­dan hatta Av­ru­pa’dan ka­çan­la­rın sı­ğın­ma yeri Ana­do­lu ol­muş­tur.
Ba­tı­lı ta­rih­çi­ler, araş­tır­ma­cı­lar 1915 olay­la­rı­nın bir soy­kı­rım ol­ma­dı­ğı­nı as­lın­da çok iyi bi­li­yor. Vic­dan­lı bir­kaç ta­rih­çi dı­şın­da doğ­ru­la­rı dünya ka­mu­oyuy­la bi­le­rek pay­laş­mı­yor­lar. Türk­le­re karşı kul­la­na­bi­le­cek­le­ri böy­le­si­ne uy­du­ruk ama güçlü bir ar­gü­man on­la­rın elini kuv­vet­len­di­rir­ken bizi de zaman zaman zor du­rum­da bı­ra­ka­bi­li­yor.
Ta­ri­hi ve bi­lim­sel doğ­ru­la­ra da­yan­ma­yan, Tür­ki­ye’yi zor du­rum­da bı­rak­mak için alı­nan bu si­ya­si ka­ra­ra karşı ve­ri­lecek cevap da si­ya­si ol­ma­lı­dır.
Bi­lim­sel ve ta­ri­hi ger­çek­le­ri dünya ka­mu­oyu­na et­ki­li an­la­ta­bil­mek önem­li­dir. Ondan daha önem­li­si ise bu ger­çek­le­ri dün­ya­ya kabul et­ti­re­bi­lecek lobi fa­ali­yet­le­ri­ni­zin ol­ma­sı­dır. Ancak si­ya­si bir ka­ra­ra ve­ri­le­bi­lecek en et­ki­li cevap da si­ya­si­dir.
İlgili ku­rum­la­rın bu ko­nu­da­ki de­ğer­len­dir­me­le­ri­ni, ça­lış­ma­la­rı­nı çok bi­le­me­yiz. Ancak si­ya­si ola­rak kar­şı­lık ve­re­bil­mek bir güç, irade ve ka­rar­lı­lık ge­rek­ti­rir.
Bu kar­şı­lık, ABD üs­le­ri­nin ka­pa­tıl­ma­sı, S-400 hava sa­vun­ma sis­te­mi­nin dev­re­ye ge­çi­ril­me­si veya daha fark­lı bir uy­gu­la­ma ola­bi­lir.
Ancak bugün pek et­ki­li ol­ma­sa da zaman içe­ri­sin­de çok et­ki­li ola­bi­lecek ça­lış­ma, ABD’nin yap­tı­ğı soy­kı­rım­la­rı gün­de­me ge­tir­mek­tir. Çünkü dünya üze­rin­de bu ko­nu­da si­ci­li en bozuk ülke ABD’dir. Dün­ya­nın dört bir ta­ra­fın­da çe­şit­li ba­ha­ne­ler uy­du­ra­rak yap­ma­dı­ğı kat­li­am kal­ma­mış­tır.
ABD’nin dünya üze­rin­de yap­tı­ğı kat­li­am­la­rın bir­ka­çı­na şöyle bir ba­ka­lım:
El Sal­va­dor’da 70 Bin,
Ni­ka­ra­gua’da 700 Bin,
Gra­na­da’da 300 Bin,
Vi­et­nam’da 4 Mil­yon,
Kore’de 3 Mil­yon,
Kam­boç­ya ve Laos’ta 1 Mil­yon,
Af­ga­nis­tan’da ,5 Mil­yon,
Dar­fur’da 300 Bin,
Irak’ta 1 Mil­yon,
Hi­ro­şi­ma ve Na­ga­za­ki’de 350 Bin,
Arap Ba­ha­rı’nda 100 Bin,
Su­ri­ye’de 300 Bin ve
ABD top­rak­la­rı için­de de 15 mil­yon Kı­zıl­de­ri­li’ye soy­kı­rım uy­gu­la­mış­tır.
Gö­rül­dü­ğü gibi ABD dünya üze­rin­de bir­çok ül­ke­de kat­li­am­lar yap­mış, bir­çok halka soy­kı­rım uy­gu­la­mış­tır.
Ancak en sis­tem­li ve acı­ma­sız soy­kı­rı­mı Kı­zıl­de­ri­li­le­re karşı uy­gu­la­mış ve 15 mil­yon­dan fazla Kı­zıl­de­ri­li’yi soy­kı­rı­ma tabi tut­muş­tur.
ABD bu yap­tık­la­rın­dan uta­na­ca­ğı yerde, Krİstof Ko­lonb’un Ame­ri­ka kı­ta­sı­na ayak bas­tı­ğı ve yerli hal­kın kat­li­amı­na baş­lan­dı­ğı 12 Ekim’i de Ko­lomb Günü ola­rak kut­la­mak­ta­dır.
Bize düşen görev, 25 Nisan’ı ABD’nin Kı­zıl­de­ri­li­le­re soy­kı­rım yap­tı­ğı gün ola­rak be­lir­le­mek ve bu günü “25 NİSAN KI­ZIL­DERİLİ SOY­KI­RI­MI­NI ANMA GÜNÜ” ola­rak bütün dünya ka­mu­oyu­na kabul et­tir­mek­tir.

DEĞERLER EĞİTİMİ!

“Cris­ti­ano Ro­nal­do ile Al­bert Fant­rau 18 yaş altı şam­pi­yo­na­sın­da oy­na­mak­ta­dır­lar. Spor­ting Lis­bon me­na­je­ri bir­bi­rin­den ye­te­nek­li bu iki oyun­cu­yu iz­le­me­ye gelir. Ancak yal­nız­ca 1 ta­ne­si­ne şans ta­nı­ya­bi­le­cek­tir. İki­li­yi kar­şı­sı­na alır ve der ki ‘Sı­ra­da­ki maçta kim daha fazla gol atar­sa Liz­bon’a be­nim­le o ge­lecek.’
Maç baş­lar. Cris­ti­ano bir gol kay­de­der. Hemen ar­dın­dan Fant­rau ikin­ci golü. Üçün­cü gol ise her iki­si­nin de ha­ya­tı­nı de­ğiş­ti­re­cek­tir. Ka­le­ci ile karşı kar­şı­ya po­zis­yon ya­ka­la­yan Fant­rau, ka­le­ci­yi de geçer, yu­var­la­sa gol ola­cak po­zis­yon­da topu hemen ar­ka­sın­da­ki Cris­ti­ano’nun önüne bı­ra­kır. Liz­bon bi­le­ti­ni ar­ka­da­şı­na verir.
Maç­tan sonra so­yun­ma oda­sın­da, Cris­ti­ano Al­bert’e “neden” diye sorar. Cevap; ‘sen ben­den daha iyi­sin.’ olur.
Bu hi­ka­ye­yi Cris­ti­ano Ro­nal­do’nun ağ­zın­dan duyan ga­ze­te­ci­ler gidip Al­bert Fant­rau’yu bu­lur­lar. ‘Evet. Hi­ka­ye ger­çek. O dün­ya­nın en büyük fut­bol­cu­su oldu, ben ise iş­si­zim’. Muh­te­şem bir ev, spor bir araba ve aile­si­nin tüm ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­ya­cak kadar pa­ra­yı ner­den bul­muş­tur peki? Fant­rau’nun ce­va­bı, Ro­nal­do’nun ikin­ci yü­zü­nü göz­ler önüne serer, ‘Bun­la­rın hepsi Cris­ti­ano Ro­nal­do’dan’ der.
Şimdi bu ör­ne­ğin de­ğer­len­dir­me­si­ni, de­ğer­ler eği­ti­mi yö­nün­den siz­le­rin tak­di­ri­ne su­nu­yo­rum.
Biz­de­ki de­ğer­ler eği­ti­mi­ne ge­lecek olur­sak, en büyük top­lum­sal so­run­la­rı­mız olan li­ya­kat, hak, hukuk, hak­sız ka­zanç, yalan, ri­ya­kar­lık, tem­bel­lik, ko­lay­cı­lık, yan­daş­lık ko­nu­la­rı­na gir­me­den bu ko­nu­da neler yap­ma­ya ça­lış­tı­ğı­mı­za veya yap­ma­ma­ya ça­lış­tı­ğı­mı­za kı­sa­ca bir göz ata­lım.
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı bazı va­kıf­lar­la “de­ğer­ler eği­ti­mi” adı al­tın­da an­laş­ma­lar ya­pa­rak ah­la­ki de­ğer­ler ko­nu­sun­da ço­cuk­lar­da bir bi­linç oluş­tur­ma­yı amaç­lı­yor.
Daha doğ­ru­su milli eği­tim ba­kan­lı­ğı­nın bu va­kıf­la­ra, gelin bize de­ğer­ler eği­ti­mi verin, ta­le­bin­den zi­ya­de si­ya­set ve sen­di­kal olu­şum­la­rı ar­ka­sı­na alan, eko­no­mik ola­rak güç­le­nen va­kıf­la­rın bu pro­je­le­ri biraz da em­ri­va­ki yü­rüt­tü­ğü­nü bi­li­yo­ruz.
Öğ­ret­men­ler, bu va­kıf­la­rın öğ­ret­men­le­rin ve­re­me­di­ği hangi de­ğe­ri ka­zan­dır­dı­ğı­nı sor­gu­lar­ken, or­ta­da elle tu­tu­lur bir proje, bu pro­je­ye ait bir ölçüt ve sonuç da bu­lun­ma­mak­ta­dır. Bu da bize ku­rum­la­rın üze­ri­ne şu­ur­suz­ca çul­la­nan, on­la­rı elde edi­lecek bir meta ola­rak gören bir an­la­yı­şın var­lı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir.
Bunu geç­miş­te ce­ma­at ve va­kıf­lar­la yine yap­mış­lar­dı. Ül­ke­miz bu sü­reç­te ah­la­ki ola­rak büyük çö­kün­tü ya­şar­ken, de­ğer­le­rin içi de bo­şal­tıl­mış­tı. Ülke fiili ola­rak da bir var olma mü­ca­de­le­si verdi.
Bi­lim­sel bir eği­ti­min ya­nın­da el­bet­te ki top­lu­mu ayak­ta tutan, iliş­ki­le­ri dü­zen­le­yen de­ğer­le­re de ih­ti­yaç var­dır.
Ev­ren­sel ahlak, moda de­yi­miy­le de de­ğer­ler eği­ti­mi, ha­ya­ta baş­ka­la­rıy­la uyum için­de devam ede­bil­mek için ge­rek­li olan bi­rey­sel dav­ra­nış­la­rı şe­kil­len­di­rir, ço­cuk­la­rın ki­şi­li­ği­ni, ka­rak­te­ri­ni oluş­tu­rur ve on­la­rın ev­ren­sel dav­ra­nış­lar ser­gi­le­me­si­ni sağ­lar.
De­ğer­ler eği­ti­mi, ev­ren­sel de­ğer­le­ri özüm­se­miş, in­san­lık adına, ül­ke­si adına, ge­lecek adına adım ata­bi­len­ler­le ve­ri­lir.
Köh­ne­miş zi­hin­le­rin, ev­ren­sel de­ğer­le­ri red­de­den­le­rin, bi­lim­den, sa­nat­tan, mü­zik­ten, mi­ma­ri­den, es­te­tik­ten an­la­ma­yan­la­rın genç­li­ği gö­tü­re­ce­ği hedef ka­ran­lık bir ge­le­cek­tir.
Cum­hu­ri­yet, Mus­ta­fa Kemal Ata­türk ve ku­ru­cu de­ğer­ler­le so­ru­nu olan Mus­ta­fa Sabri, Damat Ferit, İski­lip­li Atıf dost­la­rı­nın bu ülke için gör­dük­le­ri rüya top­lu­mun fe­la­ke­tin­den başka bir şey ola­maz.
Bu an­la­yış­la ço­cuk­la­rı­mı­zı eğit­mek ve ge­le­ce­ğe ha­zır­la­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­yiz.
Sü­rek­li aynı ha­ta­la­rı ya­pa­rak, aynı fe­la­ket­le­ri ya­şa­mak bir top­lu­mun ka­de­ri ola­maz. Bu ko­nu­da Türk top­lu­mu­nun bütün fert­le­ri, va­tan­se­ver­ler so­rum­lu­dur, ta­raf­sız kalma hak­kı­na sahip de­ğil­ler­dir.

YALAN SANDIĞA SIĞMAZ!

Yet­ki­li ol­du­ğu­nu iddia eden sen­di­ka, 2012’de ya­pı­lan İlksan İlçe Tem­sil­ci­li­ği Se­çim­le­rin­de san­dık­ta ye­ni­lin­ce şok ya­şa­mış­tı.
“Allah Allah! Bu nasıl oldu? Sa­yı­ca üs­tü­nüz ama ga­li­ba bizim üye­ler de bize oy ver­me­di.” dü­şün­ce­si İlksan se­çim­le­ri­ni onlar için hayat memat me­se­le­si­ne dö­nüş­tür­müş­tü.
Evet, aynen dü­şün­dü­ğü­nüz gibi ol­muş­tu. Kendi üye­le­ri­niz bile size oy ver­me­miş­ti. Çünkü, bas­kıy­la üye yap­tık­la­rı­nız san­dık­ta vic­da­nıy­la baş başa kal­mış­tı ve size gü­ven­me­di­ği­ni gös­ter­miş­ti.
Peki, se­çi­mi kay­be­din­ce ne yap­mış­tı­nız?
Öğ­ret­men­lik mes­le­ği­ni ren­ci­de edecek söy­lem­ler­de bu­lun­du­nuz: İlksan’ın otel­le­rin­de­ki tu­rist­le­ri kas­te­de­rek bu­ra­da ifade et­mek­ten im­ti­na et­ti­ğim çok nahoş ifa­de­ler kul­lan­dı­nız.
Ay­rı­ca İlksan ikraz verir mi? İlksan fa­iz­le ça­lı­şı­yor, gibi ipe sapa gel­mez açık­la­ma­lar yap­tı­nız.
As­lın­da ne ol­muş­tu? Türk Eği­tim-Sen, 1996 yı­lın­da batık bir İlksan’ı kay­yum­dan dev­ral­dı ve ze­de­le­nen güven kay­bı­nı kısa sü­re­de te­la­fi etti.
Bunun al­tın­da ezil­di­niz. Ka­ra­la­ma kam­pan­ya­la­rı­na devam et­ti­niz. Bir son­ra­ki se­çim­de de ka­za­na­ma­ya­ca­ğı­nı­zı bi­li­yor­du­nuz. Önce san­dı­ğı ka­pa­ta­ca­ğız de­di­niz. Ters te­pin­ce de san­dı­ğı boy­kot edi­yo­ruz di­ye­rek 2016’da ya­pı­lan İlksan İlçe Tem­sil­ci­li­ği se­çim­le­ri­ne ka­tıl­ma­dı­nız.
İlksan bu süre için­de ken­di­ni ge­liş­ti­re­rek bü­yü­me­ye devam edi­yor­du. Ra­kam­sal ko­nu­la­ra hiç gir­mi­yo­rum; çünkü şu ana kadar yap­tı­ğı­nız he­sap­lar ve kar­şı­laş­tır­ma­lar bu ko­nu­da ne kadar bil­gi­siz ol­du­ğu­nu­zu or­ta­ya koy­muş­tur.
İlksan’ın nakit bi­ri­ki­mi, ar­sa­la­rı, otel­le­ri, mi­sa­fir­ha­ne­le­ri ko­nu­su­nu daha iyi öğ­re­ne­bil­mek için kimin ne söy­le­di­ği­ne değil, İlksan’ın resmi say­fa­sı­na bak­mak ye­ter­li­dir.
İlksan’da söz sa­hi­bi ola­ma­yın­ca iyice içer­le­di­niz ve çak­tır­ma­dan sözde ilk­sa­nı iti­bar­sız­laş­tır­mak için ha­zır­lık yap­tı­nız, ra­por­lar ha­zır­la­dı­nız.
Bu düz­me­ce ra­por­la­rı­nız ye­te­rin­ce san­sas­yon oluş­tur­ma­yın­ca da seçim sü­re­ci baş­lar baş­la­maz ya­lan­la­rı­nı­za ve ka­ra­la­ma kam­pan­ya­la­rı­nı­za baş­la­dı­nız. Söy­le­di­ği­niz her yalan yü­zü­nü­ze çar­pın­ca pa­nik­le­di­niz ve yeni ent­ri­ka­lar pe­şin­de koş­tu­nuz.
Şube mü­dür­le­ri­ni, okul mü­dür­le­ri­ni, sen­di­ka yö­ne­ti­ci­le­ri­ni­zi se­fer­ber et­ti­niz. Mesai mev­hu­mu gö­zet­mek­si­zin okul okul do­laş­ma­ya baş­la­dı­nız.
Önce aday­la­rı­nı­zın ar­ka­sın­da dur­ma­ya­rak sen­di­ka ismi kul­lan­ma­dı­nız. Sözde ba­ğım­sız aday­lar gös­ter­di­niz.
Bu­ra­da da kur­naz­lık pe­şin­de koş­tu­nuz. Ka­za­na­ma­dı­ğı­nız­da ma­ze­ret ha­zır­dı:
“Zaten bizim sen­di­ka­mı­zın adayı de­ğil­ler­di!” di­ye­cek­ti­niz. İki arada bir de­re­de kal­dı­nız, fikir de­ğiş­tir­di­niz; bu sefer de bütün sen­di­kal ya­pı­nız­la okul­la­ra hücum et­ti­niz.
San­dı­ğı ka­pa­ta­ca­ğız di­yor­du­nuz, sonra ya­şa­ta­ca­ğız de­di­niz. Zo­run­lu üye­lik mi olur, de­di­niz; sonra zo­run­lu üye­lik ol­ma­dan İlksan ya­şa­maz, diye ek­le­di­niz.
As­lın­da İlsan’ın ya­say­la ku­rul­du­ğu­nu, yö­ne­tim ku­ru­lun­da dört ba­kan­lık tem­sil­ci­si­nin ol­du­ğu­nu bi­li­yor­du­nuz, ancak bu­ra­dan da bir ka­za­nım çıkar diye ko­nu­yu sü­rek­li ma­ni­pü­le et­ti­niz.
Sü­rek­li Pol­san ve Oyak’la kar­şı­laş­tı­rı­nız, ama bu tu­tar­sız kar­şı­laş­tır­ma sizi daha da çık­ma­za soktu.
Çünkü Oyak ve Pol­san’ın üye­le­rin­den yap­tık­la­rı ke­sin­ti­ler ve öde­dik­le­ri emek­li­lik ik­ra­mi­ye­le­ri­nin, İlksan’ın üye­lik ke­sin­ti­si ve öde­di­ği emek­li­lik ik­ra­mi­ye­si­nin oran ola­rak kar­şı­laş­tır­ma­sı çok basit bir ma­te­ma­tik he­sa­bıy­la or­ta­ya çı­kı­yor­du.
Bu ra­kam­lar önü­nü­ze ko­nu­lun­ca da ko­nu­yu de­ğiş­ti­rip, biz 90 TL üye aida­tı alıp 500 bin TL ik­ra­mi­ye öde­ye­ce­ğiz, de­di­niz.
Bunu nasıl ya­pa­ca­ğı­nız so­ru­lun­ca da ma­ale­sef bu sefer da­hi­ya­ne fi­kir­le­ri­ni­zi! bir türlü or­ta­ya ko­ya­ma­dı­nız.
Sonuç ola­rak, İlksan üye­le­ri siz­den, söy­lem­le­ri­niz­den te­dir­gin; İlksan’i bir vakfa, bir ce­ma­ate peş­keş çe­ke­bi­le­ce­ği­niz­den kay­gı­lı.
Öğ­ret­men­le­rin alın teri, bi­ri­ki­mi, mal var­lı­ğı, nakit pa­ra­sı belki sizi cez­be­di­yor ola­bi­lir.
Seçim kam­pan­ya­sı­nı “biz bu işi daha iyi ya­pa­rız”, söy­le­min­den çok, “ne olur­sa olsun, İlksan’ı ele ge­çi­re­ce­ğiz” hır­sı­na ve öl­çü­süz­lü­ğü­ne dö­nüş­tür­dü­nüz..
Ama İlksan üye­le­ri sizin bu öl­çü­süz, tu­tar­sız seçim kam­pan­ya­nız­dan sonra ger­çe­ği bir kere daha gördü.
Bence artık İlksan üye­le­ri değil de siz en­di­şe­le­nin.
Çünkü sizin üye­le­ri­niz dahi size gü­ven­mi­yor ve size oy ver­me­ye­cek­ler.
9. Dönem İlksan tem­sil­ci­li­ği se­çi­min­de bütün yurt­ta Türk Eği­tim-Sen’in gös­ter­di­ği aday­la­ra ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum.
İlksan, Türk Eği­tim-Sen­li tem­sil­ci­le­rin omuz­la­rın­da daha da yük­se­le­cek­tir.
İlksan emin el­ler­de.

ÜYELER TEDİRGİN!

Ka­pa­ta­cak mı­sı­nız?
Ka­pa­tıp ka­ça­cak mı­sı­nız?
Yoksa kapıp ka­ça­cak mı­sı­nız?
8. Dönem İlksan Rize İl Tem­sil­ci­si ola­rak el­bet­te ki İlksan’ı ve İlksan üye­le­ri­nin hak­kı­nı her or­tam­da sa­vun­mak benim gö­re­vim.
Bütün söy­lem­le­ri­miz, ey­lem­le­ri­miz İlksan üye­le­ri­nin bi­ri­kim­le­ri­nin ko­run­ma­sı ve ge­le­cek­te de hak­la­rı­nın öden­me­si için­dir.
Çünkü bir İlksan üyesi ola­rak emek­li­li­ğim­de ala­ca­ğım Ilk­san emek­li­lik ik­ra­mi­ye­si benim için önem­li ol­du­ğu kadar bütün İlksan üye­le­ri için de önem­li­dir.
30 yıl ça­lı­şan bir öğ­ret­me­nin ala­ca­ğı yak­la­şık 130 bin Tl emek­li ik­ra­mi­ye­si­nin ya­nın­da İlksan’ın ve­re­ce­ği yak­la­şık 50 bin Tl emek­li ik­ra­mi­ye­si her İlksan üyesi için ol­duk­ça de­ğer­li­dir. Asla kü­çüm­se­ne­mez.
Ancak öğ­ret­men­le­rin alın teri, bi­ri­ki­mi üze­ri­ne bi­ri­le­ri­nin fark­lı he­sap­la­rı ol­du­ğu­na şahit olu­yo­ruz.
Bunu söy­ler­ken asla su­izan­da bu­lun­mu­yo­ruz.
Yak­la­şık 20 yıl­dır benim tanık ol­du­ğum İlksan hak­kın­da EBS’nin tu­tar­sız açık­la­ma­la­rı beni ve bu san­dı­ğa eme­ği­ni bi­rik­ti­ren­le­ri te­dir­gin et­mek­te­dir.
“Ilk­san’ı ka­pa­ta­ca­ğız. İlksan ikraz verir mi? İlksan’ın ara­zi­le­ri­ni sa­ta­ca­ğız. İlksan’ı de­ğiş­ti­re­ce­ğiz.” gibi tu­tar­sız açık­la­ma­la­rı bu ko­nu­ya sa­de­ce sen­di­kal bir ta­as­sup­la ve hırs­la yak­laş­tık­la­rı­nı gös­ter­mek­te­dir.
Ay­rı­ca İlksan’ın ge­lir­le­ri ve gi­der­le­ri ko­nu­sun­da­ki tu­tar­sız he­sap­la­ma­la­rı bu ko­nu­da ne kadar acemi ol­duk­la­rı­nı da gös­ter­mek­te­dir.
Peki Ma­sa­da me­mu­ru 3.5’a mah­kûm eden ve memur ma­aş­la­rı­nın zaman içe­ri­sin­de enf­las­yon kar­şı­sın­da eri­me­si­ne sebep olan­la­rın amacı ne ola­bi­lir?
El ata­ma­dık­la­rı, dö­nüş­tü­re­me­dik­le­ri İlksan’ın bi­ri­kim­le­ri belli ki akıl­la­rı­nı çel­miş.
Ancak bu san­dı­ğın sa­hip­le­ri alın te­ri­ni, eme­ği­ni size tes­lim et­me­yecek kadar san­dı­ğı­na sa­hip­tir.
İLKSAN 9. Dönem İlçe ve İl Tem­sil­ci­li­ği se­çim­le­rin­de Türk Eği­tim-Sen aday­la­rı­na oy ve­re­rek san­dı­ğı­mı­zın ge­le­ce­ği­ni ga­ran­ti al­tı­na ala­ca­ğız.
Aday olan bütün ar­ka­daş­la­ra ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum.

KİM, NASIL ANT İÇİYOR?

Dün­ya­da­ki bir­çok ül­ke­de okul­lar­da öğ­ren­ci­ler, ana­oku­lun­dan 12. sı­nı­fa kadar her sabah derse baş­la­ma­dan önce “bağ­lı­lık ye­mi­ni” edi­yor.
ABD’de ço­cuk­lar sı­ra­la­rın­da ayağa kal­kı­yor ve sağ el­le­ri­ni kalp­le­ri­nin üze­ri­ne ko­ya­rak ant içi­yor­lar. Ül­ke­de öğ­ren­ci­le­rin bir­ço­ğu ta­ra­fın­dan oku­nan ve 1892 yı­lın­da Fran­cis Bel­lamy ta­ra­fın­dan ya­zı­lan ant ise şöyle:
“Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri’nin bay­ra­ğı­na ve onun tem­sil et­ti­ği cum­hu­ri­ye­te bağ­lı­lık ye­mi­ni edi­yo­rum: Tan­rı­nın gö­ze­ti­min­de tek ve bö­lün­mez bir mil­let, her­ke­se öz­gür­lük ve ada­let.”
Mek­si­ka’da, ana­oku­lun­dan or­ta­oku­la kadar tüm okul­lar­da ve bazı li­se­ler­de haf­ta­da bir olmak üzere her pa­zar­te­si bir tören ya­pı­lı­yor. Tö­ren­de ülke bay­ra­ğı gön­de­re çe­ki­le­rek ulu­sal marş oku­nu­yor. Bu tö­ren­de öğ­ren­ci andı oku­mak da zo­run­lu. Öğ­ren­ci­le­rin sağ el­le­ri­ni göğüs hi­za­sın­da tu­ta­rak andı oku­ma­la­rı ge­re­ki­yor.
“Mek­si­ka’nın bay­ra­ğı, kah­ra­man­la­rı­mı­zın mi­ra­sı, ata­la­rı­mı­zın ve kar­deş­le­ri­mi­zin bir­li­ği­nin sim­ge­si. Ha­yat­la­rı­mı­zı ada­dı­ğı­mız ana­va­ta­nı­mı­zı in­san­cıl ve cö­mert bir ba­ğım­sız ülke yapan öz­gür­lük ve ada­let de­ğer­le­ri­ne sadık kal­mak için ant içi­yo­ruz.”
Fi­li­pin­ler’de her sabah (Ge­nel­lik­le Pa­zar­te­si, ama bazı yer­ler­de haf­ta­nın başka bir günü ola­bi­li­yor) ulu­sal mar­şın ar­dın­dan ülke bay­ra­ğı­na “bağ­lı­lık ye­mi­ni” etmek zo­run­lu. Yemin sı­ra­sın­da öğ­ren­ci­ler sağ el­le­ri­ni omuz hi­za­sı­na kal­dı­ra­rak avuç­la­rı­nı açı­yor­lar. Andın söz­le­ri ise şöyle:
“Ben bir Fi­li­pin­li­yim. Fi­li­pin­le­rin bay­ra­ğı­na ve onun tem­sil et­ti­ği ül­ke­ye bağ­lı­lık andı içi­yo­rum. Gurur, ada­let ve öz­gür­lü­ğün ol­du­ğu bir ulus için. Tanrı için. İnsan­lar için. Doğa ve ülke için.”
Hin­dis­tan da zo­run­lu öğ­ren­ci an­dı­nın ol­du­ğu ül­ke­ler­den biri. Her sabah top­la­nan öğ­ren­ci­le­rin oku­du­ğu ant ise şöyle:
“Hin­dis­tan benim ül­kem­dir. Tüm Hint­li­ler benim kar­deş­le­rim­dir. Ül­ke­mi se­ve­rim ve onun zen­gin mi­ra­sın­dan gurur du­ya­rım. Her zaman buna değer ol­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğım. Ebe­veyn­le­ri­me, öğ­ret­men­le­ri­me ve tüm yaş­lı­la­ra saygı duyup her­ke­se hür­met ede­ce­ğim. Ül­ke­me ve in­san­la­rı­ma bağ­lı­lık ye­mi­ni edi­yo­rum. On­la­rın mut­lu­lu­ğu ve re­fa­hı benim mut­lu­lu­ğum­dur.”
Sin­ga­pur’da il­ko­kul ve or­ta­okul dü­ze­yin­de­ki tüm okul­lar­da, ders­ler baş­la­ma­dan önce top­la­nan öğ­ren­ci­ler her gün ulu­sal marşı ve ar­dın­dan ulu­sal andı oku­yor. Açık ha­va­da ya­pı­lan tören, her tür hava şar­tın­da ger­çek­le­şi­yor. Ant sı­ra­sın­da öğ­ren­ci­ler sağ yum­ruk­la­rı­nı kalp­le­ri­nin üze­ri­ne koy­mak zo­run­da­lar. Sin­ga­pur ulu­sal an­dı­nın söz­le­ri ise şöyle:
“Biz, Sin­ga­pur va­tan­daş­la­rı, ır­kı­mız, di­li­miz ya da di­ni­miz ne olur­sa olsun, bir olmuş in­san­lar ola­rak ada­le­te ve eşit­li­ğe da­ya­nan de­mok­ra­tik bir top­lum ya­rat­mak için ve aynı za­man­da ulu­su­mu­zun mut­lu­lu­ğu, re­fa­hı ve iler­le­me­si için ant içe­riz.”
Öğ­ren­ci andı ya da An­dı­mız, Tür­ki­ye’deki il­köğ­re­tim okul­la­rın­da 1933-2013 yıl­la­rı ara­sın­da her sabah öğ­ren­ci­ler derse gir­me­den oku­tul­muş olan ant­tır. Ku­ru­lu­şun­dan beri KKTC’de oku­tul­ma­ya devam edil­mek­te­dir.
Dö­ne­min Millî Eği­tim Ba­ka­nı Reşit Galip ta­ra­fın­dan ha­zır­lan­dı ve 1933 yı­lın­da uy­gu­la­ma­ya ko­nul­du. Daha sonra 1972 ve 1997 yı­lın­da çe­şit­li de­ği­şik­lik­le­re uğ­ra­ya­rak bu­gün­kü ha­li­ni aldı.
Çözüm sü­re­ci kap­sa­mın­da ya­pı­lan yasal de­ği­şik­lik­ler­le, HDP’nin de ta­le­bi doğ­rul­tu­sun­da 2013’te Tür­ki­ye’de okul­lar­da okun­ma­sı uy­gu­la­ma­sı­na son ve­ril­di. Türk Eği­tim Sen’in uy­gu­la­ma­nın son­lan­dı­rıl­ma­sı­na iliş­kin ola­rak Da­nış­tay’da aç­tı­ğı da­va­nın so­nu­cun­da Da­nış­tay 8. Da­ire­si, 2018 yı­lın­da oy çok­lu­ğuy­la al­dı­ğı ka­rar­da, andı yü­rür­lük­ten kal­dı­ran dü­zen­le­me­nin ip­ta­li­ne karar verdi. Ancak bu karar, yü­rüt­me ta­ra­fın­dan uy­gu­la­ma­ya alın­ma­dı. Millî Eği­tim Ba­kan­lı­ğı, ka­ra­rı tem­yiz etti ve dosya Da­nış­tay İdari Dava Da­ire­le­ri Ku­ru­lu­na geldi. Kurul, Mart 2021’de iti­ra­zı oy çok­lu­ğuy­la kabul ede­rek, Da­nış­tay 8. Da­ire­si­nin yö­net­me­li­ği iptal eden ka­ra­rı­nı kal­dır­dı. Okul­lar­da An­dı­mız’ın okun­ma­sı­nın öğ­ren­ci dav­ra­nış­la­rı üze­rin­de de önem­li bir et­ki­si ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum. Sabah zilin çal­ma­sıy­la oyun, eğ­len­ce, ko­şuş­tur­ma ye­ri­ni bir cid­di­ye­te, dik­ka­te bı­ra­kır­dı. Bütün öğ­ren­ci­ler bah­çe­de sıra olur­lar­dı. Sonra hep be­ra­ber An­dı­mız oku­nur­du; baş­lar yu­ka­rı­da, göz­ler çak­mak çak­mak…
“Türk’üm, doğ­ru­yum, ça­lış­ka­nım,
İlkem: kü­çük­le­ri­mi ko­ru­mak, bü­yük­le­ri­mi say­mak, yur­du­mu, mil­le­ti­mi özüm­den çok sev­mek­tir.
Ülküm: yük­sel­mek, ileri git­mek­tir.
Ey Büyük Ata­türk!
Aç­tı­ğın yolda, gös­ter­di­ğin he­de­fe dur­ma­dan yü­rü­ye­ce­ği­me ant içe­rim.
Var­lı­ğım Türk var­lı­ğı­na ar­ma­ğan olsun.
Ne mutlu Türk’üm di­ye­ne!”
Öğ­ren­ci­le­rin yü­zün­de ‘okul­da­yım, ders­le­re ha­zı­rım’ cid­di­ye­ti ve mut­lu­lu­ğu olu­şur­du.
Bu ruhla ders­le­re gi­rer­di öğ­ren­ci­ler. Öğ­ret­men­ler de…
Şimdi mi?
Ne sen sor, ne de ben söy­le­ye­yim.

İLKSAN, MALUM YAPI VE VAKIFLARA TERK EDİLEMEZ! İLKSAN NEDİR NE DEĞİLDİR?

İlksan 285 bin öğ­ret­me­nin alın te­ri­dir, eme­ği­dir. 3.5’luk bir konu de­ğil­dir. Me­mu­ru 3.5’a sa­tan­la­rın ko­nu­su hiç de­ğil­dir.
Zaten on­la­rın derdi de İlksan de­ğil­dir.
1- İLKSAN’ın Hu­ku­ki Sta­tü­sü Nedir?
İLKSAN Vakıf, Der­nek veya Sen­di­ka De­ğil­dir.
İLKSAN, ku­ru­luş ka­nu­nun­da sa­yı­lan üye­le­ri­ne, sos­yal yar­dım amacı ile Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na bağlı ola­rak özel ka­nun­la ku­rul­muş, kendi tüzel ki­şi­li­ği bu­lu­nan bir kamu ku­ru­mu­dur.
2- İLKSAN’ın Gelir Kay­nak­la­rı Nedir? Neden Kâr Da­ğıt­mı­yor?
İLKSAN ti­ca­ret yap­mak, Kâr elde etmek ve bu kârı üye­le­ri­ne da­ğıt­mak amacı ile ku­ru­lan bir şir­ket de­ğil­dir.
İLKSAN, Pa­ra­fis­kal ge­lir­ler­le top­la­dı­ğı fon­lar­la, Kanun ve Ana Sta­tü­sün­de ya­zı­lı kar­şı­lık­lı ve kar­şı­lık­sız yar­dım­la­rı yap­mak­la mü­kel­lef mun­zam bir sos­yal gü­ven­lik ku­ru­mu­dur.
3- İLKSAN’a Üye­lik Neden Zo­run­lu­dur? Dünya’da Ör­ne­ği Var Mıdır?
İLKSAN üye­li­ği, Türk Me­de­ni Ka­nu­nun­da ta­nım­la­nan üye­lik iliş­ki­si gibi de­ğil­dir. İLKSAN üye­li­ği aynen EMEKLİ SAN­DI­ĞI gibi me­mu­ri­ye­te giriş ile eş za­man­lı ola­rak ka­za­nı­lan bir hak ve yü­küm­lü­lük­tür. Dün­ya­da özel­lik­le Kuzey Ame­ri­ka ve Av­ru­pa’da İLKSAN ile aynı amaç­la ku­rul­muş, üye­li­ği mes­le­ğe giriş ile zo­run­lu ola­rak baş­la­yan ve fark­lı yar­dım yön­tem­le­ri olan yüz­ler­ce san­dık bu­lun­mak­ta­dır. Dün­ya­nın en büyük 300 Emek­li Fonu ve Yar­dım San­dı­ğı­nın 13’ü Öğ­ret­men San­dı­ğı­dır.
4- İLKSAN Zarar Edi­yor Mu?
Ön­ce­lik­le şunu ifade etmek ge­re­kir ki Kar­şı­lık­sız Sos­yal Yar­dım yapan kurum ve ku­ru­luş­lar­da Kâr/Zarar he­sa­bı değil, Gelir Faz­la­sı/Gider Faz­la­sı he­sa­bı ya­pıl­ma­lı­dır.
İLKSAN son 10 Yılda, aşa­ğı­da­ki tab­lo­da de­tay­la­rı ve­ril­di­ği üzere sü­rek­li gelir faz­la­lı­ğı ver­miş ve bu gelir faz­la­lık­la­rı san­dı­ğın ser­ma­ye­si­ne ek­len­miş­tir.
Ser­ma­ye­ye ya­pı­lan ek­le­me­ler, Kar­şı­lık­lı ve Kar­şı­lık­sız Sos­yal Yar­dım­lar için Kay­nak ni­te­li­ğin­de­dir.
5- İLKSAN’ın Üye­ler­den Top­la­dı­ğı Aidat­la­rı Ne­re­le­re Har­ca­nı­yor?
İLKSAN, Dünya’da ve Tür­ki­ye’de mu­adi­li san­dık ve ikin­cil emek­li­lik fon­la­rı ara­sın­da sos­yal yar­dım çe­şit­li­li­ği açı­sın­dan en fazla yar­dım yapan ku­rum­dur.
İLKSAN, ya­rar­la­nan kişi sa­yı­sı iti­ba­riy­le Tür­ki­ye’de Emek­li San­dı­ğın­dan sonra en çok sos­yal yar­dım öde­me­si yapan mun­zam San­dık­tır. 2020 yı­lın­da 25.819 Üyeye doğ­ru­dan Nakdi Sos­yal Yar­dım öde­me­si ya­pıl­mış­tır. İLKSAN, üye­le­rin­den top­la­nan aidat­lar(2020-Or­ta­la­ma Aidat 84 TL) ve aidat dışı ge­lir­ler ile Doğum, Ölüm, Ev­li­lik, Ma­lu­li­yet, Ce­na­ze, Afet, Terör, Şe­hit­lik, Sağ­lık Des­tek, Emek­li­lik olmak üzere top­lam 10 kalem Sos­yal Yar­dım yap­mak­ta­dır.
İLKSAN son 10 Yılda 169.961 üye­si­ne 1.​438.​372.​218,07 TL Sos­yal Yar­dım öde­miş, ay­rı­ca gelir faz­la­sı bi­ri­kim yap­mış­tır.
6- İLKSAN’ın FAİZ’den Başka Ge­li­ri Ol­ma­dı­ğı Doğru Mudur?
Prime bağlı yü­küm­lü­lük­le­ri ve risk öde­me­le­ri(ne zaman, kaç ki­şi­ye ve hangi mik­tar­da ris­kin ger­çek­le­şe­ce­ği belli ol­ma­yan) bu­lu­nan si­gor­ta şir­ket­le­ri, emek­li san­dık­la­rı, emek­li fon­la­rı ve İLKSAN gibi sos­yal yar­dım ku­rum­la­rı li­ki­di­te­si yük­sek (nakde dö­nü­şüm hızı yük­sek) ya­tı­rım­lar yap­mak du­ru­mun­da­dır.
İLKSAN, geç­miş yıl­lar­da yap­tı­ğı sos­yal yar­dım ve ikraz öde­me­le­ri­nin is­ta­tik­sel oran­la­rı, yeni üye giriş hızı ve ih­ti­yat ora­nı­nı gö­ze­te­rek var­lık­la­rı­nın önem­li bir bö­lü­mü­nü, Port­föy, Dev­let Tah­vi­li, Ha­zi­ne Bo­no­su ve Mev­du­at ya­tı­rım­la­rın­da de­ğer­len­dir­mek­te­dir.
287.000 Üye­si­ne her ay nakit ödeme yapma mü­kel­le­fi­ye­ti bu­lu­nan İLKSAN’ın Ya­tı­rım/Nakit dönüş hızı çok yavaş olan büyük sa­na­yi iş­let­me­le­ri kur­ma­sı veya iş­let­me­si, bugün 3 gün içe­ri­sin­de ya­pı­lan öde­me­le­rin çok uzun va­de­le­re ya­yıl­ma­sı­na sebep ola­bi­le­cek­tir.
ÖRNEK: 2020 Yılı Eylül Ayı İlksan Öde­me­le­ri
Eylül 2020 Top­la­nan Aidat (+) 24.263.457,64
Eylül 2020 Ya­pı­lan Sos­yal Yar­dım (-) 82.715.984,55
Fark (-) 58.452.526,91
Ey­lül-2020 Ayın­da Öde­nen İkraz (-) 80.665.200,00
Eylül 2020 Aidat Dışı Nakit İhti­yaç 139.117.726,91
Not: Bu ör­nek­te ve­ri­len aidat dışı nakdi ih­ti­yaç, san­dı­ğın hazır likit kay­nak­la­rın­dan kar­şı­lan­mış­tır. Bu ne­den­le­dir ki 2020 yılı Eylül ayın­da hiç­bir yar­dım öde­me­si er­te­len­me­miş­tir.
7- Gelir Faz­la­sı Veren İLKSAN Yar­dım­la­rı­nı Art­tı­rı­yor Mu?
Evet, Son 10 Yılda gelir ar­tı­şı­na pa­ra­lel ola­rak Doğum, Ce­na­ze ve Sağ­lık Des­tek yar­dım­la­rı ge­ti­ril­miş­tir. Son 4 yılda 33.465 Üye­miz bu yeni yar­dım­lar­dan ya­rar­lan­mış­tır.
Üye­le­ri­mi­ze Kan­ser Sağ­lık Nakit Des­te­ği son aşa­ma­ya ge­ti­ril­miş olup, önü­müz­de­ki yıl uy­gu­la­ma­ya alı­na­cak­tır.
8- İLKSAN De­net­le­ni­yor Mu? İLKSAN’ı Kim De­net­li­yor?
İLKSAN hem iç de­ne­tim hem de dış de­ne­ti­me açık bir ku­rum­dur. Ku­ru­mun iç de­ne­ti­mi Milli Eği­tim Ba­ka­nı­nın öner­di­ği 2 ve tem­sil­ci­ler ara­sın­dan se­çi­len 1 üye­den mü­te­şek­kil De­ne­tim Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan ya­pıl­mak­ta­dır.
San­dı­ğın dış de­ne­ti­mi 3568 Sa­yı­lı yasa kap­sa­mın­da “Ba­ğım­sız De­ne­tim” yet­ki­si­ne haiz De­net­çi­ler ta­ra­fın­dan ya­pıl­mak­ta­dır.
9- İkraz Nedir? İLKSAN Fa­iz­le Para Mı Ve­ri­yor?
İLKSAN, 4357 Sa­yı­lı Ka­nu­na da­ya­lı Ana Sta­tü­sü ge­re­ği is­te­yen üye­le­ri­ne borç para ver­mek zo­run­da­dır. Üye­le­ri­mi­ze kurum ta­ra­fın­dan ve­ri­len bu borca, İKRAZ de­nil­mek­te­dir.
İKRAZ hiz­me­ti, tüm üye­le­rin mül­ki­ye­tin­de olan nakit var­lık­lar­dan ya­pı­lan fi­nan­sal bir ödeme ol­du­ğun­dan, Ev­li­lik İkrazı hariç olmak üzere tüm borç­la­ra enf­las­yon ora­nın­dan az ol­ma­mak üzere “nema” ek­len­mek­te­dir.
10- Üye­ler­den Top­la­nan Aidat­lar İle Üyeye Ve­ri­len Borç Pa­ra­dan Nema Mı Alı­nı­yor?
Üye­ler­den top­la­nan aidat­lar­la ön­ce­lik­le sos­yal yar­dım öde­me­le­ri ya­pıl­mak­ta, İkraz (borç verme) iş­lem­le­ri ise tüm üye­le­ri­mi­zin bi­ri­ki­mi olan Öz kay­nak­la­rı­mız va­sı­ta­sı ile öden­mek­te­dir. Ör­ne­ğin; 2020 yı­lın­da 286 mil­yon aidat ge­li­ri tah­sil edil­miş, 294 mil­yon sos­yal yar­dım ya­pıl­mış­tır.
Tüm üye­le­ri­mi­zin bi­ri­ki­mi olan Öz kay­nak­la­rı­mı­zın ko­run­ma­sı için enf­las­yon ora­nın­dan az ol­ma­mak üzere “nema” uy­gu­la­ma­sı, enf­las­yon et­ki­sin­den arın­dır­mak için eko­no­mik bir zo­run­lu­luk­tur.
11- Bi­rik­miş Aida­tım Hep Aynı? Neden Gün­cel De­ğe­ri Yok?
Üye­le­ri­mi­zin bi­rik­miş aidat­la­rı, san­dık cari he­sap­la­rın­da no­mi­nal kıy­me­ti ile iz­len­mek­te, Emek­li­lik(as­ga­ri 120 ay aidat öde­mek şar­tıy­la), Ma­lu­li­yet ve Ölüm hal­le­rin­de; (Bi­rik­miş Aidat+ Bi­rik­miş Aida­tın %150 Oranı+ Son Aida­tın 100 Katı+ Son Aida­tın 4 Ka­tı­nın Aidat Öde­nen Yıl ile çar­pı­mı ile bu­lu­nan mik­tar kadar) Sos­yal Yar­dım ya­pıl­mak­ta­dır.
Üye­le­ri­mi­zin Emek­li­lik, Ma­lu­li­yet ve Ölüm hal­le­ri dı­şın­da her­han­gi bir ne­den­le san­dık­tan ay­rıl­ma­la­rı ha­lin­de ise 3095 sa­yı­lı Ka­nu­nun 1 inci mad­de­si­ne göre bi­rik­miş aida­ta ta­hak­kuk et­ti­ri­lecek ne­ma­sı ile bir­lik­te iade edil­mek­te­dir.
İLKSAN Üyesi De­ğer­li Ar­ka­da­şım,
Bugün, İLKSAN İlçe Tem­sil­ci Adayı ola­rak siz­ler­den oy is­te­yen ancak, bir yan­dan oy is­ter­ken diğer yan­dan da 2012 yı­lın­dan bu yana ka­ra­la­dık­la­rı ve her yıl “ge­lecek sene ba­ta­cak in­şal­lah” diye dua et­tik­le­ri, eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın maaş zammı 5 tane 5 lit­re­lik yağ ala­maz­ken, “zammı bı­ra­kın İLKSAN’a bakın” di­ye­rek, Toplu söz­leş­me­de kamu ta­ra­fı­nı 4 kez San­dı­ğın ka­pa­tıl­ma­sı için acil top­lan­tı­ya ça­ğı­ran ve/fakat san­dı­ğı ka­pat­mak­tan umudu ke­sin­ce de “yö­net­me­ye talip ol­duk­la­rı­nı” ilan eden “algı yö­ne­ti­ci­si uz­ma­nı ma­lum-sen” mu­hip­le­ri­ne ver­me­miz ge­re­ken ce­vap­lar var.
1-Üye­le­ri­ne İLKSAN’dan bir­kaç kat fazla emek­li ik­ra­mi­ye­si veren san­dık­lar ol­du­ğun­dan bah­se­den bu ar­ka­daş­lar, İLKSAN’ın kes­ti­ği AİDAT ile Örnek ver­di­ği San­dık­la­rın kes­ti­ği AİDAT’ın kı­ya­sı­nı neden yap­mı­yor, bah­set­tik­le­ri san­dık­la­rın or­ta­la­ma aida­tı 380 TL’den baş­lar, 1200 TL’ye kadar çıkar. İLKSAN’ın kes­ti­ği aidat or­ta­la­ma 84 TL. Ha­liy­le İLKSAN’ın kes­ti­ği aidat­tan or­ta­la­ma 10 Kat fazla kesen bir san­dık, Emek­li ik­ra­mi­ye­si­ni de 10 Kat fazla öde­ye­bil­mek­te­dir. Di­ğe­ri ise İLKSAN’ın yak­la­şık 6 Katı Aidat ke­ser­ken İLKSAN’ın 2 Katı İkra­mi­ye öde­mek­te­dir. De­ğer­li mes­lek­ta­şım, lüt­fen bu ko­nu­yu algı uz­ma­nı ma­lum-sen ada­yı­na değil, et­ra­fı­nız­da ki bir Asker ya da Polis ça­lı­şa­nı­na so­ru­nuz.
2- İLKSAN Maaş mat­ra­hın­dan %2, POL­SAN Maaş mat­ra­hın­dan %8, OYAK ise Maaş mat­ra­hın­dan %10 Ke­sin­ti yap­mak­ta­dır. Eği­tim Ça­lı­şan­la­rı­nın Ma­aşı­nı as­ga­ri ücret se­vi­ye­si­ne dü­şü­ren bu mem­nun-sen ar­ka­daş­la­ra so­ra­bi­lir mi­si­niz lüt­fen, İLKSAN’a ke­si­len aida­tın 84 TL ol­ma­sı­nın so­rum­lu­su kim­dir? Keşke eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın ma­aş­la­rı As­ker-Po­lis maaşı kadar olsa da İLKSAN aidat­la­rı ve bi­ri­kim­le­ri de yük­sek olsa.
3- Şe­ca­at arz eden kıpti sir­ka­tin söy­ler­miş, önce ma­aşı­mı­zı as­ga­ri ücret dü­ze­yi­ne dü­şür­dü­ler, şimdi de her ne eko­no­mik sı­kın­tı­nız varsa se­be­bi İLKSAN’dır di­yor­lar. El­bet­te söy­ler­ler çünkü İLKSAN’a mu­ha­le­fet etmek kolay, ken­di­le­ri­ni “güçlü, irade sa­hi­bi bir yö­ne­tim ola­rak” ta­nı­tan bu ar­ka­daş­lar, bu güç­le­ri­ni neden toplu söz­leş­me ma­sa­sın­da kul­lan­ma­dı­lar da bizi %3,5 zamma, mah­kûm et­ti­ler. İLKSAN aida­tı­nın en düşük aidat ol­ma­sı­nın ne­de­ni kim?
4- Tür­ki­ye Sev­da­lı­la­rı San­dı­ğı dev­ral­dı­ğın­da, İLKSAN Emek­li İkra­mi­ye­si 1 Maaş iken şu anda 10 Maaş ol­muş­tur. Tür­ki­ye Sev­da­lı­la­rı 2020 Yı­lın­da İLKSAN’da sos­yal yar­dım­la­rı %20 art­tır­dı sizin mem­nun-se­ni­niz eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın ma­aş­la­rı­nı ne kadar art­tır­dı? Bu mu sizin Viz­yo­ner ba­kı­şı­nız? Bu mu sizin eği­tim ça­lı­şan­la­rı­na va­adi­niz? Lafla pey­nir ge­mi­si yü­rü­mü­yor bey­ler, Keşke yetki gü­cü­nü­zü kul­la­nıp İLKSAN aidat­la­rı­na %25 Dev­let kat­kı­sı ala­bil­sey­di­niz! Ma­aş­la­rı­mı­zı, emek­li san­dı­ğı ik­ra­mi­ye­mi­zi ne yap­tı­ğı­nız or­ta­da! Heba edi­li­yor de­di­ği­niz İLKSAN Var­lık­la­rı, son 10 Yılda 1 MİLYAR GELİR FAZ­LA­SI ver­miş, Önce mali tablo oku­ma­yı öğ­re­nin lüt­fen!
5- Doğum, Ce­na­ze, Sağ­lık Des­tek, Terör Mağ­du­ri­ye­ti yar­dı­mı­nı, ma­aşın­da İcra olana İkrazı biz ge­tir­dik. 2022’den iti­ba­ren is­te­yen her üye is­ter­se toplu para ye­ri­ne emek­li maaşı ala­cak, kan­ser nakdi yar­dı­mı baş­lı­yor. An­ka­ra, İstan­bul ve İzmir’de Ko­nu­kev­le­ri açtık. Yaşlı Ko­nu­ke­vi­nin te­me­li atı­lı­yor. Eği­tim ya­tı­rım­la­rı baş­lı­yor. Tüm iş­lem­ler On­li­ne ve E-dev­le­te ta­şın­dı. İLKSAN’ı et­ra­fı­nız­da gör­dü­ğü­nüz ya­pı­la­ra ve ida­re­le­re mi ben­zet­me der­din­de­si­niz? Telaş yap­ma­yın, İLKSAN Emin ve Ehil el­ler­de­dir.
6- De­ğer­li Mes­lek­ta­şım, her şey­den önce bu ar­ka­daş­la­ra sor­mak ge­rek­mez mi? Daha düne kadar “hemen ka­pa­tıl­sın, ba­tı­yor, iflas edi­yor” diye yay­ga­ra ko­par­dık­la­rı İLKSAN, bugün neden ve niçin kıy­met­li oldu, bu “irade sa­hi­bi” ar­ka­daş­lar, eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın yüz­ler­ce bi­rik­miş so­ru­nu var­ken 1 yıl­dır neden İLKSAN’la yatıp İLKSAN’la kal­kı­yor? Bu so­ru­nun ce­va­bı; Tür­ki­ye Sev­da­lı­la­rı­nın 25 yılda damla damla bi­rik­ti­rip na­mu­su gibi ko­ru­duk­la­rı 2,1 Mil­yar Nakit, 2,5 Mil­yar gay­ri­men­kul var­lık­lar ola­bi­lir mi acaba?
03.04.2021 Cu­mar­te­si günü ya­pı­la­cak olan İlksan tem­sil­ci­ler ku­ru­lu se­çim­le­rin­de bütün aday­la­rı­mı­za ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum.
İlksan emin el­ler­de.
Türk Eği­tim-Sen varsa umut var.

SINAV TALEBİ İLE İLGİLİ İLK BAŞVURULAR YAPILDI

Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı Per­so­nel Genel Mü­dür­lü­ğü ta­ra­fın­dan, 2005 yı­lın­da Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me Sı­na­vı baş­vu­ru­la­rı­na iliş­kin bir yö­net­me­lik ya­yın­lan­mış­tı.
Yö­net­me­li­ğe göre; Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı’na bağlı resmi ve özel öğ­re­tim ku­rum­la­rı ile diğer kamu kurum ve ku­ru­luş­la­rın­da eği­tim-öğ­re­tim hiz­met­le­ri sı­nı­fı­na dahil öğ­ret­men un­van­lı kad­ro­lar­da bu­lu­nan öğ­ret­men­ler­den ge­rek­li ko­şul­la­rı ta­şı­yan­lar için Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me Sı­na­vı 27 Kasım 2005’te ya­pı­la­cak­tı. Aday­lık dö­ne­mi hariç öğ­ret­men­lik­te en az 13 hiz­met yı­lı­nı dol­du­ran­lar ba­şöğ­ret­men­lik, öğ­ret­men­lik­te 7 yı­lı­nı dol­du­ran­lar ise uzman öğ­ret­men­lik sı­na­vı­na girme hak­kı­na sa­hip­ti.
Ay­rı­ca yö­net­me­li­ğin “Sınav ve Pro­to­kol” baş­lık­lı 13 Mad­de­sin­de, “Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me Sı­na­vı, yılda bir defa olmak üzere ÖSYM ta­ra­fın­dan ya­pı­lır.” de­ni­yor­du..
02.11.2011 ta­rih­li ve 666 sa­yı­lı KHK ile ka­mu­da “Eşit İşe Eşit Ücret” il­ke­si ge­rek­çe gös­te­ri­le­rek aynı unvan ve aynı kad­ro­da olan­la­rın fark­lı ücret al­ma­sı­nın önüne ge­çil­me­ye ça­lı­şıl­dı.
“Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rı” uy­gu­la­ma­sın­da or­ta­ya çıkan bu ada­let­siz­lik, öğ­ret­men­lik mes­le­ğiy­le, eşit işe eşit ücret il­ke­siy­le, oku­lun ve eği­ti­min ka­mu­sal özüy­le bağ­daş­ma­ya­rak eği­tim­de ya­şa­nan so­run­la­rın daha da de­rin­leş­me­si­ne ve öğ­ret­men­ler ara­sın­da iki­lik çık­ma­sı­na sebep oldu.
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nın 2005 yı­lın­da ya­yın­la­dı­ğı Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me yö­net­me­li­ği, 14/6/1973 ta­rih­li ve 1739 sa­yı­lı Millî Eği­tim Temel Ka­nu­nu­nun 43. mad­de­si ile 14/7/1965 ta­rih­li ve 657 sa­yı­lı Dev­let Me­mur­la­rı Ka­nu­nu­nun 152. mad­de­si­ne da­ya­nı­la­rak ha­zır­lan­mış­tı.
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı, Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me Sı­na­vı Yö­net­me­li­ğin­de de şu temel il­ke­le­re vurgu yap­mış­tı:
“Madde 5 — Öğ­ret­men­lik ka­ri­yer ba­sa­mak­la­rın­da yük­sel­me­de;
a) Öğ­ret­men­le­rin mes­le­kî bilgi ve be­ce­ri­le­ri­nin ge­liş­ti­ril­me­si,
b) İmkân ve fır­sat eşit­li­ği sağ­lan­ma­sı,
c) Ge­nel­lik, eşit­lik, ge­çer­lik, gü­ve­nir­lik, ta­raf­sız­lık ve açık­lık öl­çüt­le­ri­ne uyul­ma­sı temel il­ke­dir.”
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı Öğ­ret­men­lik Ka­ri­yer Ba­sa­mak­la­rın­da Yük­sel­me Yö­nelt­me­li­ğin­de bu temel il­ke­le­ri be­lirt­miş ve Uzman Öğ­ret­men­lik uy­gu­la­ma­sı­nı ha­ya­ta ge­çir­miş­ti.
Ancak ara­dan 15 yıl geç­me­si­ne rağ­men sınav ya­pıl­ma­ya­rak Uzman Öğ­ret­men­lik im­ka­nı bir daha hiç bir öğ­ret­me­ne ve­ril­me­di. Bu durum Fır­sat eşit­siz­li­ği ve hak kaybı ya­rat­mış­tır. 15 yıl­dır aynı işi yapan öğ­ret­men­ler ne yazık ki aynı hak­lar­dan fay­da­la­na­ma­mış­tır.
. Şu anda Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı bün­ye­sin­de ça­lı­şan 1 mil­yo­nu aşkın öğ­ret­men­den yak­la­şık 83 bini Uzman Öğ­ret­men­lik hak­kın­dan fay­da­lan­mak­ta­dır. 83 bin öğ­ret­me­nin ha­ri­cin­de­ki öğ­ret­men­ler, Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nın eşit­lik, ge­nel­lik, ge­çer­lik, ta­raf­sız­lık ve açık­lık il­ke­si göz ardı edi­le­rek mağ­dur edil­miş­tir.
Bu durum ay­rı­ca öğ­ret­men­ler ara­sın­da maddi yön­den de önem­li bir ada­let­siz­li­ğe sebep ol­muş­tur. 2006 yı­lın­da sı­na­vı kıdem yö­nün­den kıl payı ka­çı­ran bir öğ­ret­me­nin geçen 15 yıl­lık süre içe­ri­sin­de­ki maddi kaybı yak­la­şık 60 bin TL’dir.
Yu­ka­rı­da­ki yö­net­me­lik­ler da­ya­nak alı­na­rak mağ­du­ri­yet­le­ri­nin gi­de­ril­me­si­ni is­te­yen öğ­ret­men­ler Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na bi­rey­sel ola­rak di­lek­çey­le baş­vu­ru­da bu­lun­du.
Rize Doğuş Çay İlko­ku­lu öğ­ret­me­ni Cey­hun KA­LEN­DER, Alan­ya Par­la­yük­sel İlko­ku­lu öğ­ret­me­ni Kad­ri­ye DEMİREL, Alan­ya Mes­le­ki ve Tek­nik Ana­do­lu Li­se­si öğ­ret­me­ni Hamza ŞEN ve Özlem BEŞER, Alan­ya Kar­gı­cak Va­ha­poğ­lu İlko­ku­lu öğ­ret­me­ni Adnan ASLAN ve bir grup öğ­ret­men Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­na gön­der­dik­le­ri di­lek­çe­ler­de sınav hak­la­rı­nın geri ve­ril­me­si­ni ve mağ­du­ri­yet­le­ri­nin gi­de­ril­me­si­ni talep et­ti­ler.
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı­nın ve­re­ce­ği ce­va­bın içe­ri­ği­ne göre ge­re­kir­se hu­ku­ki süreç baş­la­ta­bi­le­cek­le­ri­ni be­lir­ten mağ­dur öğ­ret­men­ler, bu sü­re­cin bin­ler­ce mağ­dur öğ­ret­men için de emsal teş­kil ede­rek bir yol ha­ri­ta­sı be­lir­le­ye­ce­ği­ni ifade et­ti­ler.

OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN

Deniz ke­na­rın­da yü­rü­yüş yapan bir adam, kum­la­rın üze­rin­de­ki deniz yıl­dız­la­rı­nı top­la­yıp de­ni­ze atan bir kadın görür ve ya­nı­na yak­la­şa­rak ne yap­tı­ğı­nı sorar. Kadın: “deniz çe­ki­lin­ce deniz yıl­dız­la­rı gü­neş­te ku­ru­ya­cak­lar, on­la­rı de­ni­ze atı­yo­rum” der. Adam: “bin­ler­ce ki­lo­met­re sahil, mil­yon­lar­ca deniz yıl­dı­zı var, bir­kaç ta­ne­si­ni kur­tar­man neyi de­ğiş­ti­rir?” diye sorar. Kadın bir deniz yıl­dı­zı­nı de­ni­ze atar ve ” Bak onun çok şey de­ğiş­ti” der.
Bi­lin­di­ği üzere uzak­tan eği­tim sü­re­ci­nin baş­la­ma­sıy­la bir­lik­te öğ­ren­ci­le­rin canlı ders­le­re bağ­la­na­bil­me­si ile il­gi­li in­ter­net, tab­let, bil­gi­sa­yar ko­nu­sun­da önem­li so­run­lar ya­şan­dı ve ya­şan­ma­ya da devam edi­yor.
Ge­ri­de bı­ra­kı­lan sü­reç­te Sayın Milli Eği­tim Ba­ka­nı Ziya Sel­çuk, 1 mil­yon 600 bin öğ­ren­ci­mi­zin uzak­tan eği­ti­me iş­ti­rak ede­me­di­ği tes­pi­tin­de bu­lun­muş­tu.
Uzak­tan eği­tim araç­la­rı­na sahip ola­ma­yan bir öğ­ren­ci dahi olsa bizim için çok önem­li­dir.
Geç­ti­ği­miz yıl­lar­da ba­kan­lık Fatih pro­je­si kap­sa­mın­da üc­ret­siz yüz bin­ler­ce tab­let da­ğıt­mış­tı. Oysa bugün öğ­ren­ci­le­ri­mi­zin bu tab­let­le­re daha çok ih­ti­ya­cı var­dır. Demek ki, ül­ke­mi­zin bil­gi­sa­yar ve in­ter­net im­kâ­nın­dan yok­sun öğ­ren­ci­le­ri­mi­ze bu araç ge­reç­le­ri üc­ret­siz temin etme gücü var­dır.
Hatta uzak­tan eği­tim sü­re­cin­de ba­kan­lı­ğın öğ­ren­ci­le­re 500 bin tab­let da­ğıt­ma pro­je­si de vardı. Bu tab­let­le­rin da­ğı­tıl­dı­ğı söy­le­ni­yor. Doğ­ru­su ne kadar tab­let da­ğı­tıl­dı­ğı ve bu hak­tan kim­le­rin fay­da­lan­dı­ğı ko­nu­sun­da bir bil­gim yok.
Ancak bir nebze de olsun katkı sağ­la­ma­sı dü­şün­ce­siy­le bir öneri ge­ti­ri­yo­ruz. Okul­lar­da kul­la­nıl­ma­yan bil­gi­sa­yar ve tab­let­ler uzak­tan eği­tim sü­re­sin­ce öğ­ren­ci­le­re ve­ril­sin!.. Ay­rı­ca evin­de kul­la­nıl­ma­yan bil­gi­sa­yar ve tab­le­ti olan­lar da bu kam­pan­ya­ya des­tek ver­sin­ler.
Uzak­tan eği­tim­den fay­da­la­na­ma­yan yüz bin­ler­ce öğ­ren­ci­yi dü­şün­dü­ğü­müz­de bu katkı çok küçük gibi gö­rün­se de, ok­ya­nus kı­yı­sın­da deniz yıl­dı­zı top­la­yıp ok­ya­nu­sa atan ka­dı­nın ifa­de­siy­le, bu im­ka­na ka­vu­şan her öğ­ren­ci için çok şey de­ği­şe­cek­tir.
Evet, bir kere daha tek­rar edecek olur­sak; okul­lar­da ve ev­ler­de kul­la­nıl­ma­yan bütün bil­gi­sa­yar ve tab­let­ler öğ­ren­ci­le­rin hiz­me­ti­ne su­nul­sun.

ENFLASYON ATLI, MEMUR YAYA

2020 yılı enflasyon rakamları belli oldu. Buna göre 2020 yılında tüketici fiyatları ortalama %14,6 oranında yükseldi.
Hal böyle olunca memurlara %4.36 enflasyon farkı verilmesi gündeme geldi. Buna göre memur maaşları ocak ayı itibari ile %7,36 oranında zamlanacak. Bu oran gerçek anlamda memur maaşlarına 2021 yılı için yapılacak zammı ifade etmemekte, 2020 yılından alacaklı oldukları %4.36’yı da içermektedir.
Hal böyle olunca memur maaşlarına yalnızca enflasyon kadar zam yapılmakta bu zam da altı ay geriden gelmektedir. Dolayısıyla memur maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte alım gücü hızla düşmektedir. Enflasyonun %14,6 olduğu, asgari ücrete %21,6 oranında zam yapıldığı bir ortamda memur maaşları %3 oranında zamlanacaktır.
Bunun adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığı açıktır. Her dönem enflasyon farkı aldatmacasıyla memur ve emekliler oyalanmaktadır. Enflasyon farkının yaşandığı dönemlerde enflasyon sürekli önden gitmekte memur maaşları erimekte alım gücü düşmekte altı ay sonra bu zararı bir defaya mahsus telafisi söz konusu olmaktadır.
Dolayısıyla mevcut durumda enflasyon atlı, memur ise yaya bırakılmış durumdadır. Enflasyon farkı ile birlikte memurun zammı %7,36 olarak lanse edilmektedir ancak memurun aldığı zam %3 tür.
Türkiye Kamu-Sen olarak memur maaşlarının yeniden revize edilmesi ısrarımızı bir kez daha buradan ilan ediyoruz.