Category Archives: Yazarlarımız

GÜNDEME DAİR

Mart ayı ba­şın­da İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı, “Yük­sek ve çok yük­sek risk gru­bun­da bu­lu­nan il­le­ri­miz­de halen uy­gu­lan­mak­ta ol­du­ğu gibi ce­na­ze­le­re ka­tı­lım 30 kişi ile sı­nır­lan­dı­rı­la­cak­tır” açık­la­ma­sı yap­mış­tı.
Ana­do­lu’da kovit ile ve­fa­tı ger­çek­le­şen ga­ri­ba­nın ce­na­ze­si­ne ka­tı­lım en ya­kı­nı 30 kişi ile sı­nır­lan­dı­rı­lır­ken bir zen­gin, bir ta­ri­kat şeyhi veya si­ya­set­çi­nin ce­na­ze­si le­ba­lep ka­tı­lım­la kal­dı­rı­lı­yor.
Al­dı­ğı ka­ra­ra uy­ma­yan Hü­kü­me­tin çe­li­şen ha­re­ke­ti ol­mu­yor mu bu dav­ra­nış.
Sen sı­nır­la sen uyma oh ne ala mem­le­ket.
Ti­ca­ret Ba­ka­nı vardı, hak­kın­da etik ol­ma­yan ti­ca­ret alış­ve­ri­şi olmuş. Aile şir­ke­tin­den iha­le­siz ba­kan­lı­ğı­na yüklü mik­tar­da de­zen­fek­te mal­ze­me­si al­dı­ğı id­di­ası gün­ler­dir ko­nu­şul­du.
Bu olum­suz­lu­ğa ses çı­kar­ma­yan atan­mış Ba­ka­nı­mız yap­tı­ğı ha­ta­yı kabul eder­ce­si­ne hep sus­kun kaldı.
Bi­li­yor­su­nuz sus­mak ik­rar­dan gelir.
Du­yar­lık gös­te­ren Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan si­ya­set dı­şın­dan gelen ata­dı­ğı Bayan Ba­ka­nı bu gece ya­rı­sı ope­ras­yo­nu ile gö­rev­den aldı ve en iyi­si­ni yaptı. Ya­kı­şan bu ol­ma­lıy­dı.
Komşu Ba­kan­sız kal­mı­yor.
Ulaş­tır­ma Ba­ka­nın­dan ha­tır­la­ya­lım ata­nan Trab­zon­luy­du gö­rev­den alı­nın­ca ye­ri­ne ata­nan da yine Trab­zon­lu.
Reis Ri­ze­li ama ekibi ma­şal­lah hep Trab­zon­lu­lar­dan.
Demek ki Reis Ri­ze­li­den daha çok Trab­zon­lu­la­ra gü­ve­ni­yor. Ri­ze­li­ye gü­ven­sey­di bir Bakan atar­dı. Ri­ze­li yal­nız OY ver­sin yeter, Ba­kan­lık ne­yi­ne.
Güven her şey­den önce gelir. Daha önce gö­rev­den az­le­di­len 2 Ba­kan­da Trab­zon­luy­du biri damat Berat Al­bay­rak di­ğe­ri Cahit Tur­han.
17 Ba­kan­lı hü­kü­met­te Trab­zon­lu atan­mış Bakan sa­yı­sı damat Ada­let Ba­ka­nıy­la bir­lik­te 5,5 oldu.
Dik­kat çe­ki­yor ata­nan­la­rın yal­nız­ca 1 ta­ne­si mer­kez ta­ra­fın­dan di­ğer­le­rin­den 3 ta­ne­si Of So­lak­lı Va­di­sin­den son ata­nan 3 dönem İstan­bul Mil­let­ve­kil­li­ği yapan Sür­me­ne­li.
Nük­le­er Ener­ji ve Ulus­la­ra­ra­sı Pro­je­ler Genel Mü­dür­lü­ğü­ne AK Parti Gurup Baş­ka­nı Naci Bos­tan­cı’nın oğlu Afşin Burak Bos­tan­cı atan­mış.
84 mil­yon içe­ri­sin­de sa­de­ce AK Parti’li­le­rin ço­cuk­la­rı­nın ka­fa­sı çok iyi ça­lış­tı­ğı için mi tüm kol­tuk­la­ra ata­ma­la­rı ya­pı­lı­yor. 3-5 maaş alan­lar ayrı ekip, ama on­lar­da AK Parti’li dost­lar. Yiyin tık­sı­rın­ca­ya kadar yiyin. İşsiz­lik had saf­ha­da iken Allah şahit hak­kı­nı helal et­me­yen mil­yon­lar­ca insan var. Siz­ler li­ya­kat değil itaat sa­hi­bi ya­kın­la­rı­nı­zı ma­ka­mın gü­cü­nü kul­la­na­rak kol­tuk­la­ra oğul, kız eniş­te hısım ak­ra­ba de­me­den dol­dur­ma­ya bakın. ‘’Ema­ne­ti eh­li­ne verin’’ ha­di­si­ne ina­nan Müs­lü­man­lar­da­nız ya siz.

RAMAZAN AYI BİR MEDENİYETTİR

Müs­lü­man olan mil­let­ler şu­nu unut­ma­ma­lı­dır ki; İs­lâ­mi­yet, Müs­lü­man olan Türk­le­ri be­diî bir şek­le sok­muş ve Ra­ma­zan ayın­da mah­ya, te­miz­lik, ra­bı­ta­lı­lık, ah­lâk tas­fi­ye­si, gü­nah ve za­rar­lı şey­ler­den çe­kin­me, cö­mert­lik ve her­ke­si dü­şün­me ter­bi­ye­si­ni bir ara­ya ge­ti­re­rek, bir; “Ra­ma­zan Me­de­ni­ye­ti” vü­cu­da ge­tir­miş­tir.
Öl­mek is­te­yen­ler bi­le; “Şu Ra­ma­za­nı gö­re­yim de öy­le…” di­ye­rek ha­ya­tın­da bir de­fa da­ha id­rak et­mek­le nok­san­sız ahirete göç­me­yi dü­şün­müş­ler­dir.
Ra­ma­zan­da 30 gün oruç tu­tan­lar bay­ra­mın bi­rin­ci gü­nü oruç tut­ma­dı­ğın­dan bir şey ye­me­ğe uta­nır ve bir ne­vi gün­düz ye­me­nin ace­mi­li­ği ve mah­cup­lu­ğu için­de­dir.
Âde­ta gi­den Ra­ma­zan­dan sı­kı­lır.
Ra­ma­zan gi­di­yor, aca­ba bir da­ha se­ne­ye çı­ka­cak mı­yım di­ye ağ­la­yan­la­rı bi­li­rim ben.
Hele o Ramazanı karşılayanlar, üç ayları yâni Recep ve Şâban aylarını da tutarlar…
Ramazandan sonra Savm-ı Davud’a (Bir gün açıp bir gün oruç tutmaya) meraklı olanlar da her Ramazanın çocukluklarından beri hâfızalarında yer eden tesirlerinin saadeti içindedirler.
San­ki Pey­gam­ber efen­di­miz şe­hir­le­ri­mi­ze ge­lir, he­pi­mi­zin saadet ve fa­kir­hâ­ne­mi­ze ruhen misafir olur.
Asıl bay­ram Ra­ma­zan bit­tik­ten son­ra de­ğil biz­zat Ra­ma­zan­da olur.
Öy­le ki bu bay­ram, se­ne­de bir ay ge­lir, ama onun gel­me­si tam on bir bay­ram se­vin­ci için­de ge­çer.
Her hakiki Müs­lü­ma­nın gön­lün­de Allah telanın kor­ku­su ka­dar Ra­ma­zan sev­gi­si de yer et­miş­tir.
Bay­ram de­ğil Ra­ma­zan dü­ğün ayı­dır. O dü­ğü­ne her­kes müş­tak­tır.
Ra­ma­za­na çok şü­kür on ay kal­dı, di­ye bir ay da­ha yak­laş­ma­nın se­vin­ciy­le göz­le­ri ya­şa­ran­la­rıbi­li­rim.
Ka­dir (Gecesi) gü­nü, Müs­lü­man­la­rın çok mü­te­es­sir bir gü­nü­dür…
Câ­mi­ler­de “elveda” evazelerinden ağ­la­ma­dık can kal­maz.
Ar­tık o is­mi var cis­mi yok bir Ra­ma­zan ömür­ler ol­duk­ça ge­le­cek, tıp­kı kuy­ruk­lu bir yıl­dız gi­bi sey­re­de­cek­tir…
Fakat kuyruğunu götürmez, bırakır.
On­dan Türk­ler bir “Ra­ma­zan Me­de­ni­ye­ti” kur­muş­lar­dır. O me­de­ni­yet, gö­rü­yo­ruz ki ruh­lar­da ber­devam­dır.
Kaynak: Ord. Prof. Dr. Sü­heyl Ün­ver

ABD’Lİ PROF. GUNTER 1915 ERMENİ YALANLARI
OLAYINI ANLATTI

Türk-Ame­ri­kan Ulu­sal Yön­len­dir­me Ko­mi­te­si (TASC) ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen; “Asır­lık Er­me­ni Ya­la­nı ve Si­ya­si Sü­re­ci” pa­ne­li­ne video kon­fe­rans yo­luy­la ka­tı­lan Orta Doğu uz­ma­nı Mic­ha­el Gun­ter, 1915 olay­la­rı­nın yıl dö­nü­mü ola­rak kabul edi­len, 24 Nisan’a iliş­kin özet­le şu de­ğer­len­dir­me­ler­de bu­lun­du:
“1915 olay­la­rı­nın her iki taraf açı­sın­dan da acı­lar­la dolu ol­du­ğu­nu ve bir­çok Er­me­ni’nin bu sü­reç­te ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği­ni be­lir­te­rek; “Buna rağ­men ya­şa­nan­lar Er­me­ni Soy­kı­rı­mı ola­rak ni­te­len­di­ri­le­mez. Daha ön­ce­sin­de bir­çok Türk, Er­me­ni çe­te­ler ta­ra­fın­dan kat­le­dil­di. Er­me­ni çe­te­le­ri­nin, sa­vaş­lar­dan yor­gun düşen Os­man­lı Dev­le­ti’nin için­de bu­lun­du­ğu zorlu du­ru­mu fır­sat ola­rak gör­dü­ğü­nü ve Bi­rin­ci Dünya Sa­va­şı’ndan en az 50 yıl önce Os­man­lı Dev­le­ti’ne karşı sal­dı­rı­lar dü­zen­le­di.
Er­me­ni çe­te­ler ta­ra­fın­dan 21 Tem­muz 1905 günü Os­man­lı Pa­di­şa­hı II. Ab­dül­ha­mid’in hedef alın­dı­ğı “Yıl­dız Su­ikas­tı” ola­rak da bi­li­nen bom­ba­lı sal­dı­rı­yı yap­tı­lar. Hâ­liy­le Er­me­ni çe­te­ler, 1915 olay­la­rın­dan çok daha önce kat­li­ama varan is­yan­lar dü­zen­le­me­ye baş­la­dı ve bunun ne­ti­ce­sin­de Os­man­lı Dev­le­ti ta­ra­fın­dan sür­gün edil­di.
Evet, ya­şa­nan­lar üzün­tü ve­ri­ci ve Os­man­lı yö­ne­ti­mi­nin tu­tu­mu tar­tı­şı­la­bi­lir ancak Er­me­ni­ler, ken­di­le­ri­nin masum ol­du­ğu ima­jı­na zarar ver­me­mek için yap­tık­la­rı kanlı sal­dı­rı­la­rı ko­nuş­mu­yor.”
Gü­nü­müz­de 1915 olay­la­rı bir­çok ülke ta­ra­fın­dan si­ya­sî bir araç ola­rak kul­la­nı­lı­yor. Türk ta­ra­fı, olay­la­rın ta­rih­çi­ler ve il­gi­li uz­man­lar ta­ra­fın­dan derin bir şe­kil­de in­ce­len­me­si yö­nün­de açık­tan çağ­rı­lar­da bu­lu­nu­yor.
Ancak Er­me­ni ta­ra­fı­nın bu çağ­rı­la­ra cevap ver­me­me­si dik­kat çe­ki­ci­dir. Yâni ya Er­me­ni­le­rin söy­lem­le­ri­ne yüzde yüz ka­tı­la­cak­sı­nız yahut ko­nuş­ma­ya­cak­sı­nız.
Bunun bi­lim­sel ve man­tık­lı bir tutum ol­du­ğu­nu dü­şün­mü­yo­rum. Olay­la­rın üze­rin­den 100 yıl geç­miş­ken Bi­rin­ci Dünya Sa­va­şı’nda ölen­le­rin anı­sı­na, teh­dit­ler­le değil, akıl­lı bir bi­lim­sel ana­liz­le bu ko­nu­nun üs­tü­ne gi­dil­me­li­dir.”

Kay­nak: AA 25.04.2020

OH CANIM TÜRKİYE

Kar­tal­la­ra 56 bin lira maaş.
Oh be Tür­ki­ye’de ne tatlı maaş var.
Mil­let açlık sı­nı­rın­da can çe­ki­şir­ken AK Parti’nin buy­ru­ğu­na gi­ren­ler maddi sal­ta­nat için­de.
Fu­ka­ra­lık­tan mil­le­te be­da­va soğan pa­ta­tes şov­la­rı ya­pı­lı­yor. Bir kısım zümre 56 bin li­ra­cık az bir maaş niye bu kadar ko­nu­şu­lu­yor.
Dev­le­tin bir ku­ru­mu­nun Genel Mü­dür­lü­ğün­den alı­nıp başka bir yerde görev ve­ri­len zatın ala­ca­ğı maaşı du­yun­ca ağzım açık kaldı.
Tür­ki­ye’de 56 bin lira maaş ve­ri­li­yor. Mil­let açlık ve iş­siz­lik sı­nı­rın­da iken yan­daş­la­ra ya­pı­lan bu mil­let­le alay et­mek­tir.
Mil­let­ve­ki­li, Vali o pa­ra­yı ala­mı­yor ama Kar­tal İHL me­zu­nu ol­ma­sın­dan başka bir vasfı ve tec­rü­be­si ol­ma­yan adam­la­ra ka­sa­dan ulufe da­ğı­tı­lı­yor.2500 lira ol­ma­yan as­ga­ri üc­ret­le 10 mil­yo­na yakın insan ya­şa­ma­ya ça­lı­şır­ken 56 bin lira maaş Allah’ın gü­cü­ne gider bey­ler.
Bu ödeme belki ya­sal­dır ama pa­ta­tes ve so­ğa­na muh­taç edi­len mil­let için ETİK DEĞİLDİR.
56 bin li­ra­lık ve bir­kaç ma­aş­lık ar­pa­lık­la­rı gö­rün­ce bari hak ve ada­let­ten bah­set­me­yin.
Al­man­ya’da kalan AK Parti’liler
Ma­lat­ya’dan Al­man­ya se­ya­ha­ti
AK Parti’li Ma­lat­ya’nın bir il­çe­sin­den Be­le­di­ye bilgi görgü ge­li­şi­mi için Al­man­ya’ya gör­gü­süz bil­gi­siz yaşı 30’un al­tın­da va­tan­daş gön­de­ril­miş.
Al­man­ya se­ya­ha­ti­ne giden 45 AK Parti’li özel pa­sa­port­lar­la ra­hat­ça gidip 2 ta­ne­si ancak dön­müş.
Dö­nen­ler her­hal­de sürü sa­hi­bi 2 kişi
Gö­rev­li gi­den­le­rin pa­sa­port­la­rı sü­re­li ol­du­ğu için iade­si ge­re­ki­yor.
Bilgi ar­tı­rı­mı için giden bil­gi­siz 45 AK Parti’liden 2 ta­ne­si 45 pa­sa­por­tu ge­ti­rip tes­lim etmiş ama pa­sa­port sa­hip­le­rin­den 43 ta­ne­si or­ta­da yok Al­man­ya’da unu­tul­muş.
Or­ta­da aca­yip bir dolap dö­nü­yor. Ara­dan 7 ay geç­miş bi­ri­le­ri sız­dı­rın­ca ka­mu­oyu­na yan­sı­dı. Bu ne ay­maz­lık­tır.
As­lın­da ay­maz­lık de­ğil­de ça­re­siz­li­ğin gös­ter­ge­si bu se­ya­ha­tin iç­yü­zü.
Mem­le­ket­te iş yok va­tan­daş bir şey yi­yecek, her­kes 56 bin lira maaş al­mı­yor ki.
Dü­me­ni ayar­la­yan bilgi görgü ar­tı­rı­mı aya­ğı­na özel pa­sa­port ve Be­le­di­ye Vali des­te­ği ile ver elini Ala­man­ya.
Küçük bir de­tay­da her gün açık­la­ma da bu­lu­nan atan­mış Ba­kan­lar ve AK Parti gurup baş­kan­la­rı, Ma­lat­ya Mil­let­ve­kil­le­rin­den çıt çık­ma­ma­sı hayra ala­met mi. Belki de böyle çok se­ya­hat­ler olmuş ha­be­ri­miz yok.

DEĞERLER EĞİTİMİ!

“Cris­ti­ano Ro­nal­do ile Al­bert Fant­rau 18 yaş altı şam­pi­yo­na­sın­da oy­na­mak­ta­dır­lar. Spor­ting Lis­bon me­na­je­ri bir­bi­rin­den ye­te­nek­li bu iki oyun­cu­yu iz­le­me­ye gelir. Ancak yal­nız­ca 1 ta­ne­si­ne şans ta­nı­ya­bi­le­cek­tir. İki­li­yi kar­şı­sı­na alır ve der ki ‘Sı­ra­da­ki maçta kim daha fazla gol atar­sa Liz­bon’a be­nim­le o ge­lecek.’
Maç baş­lar. Cris­ti­ano bir gol kay­de­der. Hemen ar­dın­dan Fant­rau ikin­ci golü. Üçün­cü gol ise her iki­si­nin de ha­ya­tı­nı de­ğiş­ti­re­cek­tir. Ka­le­ci ile karşı kar­şı­ya po­zis­yon ya­ka­la­yan Fant­rau, ka­le­ci­yi de geçer, yu­var­la­sa gol ola­cak po­zis­yon­da topu hemen ar­ka­sın­da­ki Cris­ti­ano’nun önüne bı­ra­kır. Liz­bon bi­le­ti­ni ar­ka­da­şı­na verir.
Maç­tan sonra so­yun­ma oda­sın­da, Cris­ti­ano Al­bert’e “neden” diye sorar. Cevap; ‘sen ben­den daha iyi­sin.’ olur.
Bu hi­ka­ye­yi Cris­ti­ano Ro­nal­do’nun ağ­zın­dan duyan ga­ze­te­ci­ler gidip Al­bert Fant­rau’yu bu­lur­lar. ‘Evet. Hi­ka­ye ger­çek. O dün­ya­nın en büyük fut­bol­cu­su oldu, ben ise iş­si­zim’. Muh­te­şem bir ev, spor bir araba ve aile­si­nin tüm ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­ya­cak kadar pa­ra­yı ner­den bul­muş­tur peki? Fant­rau’nun ce­va­bı, Ro­nal­do’nun ikin­ci yü­zü­nü göz­ler önüne serer, ‘Bun­la­rın hepsi Cris­ti­ano Ro­nal­do’dan’ der.
Şimdi bu ör­ne­ğin de­ğer­len­dir­me­si­ni, de­ğer­ler eği­ti­mi yö­nün­den siz­le­rin tak­di­ri­ne su­nu­yo­rum.
Biz­de­ki de­ğer­ler eği­ti­mi­ne ge­lecek olur­sak, en büyük top­lum­sal so­run­la­rı­mız olan li­ya­kat, hak, hukuk, hak­sız ka­zanç, yalan, ri­ya­kar­lık, tem­bel­lik, ko­lay­cı­lık, yan­daş­lık ko­nu­la­rı­na gir­me­den bu ko­nu­da neler yap­ma­ya ça­lış­tı­ğı­mı­za veya yap­ma­ma­ya ça­lış­tı­ğı­mı­za kı­sa­ca bir göz ata­lım.
Milli Eği­tim Ba­kan­lı­ğı bazı va­kıf­lar­la “de­ğer­ler eği­ti­mi” adı al­tın­da an­laş­ma­lar ya­pa­rak ah­la­ki de­ğer­ler ko­nu­sun­da ço­cuk­lar­da bir bi­linç oluş­tur­ma­yı amaç­lı­yor.
Daha doğ­ru­su milli eği­tim ba­kan­lı­ğı­nın bu va­kıf­la­ra, gelin bize de­ğer­ler eği­ti­mi verin, ta­le­bin­den zi­ya­de si­ya­set ve sen­di­kal olu­şum­la­rı ar­ka­sı­na alan, eko­no­mik ola­rak güç­le­nen va­kıf­la­rın bu pro­je­le­ri biraz da em­ri­va­ki yü­rüt­tü­ğü­nü bi­li­yo­ruz.
Öğ­ret­men­ler, bu va­kıf­la­rın öğ­ret­men­le­rin ve­re­me­di­ği hangi de­ğe­ri ka­zan­dır­dı­ğı­nı sor­gu­lar­ken, or­ta­da elle tu­tu­lur bir proje, bu pro­je­ye ait bir ölçüt ve sonuç da bu­lun­ma­mak­ta­dır. Bu da bize ku­rum­la­rın üze­ri­ne şu­ur­suz­ca çul­la­nan, on­la­rı elde edi­lecek bir meta ola­rak gören bir an­la­yı­şın var­lı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir.
Bunu geç­miş­te ce­ma­at ve va­kıf­lar­la yine yap­mış­lar­dı. Ül­ke­miz bu sü­reç­te ah­la­ki ola­rak büyük çö­kün­tü ya­şar­ken, de­ğer­le­rin içi de bo­şal­tıl­mış­tı. Ülke fiili ola­rak da bir var olma mü­ca­de­le­si verdi.
Bi­lim­sel bir eği­ti­min ya­nın­da el­bet­te ki top­lu­mu ayak­ta tutan, iliş­ki­le­ri dü­zen­le­yen de­ğer­le­re de ih­ti­yaç var­dır.
Ev­ren­sel ahlak, moda de­yi­miy­le de de­ğer­ler eği­ti­mi, ha­ya­ta baş­ka­la­rıy­la uyum için­de devam ede­bil­mek için ge­rek­li olan bi­rey­sel dav­ra­nış­la­rı şe­kil­len­di­rir, ço­cuk­la­rın ki­şi­li­ği­ni, ka­rak­te­ri­ni oluş­tu­rur ve on­la­rın ev­ren­sel dav­ra­nış­lar ser­gi­le­me­si­ni sağ­lar.
De­ğer­ler eği­ti­mi, ev­ren­sel de­ğer­le­ri özüm­se­miş, in­san­lık adına, ül­ke­si adına, ge­lecek adına adım ata­bi­len­ler­le ve­ri­lir.
Köh­ne­miş zi­hin­le­rin, ev­ren­sel de­ğer­le­ri red­de­den­le­rin, bi­lim­den, sa­nat­tan, mü­zik­ten, mi­ma­ri­den, es­te­tik­ten an­la­ma­yan­la­rın genç­li­ği gö­tü­re­ce­ği hedef ka­ran­lık bir ge­le­cek­tir.
Cum­hu­ri­yet, Mus­ta­fa Kemal Ata­türk ve ku­ru­cu de­ğer­ler­le so­ru­nu olan Mus­ta­fa Sabri, Damat Ferit, İski­lip­li Atıf dost­la­rı­nın bu ülke için gör­dük­le­ri rüya top­lu­mun fe­la­ke­tin­den başka bir şey ola­maz.
Bu an­la­yış­la ço­cuk­la­rı­mı­zı eğit­mek ve ge­le­ce­ğe ha­zır­la­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­yiz.
Sü­rek­li aynı ha­ta­la­rı ya­pa­rak, aynı fe­la­ket­le­ri ya­şa­mak bir top­lu­mun ka­de­ri ola­maz. Bu ko­nu­da Türk top­lu­mu­nun bütün fert­le­ri, va­tan­se­ver­ler so­rum­lu­dur, ta­raf­sız kalma hak­kı­na sahip de­ğil­ler­dir.

VİRÜS KIRMIZILIĞI DEVAM EDİYOR

Dünyayı kasıp kavuran Covid-19 Virüsü tüm hızıyla bilhassa Doğu Karadeniz Bölgemizde etkisini sürdürüyor.

Bizim gibi birçok gazeteci arkada- şım ve başta İl Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere bütün idarecilerimiz defalarca tedbirlere uyalım çağrısında bulundu.

Yapılan çağrı ve duyurular adeta bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyor.

Görülen Virüs vakaları ortada. Açıklanan rakamların gerçekliği tartışılır ama gerçek olan tek şey var vaka sayısında azalma yok. Her geçen gün azalma yerine artışlar var.

Türkiye Vaka sayısında Avrupa’da birinci, dünyada ise Brezilya’dan sonra ikinci sırada. Mavi, sarı, turuncu şehirleri-

miz kalmadı, Doğu Karadeniz’in öncülük yaptığı Kırmızı 81 vilayete yayıldı.

Günlük vaka sayısı 50 bini geçerken vefat eden sayıları 3’lü rakamlarda dolaşıyor.

Dokunduğumuz her şeyden, yan yana konuştuğumuz her insandan bulaşma riski en üst seviyeye ulaştı.

Çoğunluk Rize’de olmak üzere bölgemizde önümüzdeki günlerde ÇAY toplamak için gurbetçiler yine yollara düşecek. Geçen yıl yaşananları unutmayalım. Tedbirler şimdiden önemle gözden geçirilmeli.

Yayılmayı önlemek için başka illerden Rize’ye gelecekler için acilen kontrol noktaları oluşturulmalı. Rize giriş ve çıkış- larında geçen yıl olduğu gibi ölçümler sık

bir şekilde yapılmalı, vakalı olanlar kesinlikle karantinaya alınmalı veya girişlerine izin verilmemeli.

Vaka artışlarının devam edeceği yönünde endişelerimiz var inşallah gerçek olmaz.

Aşılama çalışmaları devam ederken, virüse yakalanan insanlarımız için sağlık çalışanları gerçekten büyük bir özveri gösteriyor. Bizler hele gözlüklü insanlar maske takmada çok zorlanırken bütün gün boyunca maske ve astronot elbisesi içinde çalışan sağlıkçılarımızın hakkını ne yapsak ödeyemeyiz. Tedbirlere uyarak onların verdiği çabayı boşa çıkarmayalım.

Her geçen gün bu dalga daha da yayılıyor. Devletimiz tarafından katı tedbirler

alınmalı. Mesela şehirlerarası seyahatlere kısıtlama, haftada 1-2 değil 3-4 günlük sokağa çıkmama olabilir. Toplu taşıma araçlarında yolcu ve sefer sayılarında azaltmalar olabilir. Lokanta ve kahvehaneler kapalı ama burasını işletenlere de ekonomik yönden destek olunmalı. Kira ödeyen adam çalıştıran vergi veren işletmelere destek verilmeli.

Çözüm ne ise Yol yordam ne ise Sokağa çıkma yasağı ise o Gerekli cezai tedbirlerin artırılması ve uygulanmasıyla olacaksa o Belli ki bu iş bugüne kadar alınan tedbirlerle olmadı olmayacak da. Bu iş uyarmayla da cezayla da olmuyor. Salgın krizini en iyi yöneten ülkeler İsrail, Almanya Güney Kore ne yaptıysa onu yapmalıyız.

RİZE’YE YAZIK OLUYOR

2023’de hizmete açılacak Hastane Son yıllarda Rize gündemini ençok işgal eden konulardan birisi 2023 yılında hizmete açılacak sözü verilen 800 yataklı Rize Hastanesi.

Yakından takip edenler iyi biliyor önce taşınan Çay Paketleme yeri dendi, yok burası ufak daha büyük yer lazım denilerek sanki Konya Ovamız var gibi Rize’nin kıt arazisinde Ankara’nın talimatıyla 200-300 dönüm arazi aranmaya başlandı.

Kamuoyunun yönlendirmeleriyle Düzköy olsun, Salaha olsun diyerekten henüz yer bulunmamışken siyasilerimiz ani- den deniz doldurularak Gündoğdu’da yapılacağı müjdesini verince bayağı sevinmiştik.

2023 yılında hizmete açılacağı sözü verilen 800 yataklı Hastane ne durumda Rizeli kardeşlerim. Bu ara Taşlıdereden öteye geçemedim Gündoğdu’daki Karadeniz’de Hastane yapımına başlandı mı? Kısa süre önce Ordu’da ki Hastanenin ihalesi yapılarak çalışmalara başlanmış üstelik orada Cumhurbaşkanının köy evi de yok.

Rize’de Gazeteci yok mu? TRT ve Rize

Bölgemizde TRT yayını olarak her gün yayın yapan tek radyo var. TRT Trabzon Radyosunda her gün mü oluyor dinleyeme- diğim için bilmiyorum sabahları yayınlanan bölgenin gündemi var.

Bölgeden Radyo kanalıyla bölge il- lerinin haberlerini dinlemek güzel.

Bir ara ben ve B. Ali Kavalcı arkadaşımda bu gündem programına alınmıştık. Sonra ne olduysa beğenilmedik ki aranmadık.

Olabilir belki saçımız ağardı başımız kel diye beğenmediler ama başka kimse yok muydu?

Salı günü tesadüfen denk gelince dinledim.

TRT Radyosunda, Trabzon günde- mini gayet normal olarak Trabzon’dan bir Gazeteci arkadaşımız anlattı. Trabzon’un kı- demli gazetecisi değerli arkadaşım Yusuf Turgut Trabzon’un birçok konusunu detaylıca güzelce konuştu, kaç dakika olduğunu bilemem çünkü radyoyu açtığımda yayındaydı.

Trabzon gündeminden sonra Rize Gündemini hangi Gazeteci arkadaşımız söyleyecek diye beklerken baktım aynı arkadaşımız Rize’yi yalnız 2 atanmış doktor haberiyle geçiştirdi.

Ardından Artvin gündemi, baktım yine aynı arkadaş Yusufeli yangınından bahsediyor.

Devamla Gümüşhane gündemi geliyor ve yine Trabzon’daki arkadaşımız bölge illerinin gündemini dile getiriyor.

Ey TRT, el insaf, Rize’nin Artvin’in veya Gümüşhane’nin gündemini bildirecek Gazeteci bu illerde bulamadınız mı? Haber olduğunda ararsınız ama Radyoda telefonla gündem almak için bir Gazeteci bulamadınız öylemi?

TRT Trabzon Radyosunu kınıyorum.

Rize Merkezde ferahlık

Rize’de deniz dolgusunda yapılan çürük binaların yıkılması çok güzel oldu.

Merkezin ortası ferahladı.

Atatürk Caddesi esen deniz yeliyle üşüyor çünkü önü çok açıldı.

Çin Seddi gibi merkezi saran Kara- yollarının üst geçidi de olmasaydı bu alana hiç bina yapılmasın diyecektim.

Halil Bakırcı Başkan döneminde çok seslendirilen ve haklı olarak gündem- den hiç düşmeyen Belediye Blokları ve çevresinin yıkılmasının kolay olmadığını bilirim.Yıllarca uğraşıldı. Esnaf zor ikna edildi, mağdur olan yok mu elbette olacak ama güzel bir Rize için katlanmak zorundayız.

Bu yıkımda Rize’nin markaları Huzur, Liman, Durak lokantalarımız darma- dağın edildi. Bu lokantalar Rize’nin sembo- lüydü. Huzur’un Pidesindeki lezzet, Liman’ın sabah Kavurması, Durak’ın güler yüzlü hizmetini çok özleyeceğiz.

Halil Bakırcı’nın gündeme getirerek başlattığı proje Reşat Kasap döneminde hayat bulamadı ama biraz daha gecikti.

Reşat Kasap etrafını saran sarmalın içinden görev süresince ancak Atatürk Heykelini kaldırarak meydanı açma proje- siyle uğraştı.

Gelinen süreçte Hükümet desteğinden başka Belediye Başkanı Rahmi Metin ve ekibinin kararlı duruşu bu yıkım ça- lışmasında çok önemli yol aldı.

Yıkılamaz, yapılamaz denilen ger- çek bugün ortada.

Başkan Rahmi Metin ve ekibini bir kez daha kutluyorum, söz verdiği gibi 500 günde bu projenin hayata geçmesiyle mer- kez çok önemli bir görünüm ve temizliğe kavuşacaktır. Kolay gelsin Başkanım.

İNGİLİZ CASUSUNUN İTİRAFLARI

Yukarıda köşe yazımın başlığı olan, “İngiliz Casusunun  İtirafları  ve  İngilizlerin  İslam  Düşmanlığı”  isimli kitap 128 sayfadan oluşmaktadır.

Hakikat Kitabevi tarafından yayımlanan ve 125’cı baskısı gerçekleştirilen bu kitap, Devletin resmi olarak FETÖ’nun bir Terör ve Casusluk Örgütü olduğu ortaya çık- tıktan  sonra,  “İngiliz  Casusunun  İtirafları  ve  İngilizlerin İslam Düşmanlığı” en çok okunan kitaplar arasında yerini aldı.

Kitabın özetinde tembih olarak , “Misyonerler, Hristiyanlığı yaymağa, Yahudiler, Talmûtu yaymağa, İstanbul’daki Hakikat Kitabevi, İslamiyet’i yaymağa, masonlar ise, dinleri yok etmeğe çalışıyorlar.

Aklı, ilmi ve insafı olan, bunlardan doğrusunu iz ‘an, idrak eder, anlar. Bunun yayılmasına yardım ederek, bütün insanların dünyada ve ahirette saadete kavuşmalarına  sebep  olur.  İnsanlara  bundan  daha  kıymetli  ve daha fâideli bir hizmet olamaz.

Bugün Hristiyanların ve Yahudilerin ellerindeki Tevrat ve İncil denilen din kitaplarının, insanlar tarafından yazılmış olduklarını kendi adamları da söylüyor.Kur’an-ı kerim ise, Allahü teâlâ tarafından gönderildiği gibi tertemizdir.

Bütün papazların ve hahamların, Hakikat Kitabevinin neşr ettiği bu kitapları dikkat ile ve insaf ile okuyup anlamağa çalışmaları lazımdır. “diye yazmaktadır.

Bu önemli kitabı ivedilikle okumanızı tavsiye ederim.

GÜNÜN TARİHİN’DE MİMAR SİNAN

Mimar Sinan, 1490 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğup, 9 Nisan 1588’de İstanbul’da vefat etti. Küçük yaşta İstanbul’a gelip tahsilini tamamladı ve orduya katıldı. Çaldıran, Mısır, Tebriz, Bağdat’ta Rodos ve Belgrad’ın fetihlerinde bulundu. Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar birçok yer gezdi. Sonra baş mimar olarak vazifeye getirildi. Mimarlık dönemine âit bilinen eserleri: 84 câmi, 53 mescit, 56 medrese, 7 darülkurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 suyolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen, 48 hamam… Hiçbir eseri diğer eserine benzemedi. En büyük eserleri, Süleymaniye ve Selimiye Câmileridir.

Türk, mimar. Dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588’de İstanbul’da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi’nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır.

Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli’de olduğu gibi Anadolu’dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512’de devşirilerek İstanbul’a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı’na verildi, 1514’te Çaldıran Savaşı’nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul’a dönünce Yeniçeri Ocağı’na alındı.

I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526’da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (başteknisyen) oldu. 1529’da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü’nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536’da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538’de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali’nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

HOŞ GELDİN RAMAZAN

Ra­ma­zan ayı mü­ba­rek bir aydır. Al­la­hü tela, size Ra­ma­zan oru­cu­nu farz kıldı O ayda rah­met ka­pı­la­rı açı­lır, Ce­hen­nem ka­pı­la­rı ka­pa­nır, şey­tan­lar bağ­la­nır O ayda bir gece var­dır ki, bin aydan daha kıy­met­li­dir. O ge­ce­nin [Kadir ge­ce­si­nin] hay­rın­dan mah­rum kalan, her ha­yır­dan mah­rum kal­mış sa­yı­lır. [Nesai]
Ra­ma­zan ayı ge­lin­ce, Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kö­tü­lük­ler­den el çek denir. [Nesai]
Ra­ma­zan be­re­ket ayı­dır Allah bu ayda, gü­nah­la­rı ba­ğış­lar, du­ala­rı kabul eder. [Ta­be­ra­ni]
Ra­ma­zan ge­lin­ce, Al­la­hü teâlâ me­lek­le­re, mü­min­le­re is­tiğ­far et­me­le­ri­ni em­re­der. [Dey­le­mi]
Farz namaz, son­ra­ki na­ma­za kadar; Cuma, son­ra­ki Cu­ma­ya kadar; Ra­ma­zan ayı, son­ra­ki Ra­ma­za­na kadar olan gü­nah­la­ra ke­fa­ret olur. [Ta­be­ra­ni]
Peş peşe üç gün oruç tu­ta­bi­le­nin, Ra­ma­zan oru­cu­nu tut­ma­sı ge­re­kir. [Ebu Nuaym]
Bu aya Ra­ma­zan den­me­si­nin se­be­bi, gü­nah­la­rı yakıp erit­ti­ği için­dir. [İMan­sur]
Ra­ma­za­nın başı rah­met, or­ta­sı mağ­fi­ret, sonu ise, Ce­hen­nem­den kur­tu­luş­tur. [İEbid­dün­ya]
İslam, ke­li­me-i şa­ha­det ge­tir­mek, namaz kıl­mak, zekât ver­mek, Ra­ma­zan oru­cu­nu tut­mak ve hac­cet­mek­tir. [Müs­lim]
Al­la­hü te­âlâ­nın, göz­le­rin gör­me­di­ği, ku­lak­la­rın işit­me­di­ği ve hiç kim­se­nin ha­ya­li­ne bile gel­me­yen nimet dolu sof­ra­sı, ancak oruç­lu­lar için­dir. [Ta­be­ra­ni]
İmam-ı Rab­ba­ni haz­ret­le­ri de bu­yu­ru­yor ki:
Mü­ba­rek Ra­ma­zan ayı, çok şe­ref­li­dir Bu ayda ya­pı­lan, na­fi­le namaz, zikir, sa­da­ka ve bütün na­fi­le iba­det­le­re ve­ri­len sevap, başka ay­lar­da ya­pı­lan farz­lar gi­bi­dir. Bu ayda ya­pı­lan bir farz, başka ay­lar­da ya­pı­lan yet­miş farz gi­bi­dir. Bu ayda bir oruç­lu­ya iftar ve­re­nin gü­nah­la­rı af­fo­lur Ce­hen­nem­den azat olur O oruç­lu­nun se­va­bı kadar, ay­rı­ca buna da sevap ve­ri­lir O oruç­lu­nun se­va­bı hiç azal­maz.
Bu ayda, emri al­tın­da bu­lu­nan­la­rın, iş­le­ri­ni ha­fif­le­ten, on­la­rın iba­det et­me­le­ri­ne ko­lay­lık gös­te­ren âmir­ler de af­fo­lur, ce­hen­nem­den azat olur. Ra­ma­zan-ı şerif ayın­da, Re­su­lul­lah, esir­le­ri azat eder, her is­te­ni­len şeyi ve­rir­di. Bu ayda iba­det ve iyi iş ya­pa­bi­len­le­re, bütün sene bu iş­le­ri yap­mak nasip olur
Bu aya say­gı­sız­lık ede­nin, günah iş­le­ye­nin bütün se­ne­si, günah iş­le­mek­le geçer.
Bu ayı fır­sat bil­me­li, elden gel­di­ği kadar iba­det et­me­li­dir Al­la­hü te­âlâ­nın razı ol­du­ğu iş­le­ri yap­ma­lı­dır Bu ayı, ahi­re­ti ka­zan­mak için fır­sat bil­me­li­dir.
Ku­ran-ı kerim Ra­ma­zan­da indi Kadir ge­ce­si bu ay­da­dır Ra­ma­zan-ı şe­rif­te if­ta­rı erken yap­mak, sa­hu­ru geç yap­mak sün­net­tir Re­su­lul­lah bu iki sün­ne­ti yap­ma­ya çok önem ve­rir­di.
İftar­da acele etmek ve sa­hu­ru ge­cik­tir­mek, belki in­sa­nın ac­zi­ni, yiyip iç­me­ye ve do­la­yı­sıy­la her şeye muh­taç ol­du­ğu­nu gös­ter­mek­te­dir. İbadet etmek de zaten bu de­mek­tir.
Hurma ile iftar etmek sün­net­tir. Bu ayda, her gece, Ce­hen­ne­me gir­me­si ge­re­ken, bin­ler­ce Müs­lü­man af­fo­lur, azat olur.
Bu ayda, Cen­net ka­pı­la­rı açı­lır Ce­hen­nem ka­pı­la­rı ka­pa­nır Şey­tan­lar, zin­cir­le­re bağ­la­nır. Rah­met ka­pı­la­rı açı­lır. Al­la­hü tela, bu mü­ba­rek ayda Onun şa­nı­na ya­kı­şa­cak, kul­luk yap­ma­yı ve Rab­bi­mi­zin razı ol­du­ğu, be­ğen­di­ği yolda bu­lun­ma­yı, he­pi­mi­ze nasip ey­le­sin!
Açık­tan oruç yiyen, bu aya hür­met et­me­miş olur. Namaz kıl­ma­ya­nın da, oruç tut­ma­sı ve ha­ram­lar­dan ka­çın­ma­sı ge­re­kir. Bun­la­rın orucu kabul olur ve iman­la­rı ol­du­ğu an­la­şı­lır.
Ra­ma­zan­da oruç tut­mak hak­kın­da­ki ha­dis-i şe­rif­ler­de bu­yu­ru­lu­yor ki:
Ra­ma­zan orucu farz, te­ra­vih na­ma­zı ise sün­net­tir Bu ayda oruç tutup, ge­ce­le­ri­ni de iba­det­le ge­çi­re­nin gü­nah­la­rı af­fo­lur. [Nesai] Ra­ma­zan oru­cu­nu farz bilip, sevap bek­le­ye­rek oruç tu­ta­nın gü­nah­la­rı af­fo­lur. [Bu­ha­ri] Ra­ma­zan oru­cu­nu tutup ölen mümin, Cen­ne­te girer. [Dey­le­mi]
Ra­ma­zan be­re­ket ayı­dır Allah bu ayda, gü­nah­la­rı ba­ğış­lar, du­ala­rı kabul eder. Bu ayın hak­kı­nı gö­ze­tin! Ancak Ce­hen­ne­me gi­decek olan, bu ayda rah­met­ten mah­rum kalır. [Ta­be­ra­ni]
Ra­ma­zan ayın­da aile­ni­zin na­fa­ka­sı­nı geniş tutun! Bu ayda ya­pı­lan har­ca­ma, Allah yo­lun­da ya­pı­lan har­ca­ma gibi se­vap­tır. [İbni Ebid­dün­ya] Oruç­lu­nun sus­ma­sı tes­bih, uy­ku­su iba­det, duası mak­bul, ameli de çok se­vap­tır. [Dey­le­mi] Oruç­lu iken çir­kin ko­nuş­ma­yın! Bi­ri­si size sa­ta­şır­sa, Ben oruç­lu­yum deyin! [Bu­ha­ri] Ra­ma­zan-ı şe­rif­te, oruç tut­mak çok se­vap­tır.
Özür­süz oruç tut­ma­mak büyük gü­nah­tır Ha­dis-i şe­rif­te, Özür­süz, Ra­ma­zan­da bir gün oruç tut­ma­yan, bunun ye­ri­ne bütün yıl boyu oruç tutsa, Ra­ma­zan­da­ki o bir günkü se­va­ba ka­vu­şa­maz) bu­yu­rul­du. (Tir­mi­zi) Ra­ma­zan şerif ayı­nız mü­ba­rek olsun.


Kay­nak: İslami Yaşam.

EĞİTİM ÇALIŞANLARI RİSK ALTINDA, AŞILAMA BİR AN ÖNCE BAŞLASIN!

Türk Eği­tim Sen ola­rak, ay­lar­dır eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın aşı­lan­ma­sı me­se­le­si­ne dik­kat çe­ki­yo­ruz. 18 mil­yon öğ­ren­ci­nin ol­du­ğu ül­ke­miz­de 1 mil­yon 250 bin eği­tim ça­lı­şa­nı­nın aşı­lan­ma­sı­nın, as­lın­da top­lu­mun ge­ne­li­ne yö­ne­lik bir ted­bir ola­ca­ğı­nı vur­gu­lu­yo­ruz.
Tabii ki, ar­zu­muz tüm va­tan­daş­la­rı­mı­zın bir an önce aşı­lan­ma­sı­dır. Ancak te­da­rik so­ru­nu ya­şan­dı­ğı için Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan aşı­la­ma­da ön­ce­lik sı­ra­la­ma­sı ya­pıl­mak­ta­dır. Her gün mil­yon­lar­ca öğ­ren­ci ve veli ile mu­ha­tap olan eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın karşı kar­şı­ya kal­dı­ğı risk, fut­bol­cu­lar­dan, ga­ze­te­ci­ler­den, THY ya da tu­rizm ça­lı­şan­la­rın­dan daha mı azdır?
Son haf­ta­lar­da, ne­re­dey­se gün geç­mi­yor ki, her gün bir mes­lek­ta­şı­mı­zın has­ta­lan­dı­ğı ya da vefat et­ti­ği ha­be­ri­ni al­ma­ya­lım.
Mes­lek­taş­la­rı­mız, bu du­rum­dan do­la­yı, okul­la­rı­mı­zın vi­rü­sün ya­yı­lı­mı açı­sın­dan ciddi risk oluş­tur­du­ğu en­di­şe­si­ni ya­şa­mak­ta­dır. Bun­dan ötürü eği­tim ka­mu­oyun­da, eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın ve aile­le­ri­nin Co­vid-19 bu­la­şı­sın­dan ko­ru­na­bil­me­si ama­cıy­la (LGS ve YKS eşi­ğin­de­ki öğ­ren­ci­le­ri­mi­zin sı­nav­la­ra ha­zır­lık prog­ram­la­rı­nı et­ki­le­me­yecek şe­kil­de) uzak­tan eği­ti­me ağır­lık ve­ril­me­si­nin uygun ola­ca­ğı­na dair bir ka­na­at bir­li­ği oluş­muş­tur.
Tabi bu yönde bir karar alın­dı­ğın­da, bu sü­reç­te de tüm eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın hızlı şe­kil­de aşı­lan­ma­sı ger­çek­leş­ti­ril­me­li­dir.
Bu­nun­la bir­lik­te Hü­kü­me­tin özel­lik­le Ra­ma­zan ayı sü­re­sin­ce uy­gu­la­ya­ca­ğı kı­sıt­la­ma ve ted­bir ka­rar­la­rı­nın vaka sa­yı­la­rı­nın kont­rol al­tı­na alın­ma­sı an­la­mın­da da kat­kı­sı ola­ca­ğı dü­şü­nü­lür­se, önü­müz­de­ki sü­reç­te yüz yüze eği­tim için el­ve­riş­li bir zemin ya­ka­la­na­bi­le­cek­tir.
Öte yan­dan eği­tim ka­mu­oyu, okul­la­rın du­ru­muy­la il­gi­li ka­na­at ya da karar oluş­tu­ru­lur­ken dik­ka­te alın­ma­sı ge­re­ken un­su­run, her ko­nu­nun uz­ma­nı ga­ze­te­ci­le­rin yo­rum­la­rı değil, bilim in­san­la­rı­nın tav­si­ye­le­ri ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne inan­mak­ta­dır.
Ay­rı­ca, okul­la­rın virüs bu­la­şı­sın­da önem­li bir etken ol­ma­dı­ğı­nı ve bu ko­nu­da­ki en­di­şe­le­rin yer­siz ol­du­ğu­nu iddia eden kamu yö­ne­ti­ci­le­ri­ne de bir çağ­rı­da bu­lu­nu­yo­rum: Şef­faf olun. İddi­anı­zın ger­çek­li­ği var ise ka­mu­oyu kar­şı­sı­na çı­ka­rak, okul­la­rın açık ol­ma­sı­nın co­vid-19 vaka sa­yı­la­rı­na an­lam­lı bir et­ki­si­nin ol­ma­dı­ğı­nı ger­çek ra­kam­lar­la gös­te­rin. Ki, ka­mu­oyu da “yer­siz” kay­gı­lar­la meş­gul edil­me­sin. “Ra­kam­la­rı ka­mu­oyu­na açık­la­mak için tes­pit et­mi­yo­ruz” gibi şüp­he­li be­yan­la­rı­nız­la mu­ha­tap olan ve ne­re­dey­se her gün bir mes­lek­ta­şı­nın üzün­tü­lü ha­be­ri­ni alan eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın mo­ti­vas­yo­nu­nu boz­ma­ya hak­kı­nız yok­tur.
Bu arada hiç­kim­se rol kap­ma­ya ve dal­ka­vuk­luk yap­ma­ya da he­ves­len­me­sin. Bu ül­ke­de eği­tim sü­re­ci­nin ke­sin­ti­ye uğ­ra­ma­ma­sı­nı en çok ar­zu­la­yan ve he­def­le­yen öğ­ret­men­ler­dir. Uzak­tan eği­ti­mi dahi “Öğ­ret­men­ler de ra­ha­ta alış­tı” diye ar­sız­ca yo­rum­la­yan­lar­la eği­tim sü­re­ci­ni ve okul­la­rı­mı­zın du­ru­mu­nu de­ğer­len­dir­mek ne kadar “boş” bir iştir.
Hü­kü­me­ti ve Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı Bilim Ku­ru­lu’nu, eği­tim ka­mu­oyu­nun kay­gı­la­rı­nı gi­de­recek ted­bir­le­ri al­ma­ya ve aşı prog­ra­mı­nı bir an önce baş­lat­ma­ya davet edi­yo­ruz.

GÜNÜN TARİHİN’DE MİMAR SİNAN

Mimar Sinan, 1490 yı­lın­da Kay­se­ri’nin Ağır­nas kö­yün­de doğup, 9 Nisan 1588’de İstan­bul’da vefat etti.
Küçük yaşta İstan­bul’a gelip tah­si­li­ni ta­mam­la­dı ve or­du­ya ka­tıl­dı.
Çal­dı­ran, Mısır, Teb­riz, Bağ­dat’ta Rodos ve Belg­rad’ın fe­tih­le­rin­de bu­lun­du.
Su­ri­ye, Mısır, Irak, İran, Bal­kan­lar, Vi­ya­na’ya kadar bir­çok yer gezdi.
Sonra baş mimar ola­rak va­zi­fe­ye ge­ti­ril­di.
Mi­mar­lık dö­ne­mi­ne âit bi­li­nen eser­le­ri: 84 câmi, 53 mes­cit, 56 med­re­se, 7 da­rül­kur­ra, 20 türbe, 17 ima­ret, 3 da­rüş­şi­fa, 5 su­yo­lu ke­me­ri, 8 köprü, 20 ker­van­sa­ray, 36 saray, 8 mah­zen, 48 hamam… Hiç­bir eseri diğer ese­ri­ne ben­ze­me­di. En büyük eser­le­ri, Sü­ley­ma­ni­ye ve Se­li­mi­ye Câ­mi­le­ri­dir.
Türk, mimar. Dün­ya­nın en büyük yapı sa­nat­çı­la­rın­dan bi­ri­dir. Kay­se­ri’nin Ağır­nas kö­yün­de doğdu, 17 Tem­muz 1588’de İstan­bul’da öldü.
Doğum ta­ri­hi kesin de­ğil­dir. Aile­si­ne ve ya­şa­mı­na iliş­kin kimi zaman ye­ter­siz ve çe­liş­ki­li bil­gi­ler, çağ­da­şı Sâi Mus­ta­fa Çe­le­bi’nin onun ağ­zın­dan yaz­dık­la­rı­na, mi­mar­ba­şı ol­du­ğu dö­nem­den kalan ya­zış­ma­la­ra, kendi vak­fi­ye­si­ne ve ya­za­rı bi­lin­me­yen belge ve ki­tap­la­ra da­yan­mak­ta­dır.
Kay­nak­la­ra göre Sinan, I. Selim (Yavuz) pa­di­şah ol­duk­tan sonra baş­la­tı­lan ve Ru­me­li’de ol­du­ğu gibi Ana­do­lu’dan da asker dev­şir­me­yi ön­gö­ren yeni bir uy­gu­la­ma uya­rın­ca 1512’de dev­şi­ri­le­rek İstan­bul’a ge­ti­ril­di.
Or­du­ya asker ye­tiş­ti­ren Acemi Oğ­lan­lar Ocağı’na ve­ril­di, 1514’te Çal­dı­ran Sa­va­şı’nda 1516-1520 ara­sın­da da Mısır se­fer­le­rin­de bu­lun­du. İstan­bul’a dö­nün­ce Ye­ni­çe­ri Ocağı’na alın­dı.
I. Sü­ley­man (Ka­nu­ni) dö­ne­min­de 1521’de Belg­rad, 1522’de Rodos se­fer­le­ri­ne ka­tıl­dı, su­bay­lı­ğa yük­sel­di. 1526’da ka­tıl­dı­ğı Mohaç se­fe­rin­den sonra zem­be­rek­çi­ba­şı (baş­tek­nis­yen) oldu. 1529’da Vi­ya­na, 1529-1532 ara­sın­da Alman, 1532-1535 ara­sın­da da Irak, Bağ­dat ve Teb­riz se­fer­le­ri­ne ka­tıl­dı.
Bu son sefer sı­ra­sın­da Van Gölü’nün üs­tün­den ge­çecek üç ge­mi­nin ya­pı­mı­nı ba­şa­rıy­la ta­mam­la­ma­sı üze­ri­ne ken­di­si­ne ha­se­ki un­va­nı ve­ril­di. 1536’da Pulya (Pug­lia) se­fer­le­ri­ne ka­tıl­dı. 1538’de yer al­dı­ğı Ka­ra­buğ­dan (Mol­dov­ya) se­fe­ri sı­ra­sın­da Prut Ir­ma­ğı üs­tün­de yap­tı­ğı bir köp­rüy­le dik­kat­le­ri üs­tü­ne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali’nin ölümü üze­ri­ne onun ye­ri­ne ser­mi­ma­ran-ı hassa (saray baş mi­ma­rı) oldu. Gü­nü­müz­de­ki ba­yın­dır­lık ba­kan­lı­ğı­na eş düşen bu gö­re­vi ölü­mü­ne değin sür­dür­dü. Allah rah­met ey­le­sin. Me­ka­nı cen­net olsun.

POLİS 176 YAŞINDA

10 Nisan 1845 Polis teş­ki­la­tı­mı­zın ku­ru­luş ta­ri­hi.
Yur­ti­çin­de can ve mal gü­ven­li­ği­mi­zin te­mi­na­tı olan Türk Polis teş­ki­la­tın­da büyük ge­liş­me ve ye­ni­lik­ler olu­yor.
Ge­li­şen tek­no­lo­ji­yi bütün ça­lış­ma­la­rın­da kul­la­nan Türk Polis teş­ki­la­tı bir yaş daha kı­dem­leş­ti di­ye­bi­li­riz.
Yaş iti­ba­riy­le ne­re­dey­se yarım asır ön­ce­sin­de­ki im­kân­lar­la hiz­met yapan Polis teş­ki­la­tı­nı da bi­li­riz.
Hiz­met­te ka­li­te­nin ya­ka­lan­ma­sı için, va­tan­da­şa daha gü­ven­li ve hızlı hiz­met için alet ede­vat yani tek­nik ola­rak do­na­tı­lan Po­li­si­miz eği­tim ba­kı­mın­dan da çok ön saf­la­ra geçti. Eği­tim de­diy­sem polis me­mur­la­rın­da­ki tah­sil du­ru­mu­nu be­lirt­tim.
Po­li­sin ön­ce­lik­le tah­sil se­vi­ye­si yük­sel­di. İyi ha­tır­la­rım benim ak­ran­la­rı­mın bir ön­ce­ki dev­re­sin­de Or­ta­okul me­zun­la­rın­dan Polis me­mu­ru alı­nır­ken şimdi Üni­ver­si­te me­zu­nu polis olu­yor. Ay­rı­ca bir­çok eği­ti­ci aşa­ma­lar­dan geç­me­le­ri de işin başka ay­rın­tı­sı.
Polis gü­ven­dir der­ken abart­mı­yo­rum.
He­pi­miz kabul et­me­li­yiz ki şe­hir­de ma­hal­le­de her ba­şı­mız sı­kış­tı­ğın­da 155 alo Polis te­le­fo­nu­nu mu­hak­kak bir kez çe­vir­di­ği­miz ol­muş­tur. Gü­nü­müz­de ya­şa­dı­ğı­mız Pan­de­mi şart­la­rın­da dahi biz­ler için canla başla ça­lı­şan Em­ni­yet ca­mi­ası ile karşı kar­şı­ya­yız.
Polis teş­ki­la­tın­da gerek tah­sil se­vi­ye­si­nin yük­sel­me­si gerek tek­nik alet ede­vat, silah, mü­him­mat do­na­nım ve en önem­li­si bil­gi­li di­ra­yet­li ve ko­nu­la­ra vakıf amir memur ve Mü­dür­le­rin gö­rev­de ol­ma­la­rı va­tan­daş ola­rak avan­ta­jı­mız­dır.
Rize’de Po­li­si­miz­den bah­se­der­sem 3 yıl önce ma­ka­mın­da men­fur bir hain sal­dı­rı­da ha­ya­tı­nı kay­be­den Rah­met­li Altuğ Verdi Mü­dü­rü­me Allah’tan Rah­met di­li­yo­rum. Altuğ Müdür görev an­la­yı­şı, ki­şi­ler­le di­ya­lo­ğu ve yak­la­şı­mı ile apay­rı bir şah­si­yet­ti.
Rize ve il­çe­le­rin­de giriş ve çı­kış­lar­da Polis ta­ra­fın­dan ko­nu­lan uy­gu­la­ma kont­rol nok­ta­la­rı in­sa­nı­mı­zın gü­ven­li­ği için­dir.
Polis nok­ta­sın­dan kimse kork­ma­ma­lı. Gayet ye­rin­de, bu ça­lış­ma­la­rın sür­dü­rül­me­sin­den ya­na­yım, de­va­mı sağ­lan­ma­lı­dır.
Ya­zı­mın ba­şın­da Polis gü­ven­dir der­ken ina­nın her polis kont­rol nok­ta­sı gör­dü­ğüm­de ken­di­mi em­ni­yet­te ve hu­zur­lu his­se­di­yo­rum. Pan­de­mi sü­re­ci hariç, ara­cım­la görev icabı çok se­ya­hat eden bi­ri­si­yim. Rize dı­şı­na çık­tı­ğım­da ka­ra­yo­lun­da­ki en büyük gü­ven­cem ce­fa­kâr Türk Po­li­si­dir.
10 Nisan 1845 de ku­ru­lan Em­ni­yet teş­ki­la­tı­mız 176 yıl­dır bizim için görev ba­şın­da.
Can mal gü­ven­li­ği­miz için gö­rev­de olan Türk Polis Teş­ki­la­tı­nın yeni yaş yı­lı­nı kut­lu­yor ve teb­rik ede­rim.
Polis gü­ven­dir, gü­ve­ni kont­rol için is­te­yen is­te­di­ği nok­ta­da veya ma­kam­da Po­li­si­mi­zin sıcak ça­yı­nı içe­bi­lir.
Asa­yiş gö­re­vi kolay değil, bu sü­reç­te görev ba­şın­da çok şe­hit­le­ri­miz ol­muş­tur. Bütün Şe­hit­le­ri­mi­zi Rah­met­le min­net­le anı­yo­rum.
Rize’de in­sa­nı­mı­zın tra­fik, asa­yiş ve can gü­ven­li­ği, uyuş­tu­ru­cu nar­ko­tik ko­nu­la­rın­da ya­şa­na­bi­lecek ortam için 24 saat eki­biy­le bir­lik­te gö­rev­de olan İl Em­ni­yet Mü­dü­rü­müz Sn. Nu­ret­tin Gök­du­man adı geçen ko­nu­la­ra tec­rü­be­siy­le vakıf.
Rize Em­ni­yet teş­ki­la­tı­nın bütün ça­lı­şan­la­rı­nı başta Nu­ret­tin Gök­du­man Mü­dü­rüm olmak üzere teb­rik eder va­zi­fe­le­rin­de ba­şa­rı­lar di­li­yo­rum.
Polis teş­ki­la­tı­mı­zın 176.yı­lı­nı kut­lu­yo­rum, iyi ki var­sı­nız.

Darbe İmalı Bildiriyi Kınıyoruz

Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti; Cum­hur­baş­ka­nı­mız Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN li­der­li­ğin­de yurt için­de, sınır öte­sin­de Su­ri­ye’de, Irak’ta, Kıb­rıs’ta, Azer­bay­can’da, Libya’da, Doğu Ak­de­niz’de, Af­ri­ka’da ve daha bir­çok coğ­raf­ya­da hak, alaka ve men­fa­at­le­ri­mi­zi ko­ru­mak, böl­ge­sel ve kü­re­sel barış ve is­tik­ra­ra katkı sağ­la­mak, dost ve kar­deş­le­ri­mi­zin de hak­kı­nı, hu­ku­ku­nu ko­ru­mak için canla başla mü­ca­de­le et­mek­te­dir.
Bunun ya­nın­da sal­gın dö­ne­min­de dev­le­ti­miz Eko­no­mi­mi­zin ayak­ta dur­ma­sı için çe­şit­li mali des­tek­ler ve ka­nu­ni dü­zen­le­me­ler yap­mak su­re­tiy­le hal­kı­mı­zın bu dö­nem­de daha çok zarar gör­me­me­si için canla başla mü­ca­de­le et­mek­te­dir. Bu dö­nem­de gün­de­mi­miz Sal­gın ön­lem­le­ri ile hal­kı­mı­zın sağ­lı­ğı­nı ko­ru­mak, eko­no­mi­mi­zi ve is­tih­da­mı ko­ru­mak ol­ma­lı­dır.
Hal böyle iken bazı ken­di­ni bil­mez emek­li ami­ral­le­rin ya­yın­la­mış ol­du­ğu darbe imalı bil­di­ri­yi en güçlü bir şe­kil­de kı­nı­yo­ruz. Bu bil­di­ri­nin ül­ke­mi­zin so­run­la­rı­nın çö­zü­mü­ne hiç­bir katkı yap­ma­ya­ca­ğı gibi so­run­la­rın daha da de­rin­le­şe­ce­ği­ni dü­şün­mek­te­yiz.
Si­ya­set, si­ya­set­çi­le­ri­mi­zin işi­dir. Si­ya­set yap­mak is­te­yen parti kurar si­ya­set yapar veya mev­cut si­ya­si par­ti­le­re üye olur, si­ya­si gö­rüş­le­ri­ni pay­la­şır. Ancak dev­le­ti­mi­zin im­kan­la­rı­nı en iyi şe­kil­de kul­la­nan, bu mil­le­tin ek­me­ği­ni en iyi şe­kil­de yiyen, sırça köşk­le­rin­de ya­şa­yan bu ki­şi­le­rin yap­mış ol­du­ğu bu bil­di­ri­yi en sert şe­kil­de kı­nı­yo­ruz.
Bu bil­di­ri­yi ya­yın­la­ma­nın ül­ke­mi­ze fay­da­sı ol­ma­ya­ca­ğı gibi, ya­yın­la­yan ki­şi­le­re de fay­da­sı do­kun­ma­ya­cak­tır. Ak­si­ne ken­di­le­ri­ne zarar ve­re­ce­ği gibi, ül­ke­mi­zin iti­ba­rı­nı da olum­suz et­ki­le­ye­cek­tir. Hal­kı­mız dar­be­ler­den çok çek­miş­tir. Dar­be­ler­den medet ummak, başka ülke ve gu­rup­la­rın gü­dü­mü­ne gir­mek bu aziz mil­le­ti­mi­ze ya­pı­la­bi­lecek en büyük zu­lüm­dür.
Bu bil­di­ri­yi im­za­la­yan ki­şi­le­re 15 Tem­muz’da aziz mil­le­ti­mi­zin ver­di­ği dersi ha­tır­la­tır, dev­le­ti­mi­zin bu ki­şi­ler hak­kın­da ge­re­ke­ni ya­pa­ca­ğı­na ina­nı­yor, üye­le­rim ve ku­ru­mu­muz adına her türlü dar­be­ye karşı ol­du­ğu­mu­zu bu tür ha­re­ket­le­re her zaman karşı du­ra­ca­ğı­mı­zı be­lir­ti­yor. Bu bil­di­ri­yi dü­zen­le­yen­le­ri en güçlü şe­kil­de kı­nı­yo­ruz.
Ka­mu­oyu­na du­yu­ru­ruz. Say­gı­la­rı­mız­la,

HEVESLENMEYİN,İLKSAN YÖNETİMİ MÜLAKATLA BELİRLENMİYOR

Malum sen­di­ka­nın sayın Baş­ka­nı­na tek­ra­ren ve he­ce­le­ye­rek söy­lü­yo­ruz:
İLKSAN Tem­sil­ci se­çim­le­ri İP-TAL E-DİL-ME-Dİ, İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın ka­ra­rı doğ­rul­tu­sun­da ve MEB’in onayı ile ER-TE-LEN-Dİ!
Ve daha önem­li­si, bu se­çim­de se­çi­lecek de­le­ge­ler 2023’te ya­pı­la­cak genel ku­rul­da oy kul­la­na­cak.
Yani bu er­te­le­nen seçim, İLKSAN yö­ne­ti­mi­nin mev­cut görev sü­re­si­ni et­ki­le­yecek bir süreç değil; do­la­yı­sıy­la kim­se­nin bir şey ka­çır­ma­sı­na da gerek yok.
An­la­yın artık bu basit ger­çe­ği.
Kuru gü­rül­tü ya­pa­rak neyi per­de­le­me­nin pe­şin­de­si­niz?
Yoksa sal­gın ko­şul­la­rı mü­sa­ade etmez de İLKSAN se­çim­le­ri, bir kez daha be­ce­rik­siz­li­ği­ni­ze sahne ola­cak 6. Dönem Toplu Söz­leş­me gö­rüş­me­le­ri­nin so­nu­na ka­lır­sa eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın kar­şı­sı­na çı­ka­ma­yız, diye mi en­di­şe­le­ni­yor­su­nuz?
Gerçi şimdi de 355 yö­ne­ti­ci­ni­zi aday gös­ter­miş ol­ma­nı­za rağ­men mar­ka­nız­la ve dü­rüst­çe er mey­da­nı­na çı­ka­mı­yor­su­nuz ve güya BA­ĞIM­SIZ ADAY­LA­RI des­tek­li­yor­su­nuz ya… Bir de meş­hur İLKSAN ra­po­ru­nuz­da­ki bir­çok iddia gibi bir bilgi yan­lı­şı­nı­zı daha dü­zel­te­lim: 8-9 Nisan’da ya­pı­la­cak top­lan­tı, İLKSAN Mali Genel Ku­ru­lu gö­rüş­me­le­ri­ni ger­çek­leş­ti­re­cek­tir. Bu da mev­zu­at açı­sın­dan ya­pıl­ma­sı elzem ve plan­lı bir top­lan­tı­dır. Bu top­lan­tı, 217 de­le­ge­nin An­tal­ya İl Hıf­zı­sıh­ha Ku­ru­lu’nun onayı ve be­lir­le­di­ği ku­ral­lar çer­çe­ve­sin­de (1 Ki­şi­ye 8 met­re­ka­re öl­çe­ğin­de) ger­çek­leş­ti­ri­le­cek­tir. İlçe tem­sil­ci­si se­çim­le­ri ise 287 bin eği­tim ça­lı­şa­nı­nın hem de kimi yer­ler­de il­çe­ler arası ha­re­ket­li­li­ği­nin do­ğu­ra­ca­ğı sağ­lık riski ne­de­niy­le er­te­len­miş­tir. Ne­re­dey­se her gün bir mes­lek­ta­şı­mı­zı Co­vid-19 ne­de­niy­le kay­bet­ti­ği­miz bu­gün­ler­de bu risk nasıl göze alı­na­bi­lir­di? Do­la­yı­sıy­la MEB’in al­dı­ğı er­te­le­me ka­ra­rı makul ve ye­rin­de ol­muş­tur. Adım gibi emi­nim ki, se­çim­ler er­te­len­me­sey­di ve bu sü­reç­te virüs bu­la­şı­sı­na maruz kalan mes­lek­taş­la­rı­mız söz­ko­nu­su ol­say­dı, aynı tip­ler, bu kez de hem İLKSAN’ı hem de MEB’i ted­bir­siz­lik­le itham ede­cek­ler­di. Öte yan­dan, 287.000 ki­şi­nin ha­re­ket­li­li­ği ile 217 ki­şi­nin ku­ral­lar çer­çe­ve­sin­de bi­ra­ra­ya gel­me­si­ni mu­ka­ye­se eden zih­ni­yet ya araz­lı­dır ya da art ni­yet­li­dir. Ay­rı­ca malum sen­di­ka­nın sayın baş­ka­nı­nın dik­ka­ti­ne özel­lik­le ve vur­gu­la­ya­rak sun­mak is­te­riz ki; İLKSAN yö­ne­ti­mi MÜ­LA­KAT­LA be­lir­len­mi­yor! Se­çim­ler, her ka­de­me­de GİZLİ OY AÇIK TASNİF yön­te­miy­le yü­rü­tül­mek­te­dir. Sakın ha alı­şa­gel­di­ği­niz ve do­yum­suz bir iş­tah­la aban­dı­ğı­nız MÜ­LA­KAT sü­reç­le­riy­le ka­rış­tır­ma­yın. Bu arada sayın Baş­ka­na SAMİMİ bir öne­ri­de daha bu­lun­mak is­ti­yo­rum: Son gün­ler­de se­çim­le yatıp se­çim­le kal­kı­yor­su­nuz ya; gelin, eği­tim hiz­met ko­lun­da yet­ki­li sen­di­ka­yı da se­çim­le be­lir­le­ye­lim. Eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın ira­de­si­ne güven me­se­le­si lafta kal­ma­sın. İLKSAN ilçe tem­sil­ci­si­ni se­çe­bi­lecek ka­bi­li­yet­te olan eği­tim ça­lı­şan­la­rı­nın, yet­ki­li sen­di­ka­yı be­lir­le­me ira­de­si de var­dır her­hal­de. Var mı­sı­nız?

« Older Entries