Author Archives: yenicayeli

HEDEFİMİZ HERYERDE ÇAYKUR ÇAYINI SATMAK

2 yılı aşkın sü­re­dir Ve­ka­le­ten yü­rüt­tü­ğü ÇAY­KUR Genel Mü­dür­lü­ğü­ne Cum­hur­baş­ka­nı Recep Tay­yip Er­do­ğan ta­ra­fın­dan ata­nan Yusuf Ziya Alim ‘’işi­miz ÇAY, ne­re­de insan varsa Ça­yı­mı­zı ulaş­tır­mak ama­cın­da­yız’’.

Cum­hur­baş­ka­nı ta­ra­fın­dan 9 Ocak 2021 ta­ri­hin­de asa­le­ten gö­re­ve ata­nan Genel Müdür Yusuf Ziya Alim’e ha­yır­lı olsun zi­ya­re­tin­de bu­lun­duk. ÇAY­KUR’a sı­fır­dan işe baş­la­ya­rak baş­la­ya­rak Genel Mü­dür­lük ma­ka­mı­na kadar yük­se­len ilk ve tek Genel Müdür olan Yusuf Ziya Alim’’ ben çayın için­den gelen bi­ri­si­yim. Bende mev­si­min­de çay top­la­dım ve ta­şı­dım. Halen çay üre­ti­ci­si­yim sı­kın­tı­la­rı­mı­zı ya­kın­dan bi­li­yo­rum’’ dedi.
Çay satış ma­ğa­za­la­rı be­da­va rek­lam oldu
İlk Genel Mü­dür­lü­ğü­müz önün­de yap­tı­ğı­mız Çay satış ma­ğa­za­mız öncü oldu, Gi­re­sun-Ti­re­bo­lu ve Art­vin-Ke­mal­pa­şa ma­ğa­za­la­rı­mız yüze yakın çay çe­şi­di­mi­zi tü­ke­ti­ci­ye su­nu­yor. Yal­nız Mer­kez ve Ti­re­bo­lu’da ilk yıl 200 ton üs­tün­de çay sa­tı­şı­mız oldu.
Er­zu­rum’da yıl­ba­şı ön­ce­si ma­ğa­za açtık, Er­zu­rum­lu­la­ra Çifte mi­na­re man­za­ra­lı Pa­lan­dö­ken Çayı pa­ket­le­dik. İstan­bul-Sa­rı­yer’de son ma­ğa­za­mı­zı açtık. He­de­fi­miz bütün il­ler­de satış ma­ğa­za­sı açmak, sı­ra­da Mart ayın­da An­ka­ra ve son­ra­sın­da Di­yar­ba­kır var.
Kuru Çay sa­tış­la­rı­mı­zı art­tır­mak için ça­lı­şı­yo­ruz. 2020 yı­lın­da 132 bin ton kuru çay sa­tı­şı ger­çek­leşt.2021 he­de­fi­miz 135 bin ton çay sa­tı­şı yap­mak.
İkiz­de­re Or­ga­nik Çay Fab­ri­ka­sı öde­ne­ğe bağlı
İkiz­de­re böl­ge­sin­de or­ga­nik çay üre­ti­li­yor. Bu çayı Ka­le­cik fab­ri­ka­mız­da iş­li­yo­ruz, bu hem ma­li­yet ar­tı­rı­mı hem ka­li­te kay­bı­na sebep olu­yor. Kurum ola­rak ya­pıl­ma­sın­dan ya­na­yız. Eli­miz­de­ki arazi Fab­ri­ka yap­mak için ye­ter­li. Fab­ri­ka ya­pı­mı için ÇAY­KUR ola­rak para sı­kın­tı­mız var. Biz kurum ola­rak ya­pı­la­cak fab­ri­ka­ya para ayı­ra­ma­yız ama An­ka­ra’dan öde­nek ve­ri­lir­se fab­ri­ka­mı­zı ya­pa­rız ve 1 se­ne­de hiz­me­te so­ka­rız’ dedi.
Ste­via Fab­ri­ka­sı­nı ki­ra­lı­yo­ruz
ÇAY­KUR Genel Mü­dü­rü Yusuf Ziya Alim’’ üre­ti­mi­ne eski Genel Müdür dö­ne­min­de önem ve­ri­len ve baş­la­nı­lan Ste­via üre­ti­ci­den kabul gör­me­di. Biz o dö­nem­de 46 fab­ri­ka­mız­da ku­ru­lan küçük bah­çe­ler için yazı ile Ste­vi­ayı da­ğıt­tık. Bazı üre­ti­ci ‘otun için­de kaldı, çü­rü­dü, ben bu­nun­la uğ­ra­şa­mam’ dedi.
Zi­ra­at bah­çe­miz­de ta­ma­men tü­ken­di. Üre­ti­ci­le­ri­miz bi­raz­da ko­lay­lı­ğa alış­mış, Ste­vi­ayı ka­bul­le­ne­me­di. Ste­vi­ayı il­gi­le­nil­mek is­te­nen bir ürün. İki yılda bir ye­ni­den di­ki­lecek.
Ot için­de bü­yü­ye­mi­yor. Ya­pı­lan fab­ri­ka­yı sat­mak is­te­dik iha­le­ye çı­kar­dık kimse al­ma­dı. Şimdi ye­ni­den ki­ra­la­mak için iha­le­ye çık­tık.
Rize’de Ste­vi­ayın alt­ya­pı­sı hiç yok.
Fi­zi­bi­li­te­si ya­pıl­ma­dan fab­ri­ka­sı ya­pıl­mış bir ürün’ dedi.
Ha­ber-Fo­to: İsmet KÖ­SOĞ­LU

KARAYOLLARININ ARACINA KAYA DÜŞTÜ

Gü­ney­su Ka­ra­yo­lu üze­rin­de bu­lu­nan Ka­ra­yol­la­rı 103.Şu­be­ye he­ye­lan düştü, bir kam­yon kul­la­nıl­ma­ya­cak de­re­ce­de hasar gördü. Olay dün ak­şa­mü­ze­ri oldu.

Rize de mey­da­na gelen he­ye­lan ne­de­ni ile ka­ra­yol­la­rı 103. Şube debir dam­per­li kam­yon­da ağır hasar mey­da­na geldi. CHP Rize Mer­kez İlçe Baş­ka­nı Ne­ca­ti To­pa­loğ­lu ’”Ka­ra­yol­la­rı emek­li­si ola­rak, yağ­mur, çamur, kar kış, sıcak, toz top­rak de­me­den 30 yıl bir­lik­te ça­lış­tı­ğı­mız mesai ar­ka­daş­la­rı­mı­zı zi­ya­ret ede­rek her zaman yan­la­rın­da ol­du­ğu­mu­zu ve he­ye­lan ne­de­niy­le ha­sa­rın bo­yu­tu­nu ye­rin­de tes­pit edip alı­na­cak ön­lem­ler hak­kın­da gö­rüş­le­ri­mi­zi pay­laş­tık. Ka­ra­yol­la­rı ça­lı­şan­la­rı­na ve 103 şube ele­man­la­rı­na geç­miş olsun ka­za­sız be­la­sız ça­lış­ma­la­rın­da ko­lay­lık­lar di­le­rim’ dedi.
Ka­ra­yol­la­rı 103. Şube şefi ve ça­lı­şan­la­rı­na CHP Rize mer­kez İlçe Baş­ka­nı Ne­ca­ti To­pa­loğ­lu ve yö­ne­tim ku­ru­lu üye­le­ri ta­ra­fın­dan geç­miş olsun zi­ya­re­ti ya­pıl­dı. Ör­güt­len­me­den so­rum­lu Bşk.​Yrd. Kazım Be­şik­çi, Spor­dan Bşk.​Yrd. Emin Ali Kal­cı­oğ­lu, Sen­di­ka­lar­dan so­rum­lu Bşk. Yrd. Hızır İlyas Katip, Es­naf­tan so­rum­lu Bşk.​Yrd. Orhan De­mir­tas ile bir­lik­te geç­miş olsun zi­ya­re­tin­de hazır bu­lu­na­rak gö­rev­li­ler­den he­ye­lan hak­kın­da bilgi al­dı­lar.
Ha­ber-Fo­to: İsmet KÖ­SOĞ­LU

Rize’de Korana Virüsüne Bulaşanlar,Temaslı OlduklarıKişileri Saklamakla Onlara Kötülük Ediyor !..

Ko­ra­na­vi­rüs sal­gı­nı ile mü­ca­de­le­miz ili­miz ge­ne­lin­de bir yan­dan yaş grup­la­rı­na göre sı­ra­sı ge­len­le­ri­nin aşı­lan­ma­sı, diğer yan­dan ise fil­yas­yon ekip­le­ri­nin kapı kapı, ev ev ge­ze­rek yü­rüt­tük­le­ri te­mas­lı ta­kip­le­ri ile de yoğun bir bi­çim­de devam et­mek­te­dir.

Lakin son za­man­lar­da bir­çok po­zi­tif va­tan­da­şı­mı­zın ıs­ra­rı­mı­za rağ­men ger­çek­te temas et­tik­le­ri kim­se­le­ri ye­te­rin­ce bil­dir­me­yip, isim­le­ri­ni giz­le­dik­le­ri gö­rül­mek­te­dir.
Temas et­tik­le­ri ki­şi­le­ri bil­dir­me­mek­le on­la­ra iyi­lik et­tik­le­ri­ni dü­şün­se­ler de ger­çek­te asla bu durum bil­dir­me­dik­le­ri ki­şi­nin le­hi­ne de­ğil­dir.
Bu se­bep­le za­ma­nın­da tes­pi­ti ya­pı­lıp, hem erken te­da­vi­ye baş­la­ma­la­rı, hem de baş­ka­la­rı­na ve sev­dik­le­ri­ne bu­laş­tır­ma­la­rı en­gel­le­ne­bi­lecek iken sırf bil­di­ril­me­me­le­ri se­be­bi ile so­run­lar bü­yü­yüp, acı­lar ço­ğal­mak­ta­dır.
Yap­tı­ğı­mız göz­lem­ler­de halen süre gelen kı­sıt­la­ma­la­rın ciddi olum­lu et­ki­si­ne rağ­men bu­laş­ma­nın aynı evde kal­ma­yan yakın aile fert­le­ri­nin, yakın ak­ra­ba eş dost, komşu zi­ya­ret­le­ri­nin kı­sıt­la­ma gün­le­rin­de dahi büyük öl­çü­de devam et­me­si so­nu­cu or­ta­ya çık­tı­ğı tes­pit edil­miş­tir.
Bu min­val­de vi­rü­sün ya­yıl­ma­sı­nı, hal­kı­mı­zın olum­suz et­ki­len­me­si­ni en aza in­di­re­bil­mek ama­cıy­la artık so­nu­cu po­zi­tif çıkan hasta veya has­ta­la­rı­mı­zın ol­du­ğu eve komşu du­rum­da­ki gerek apart­man da­ire­si ge­rek­se de ma­hal­le ve köy yer­le­rin­de­ki müs­ta­kil ev­ler­de ya­şa­yan va­tan­daş­la­rı­mız­dan da fil­yas­yon ekip­le­ri­mi­zin uygun gör­dü­ğü ki­şi­ler­den nu­mu­ne alı­na­cak­tır.
Yani sa­de­ce po­zi­tif çıkan ki­şi­nin te­mas­lı ola­rak be­lirt­ti­ği ki­şi­ler­den değil, çev­re­de yakın temas ih­ti­ma­li yük­sek olan ki­şi­ler­den de nu­mu­ne alımı sağ­lan­mış olu­na­cak­tır.
Çünkü komşu aile­le­ri­nin ço­cuk­la­rı­nın dahi bir­bi­riy­le temas et­me­siy­le bile virüs bu­la­şa­bil­mek­te­dir.
İnsan­la­rı­mı­zı daha iyi ko­ru­mak ve vi­rü­sün ya­yı­lım hı­zı­nı azalt­mak adına bu ted­bir de uy­gu­la­ma­ya baş­la­tıl­mış­tır. Va­tan­daş­la­rı­mız­dan kendi fay­da­la­rı­na ola­cak bu uy­gu­la­ma­ya tam des­tek ol­ma­la­rı­nı talep edi­yo­ruz.
İlimiz ge­ne­lin­de halen 80 yaş ve üzeri va­tan­daş­la­rı­mı­zın aşı­lan­ma­sı­na sağ­lık te­sis­le­ri­miz­de devam edil­mek­te­dir.
Ran­de­vu ala­ma­dı­ğı için aşı yap­tır­mak ama­cıy­la aile he­kim­le­ri­mi­ze veya has­ta­ne­le­ri­mi­ze ge­le­me­yen veya ge­ci­ken in­san­la­rı­mız ka­ti­yen en­di­şe et­me­sin­ler. Şuan için 80 yaş üze­rin­de ol­ma­la­rı şar­tıy­la ran­de­vu ala­ma­yan in­san­la­rı­mız­da di­rekt aile he­kim­le­ri­ne veya has­ta­ne­le­ri­mi­ze baş­vu­ra­bi­lir­ler. Sağ­lık per­so­ne­li­miz ken­di­le­ri­ne ran­de­vu şartı aran­mak­sı­zın mut­la­ka yar­dım­cı ola­cak­lar­dır.
Tü­ne­lin so­nun­da­ki ışık her ne kadar gö­rün­müş gibi olsa da önü­müz­de soğuk kış gün­le­ri bizi bek­le­di­ği ha­se­biy­le vaka sa­yı­la­rı­nın tek­rar­dan art­ma­sı ola­sı­lı­ğı­na kar­şın her za­man­ki kadar ted­bir­li ve tem­kin­li olmak zo­run­da­yız. Asla ve asla re­ha­ve­te ka­pıl­ma­ya­lım. Henüz fır­tı­na din­miş, teh­li­ke geç­miş de­ğil­dir.
Ka­mu­oyu­na say­gıy­la du­yu­ru­lur.
Haber Merkezi

Anavatan Partisi İl Başkanı Yılmaz’dan tepki!

Ana­va­tan Par­ti­si Rize İl Baş­ka­nı Cey­hun Yıl­maz, Rize’de ya­pı­mı devam eden Kent­sel Dö­nü­şüm sü­re­ci­ni de­ğer­len­dir­di.

Rize de kent­sel dö­nü­şü­mün esnaf üze­rin­de ki et­ki­le­ri­ne de­ği­nen Yıl­maz “Rize de kent­sel dö­nü­şüm pro­je­si kap­sa­mın­da be­le­di­ye blok­la­rı­nın yı­kı­la­cak ol­ma­sı çevre dük­kân­la­rın ki­ra­la­rı­nı iki misli ar­tır­dı, yarı ya­rı­ya pa­ha­la­nan ki­ra­lar es­na­fı­mı­zın be­li­ni bük­mek­te, zaten pan­de­mi ne­de­ni ile hafta sonu ke­penk ka­pat­mak zo­run­da kalan es­na­fı­mız, hafta içi de is­te­di­ği ra­kam­la­rı ka­za­na­mı­yor.
Es­na­fın bu zor du­ru­mu­na yet­ki­li­ler çare bul­ma­lı, çevre dük­kan­la­rın mal sa­hip­le­ri ada­let­siz kira ar­tı­şı yapıp es­na­fın zaten zor dönen çar­kı­na çomak so­ku­yor’’ dedi.
Ayrı za­man­da ye­ni­den dolgu sa­ha­sı­na ta­şı­nan dol­muş du­rak­la­rı­nı hem şoför es­na­fı için hem de yol­cu­lar için so­run­lar ya­ra­tı­yor, dolgu sa­ha­sı­na ula­şım­da tra­fik se­be­biy­le yol­cu­la­rın kar­şı­ya geç­me­si teh­li­ke­li ve kış şart­la­rın­da zor olu­yor, bir an önce uygun bir nok­ta­da alt geçit veya üst geçit ça­lış­ma­la­rı­nın ya­pıl­ma­sı ge­re­ki­yor, bun­lar­da yet­mez­miş gibi Rize’nin Tür­ki­ye’nin en çok yağ­mur alan şehri ol­du­ğu­nu unu­ta­na yet­ki­li­ler du­rak­la­rın su ile dol­ma­sı­na sebep olu­yor, so­ru­yo­rum size şimdi bu­ra­sı ya­pı­lır­ken kime ihale edil­di, hangi mü­te­ah­hit bu­ra­yı yaptı ve hangi ka­li­te kont­rol­cü bu­ra­ya onay verdi?’’ dedi.
Rize’nin so­run­la­rı­nın bir an önce çö­zül­me­si ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­yan Yıl­maz ‘’ Rize hiz­me­ti en çok hak eden ve­fa­lı bir ildir’’ dedi.
Haber Merkezi

Çocukluk Hayalini Rize Bezi İle Birleştirdi Herkesin Dikkatini Çekmeyi Başardı

Rize’de ya­şa­yan Naz­mi­ye Ka­ra­faz­lı­oğ­lu ev ha­nım­lı­ğın­dan sı­kı­lın­ca sti­list ol­ma­ya karar verdi ve yap­tı­ğı çi­zim­ler­le her­ke­sin dik­ka­ti­ni çek­me­yi ba­şar­dı.

Rize’de ya­şa­yan ev ha­nı­mı Naz­mi­ye Ka­ra­faz­lı­oğ­lu, ço­cuk­luk­tan gelen ye­te­ne­ği­ni kul­lan­dı ve ilk başta kendi ça­pın­da kı­ya­fet­ler ta­sar­la­ma­ya baş­la­dı. Gün­ler sonra ta­sa­rım­la­rı art­tık­ça ünlü mo­da­cı Cemil İpe­ke­çi’ye bu ta­sa­rım­la­rı gön­der­di ve ken­di­siy­le ta­nış­ma fır­sa­tı buldu. İpekçi’nin atöl­ye­sin­de 4 aylık bir eği­tim alan Ka­ra­faz­lı­oğu, Rize’ye dön­dü­ğün­de ta­sa­rım­la­rı­na devam etti ve Rize bezi ola­rak bi­li­nen fe­re­ti­ko ile kı­ya­fet­ler dik­me­ye baş­la­dı. Ka­ra­faz­lı­oğ­lu Rize bezi sa­ye­sin­de ise dün­ya­nın en doğal ve sağ­lık­lı kı­ya­fet­le­ri­ni ta­sar­la­ma­ya baş­la­dı.
Çizim yapma is­te­ği­nin ken­di­si için do­ğuş­tan gelen bir heves ol­du­ğu­nu dile ge­ti­ren Naz­mi­ye Ka­ra­faz­lı­oğ­lu “Ben bu duygu ile doğ­mu­şum di­ye­bi­li­rim çünkü kü­çük­ken gör­dü­ğüm her nes­ne­nin, ob­je­nin res­mi­ni çiz­dim. Za­man­la bu şe­kil­len­me­ye baş­la­dım ve ken­di­mi giysi ta­sa­rım­la­rı ya­par­ken bul­dum. De­ne­me­ler yap­tım, Rize bezi üze­ri­ne ayak­ka­bı­lar yap­tım, giy­si­ler yap­tım. Cemil İpekçi ile ta­nış­ma fır­sa­tım oldu. Atöl­ye­sin­de 4 buçuk ay kadar bir eği­tim aldım. Bu benim en büyük şan­sım­dı. Beni baya bir ge­liş­tir­di” dedi.
“Ça­lış­ma­la­rım­da Rize be­zi­ni ter­cih edi­yo­rum”
Rize bezi ola­rak bi­li­nen fe­re­ti­ko­nun ya­şa­ma­sı için mü­ca­de­le et­ti­ği­ni, bu ne­den­le ça­lış­ma­la­rın­da Rize be­zi­ni ter­cih et­ti­ği­ni be­lir­ten Ka­ra­faz­lı­oğ­lu “Neden fe­re­ti­ko de­di­ği­niz zaman çünkü fe­re­ti­ko ke­ne­vir bit­ki­si­nin lif­le­rin­den elde edi­lir. Bu lif­ler­den elde edi­len ip­lik­ler­le el tez­gah­la­rın­da do­ku­nur ve bu hiç­bir şe­kil­de kim­ya­sal sü­reç­ten geç­mez. Ta­ma­men do­ğal­dır. Bi­yo­ener­ji­sin­den do­la­yı gü­ve­le­ri ve si­nek­le­ri uzak tutar. Aynı za­man­da ina­nıl­maz bir anti bak­te­ri­yel­dir. Rize be­zi­nin ta­ri­hi de var. Geç­miş dö­nem­ler­de Fatih Sul­tan Meh­met’in tıl­sım­lı göm­le­ği de fe­re­ti­ko ku­ma­şıy­dı. Rize be­zin­den ya­pıl­mış­tı. Bu yüz­den ter­cih ettim. Öte yan­dan sıcak or­tam­da serin, serin or­tam­da sıcak tutma özel­li­ği var” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
“Özel­lik­le genç­le­rin ter­cih ede­ce­ği kı­ya­fet­ler ta­sar­lı­yo­rum”
Rize be­zin­den özel­lik­le genç­le­rin ter­cih ede­ce­ği kı­ya­fet­ler ta­sar­la­dı­ğı­nı, son­ra­ki sü­reç­te ise fe­re­ti­ko­nun yurt dı­şın­da du­yul­ma­sı için ça­lı­şa­ca­ğı­nı dile ge­ti­ren Ka­ra­faz­lı­oğ­lu “Fe­re­ti­ko be­zin­den özel­lik­le genç­le­re yö­ne­lik gün­cel kı­ya­fet­ler ta­sar­la­dım. İle­ri­si için bu ku­maş­tan her­ke­sin ya­rar­lan­ma­sı­nı is­ti­yo­rum. Er­kek­ler ve ço­cuk­lar için de ta­sa­rım­la­rım ola­cak. He­de­fim ise bu ku­ma­şın sa­de­ce Tür­ki­ye sı­nır­la­rı içe­ri­sin­de değil, yurt dı­şın­da da ta­nın­ma­sı” şek­lin­de ko­nuş­tu.
“Düş­me­den insan yü­rü­me­yi öğ­re­ne­mi­yor”
Dün­ya­ya ev ha­nı­mı ola­rak gel­me­di­ği­ni fark et­ti­ğin­de sti­list olma ka­ra­rı al­dı­ğı­nı ifade eden Ka­ra­faz­lı­oğ­lu “Bir şey­ler­den ra­hat­sız­dım. Bu dün­ya­ya ben ev ka­dı­nı olmak için gel­me­dim, bunu be­li­yor­dum. Ne­re­den baş­la­mam ge­rek­ti­ği­ni bil­mi­yor­dum. Rize el do­ku­ma­sı fe­re­ti­ko be­zi­ni keş­fet­tik­ten sonra beni çok et­ki­le­di. O yüz­den ben bu ku­maş­la yo­lu­ma devam etmek is­te­dim” diye ko­nuş­tu.
Ev ka­dın­la­rı­na bir yer­den baş­la­mak için asla vaz­geç­me­me­le­ri ge­rek­ti­ği­ni dile ge­ti­ren Ka­ra­faz­lı­oğ­lu “Hiç­bir zaman ken­di­le­ri­ni yüzde 100 hazır his­set­me­ye­cek­ler. Her zaman bir ba­ha­ne­le­ri ola­cak. Ba­şa­rı­lı in­san­la­rın ba­ha­ne­le­ri olmaz, ol­ma­ma­lı. O yüz­den ev ha­nım­la­rı o adımı at­sın­lar. Ken­di­le­ri­ni en hazır his­set­me­di­ği anda da o adımı at­sın­lar. Ben ba­şa­ra­mam de­dik­le­ri anda o adımı at­sın­lar. Baş­la­sın­lar, ge­ri­si­ni bir şe­kil­de Allah kalp­le­ri­ni, ni­yet­le­ri­ni temiz tu­tar­sa hal­le­di­yor. Düş­me­den bir çocuk yü­rü­me­yi öğ­re­ne­mi­yor” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
Haber Merkezi

Ak Parti Merkez İlçe’den Kan Bağışı Seferberliği

AK Parti Rize Mer­kez İlçe Baş­ka­nı Burak Ak ve Mer­kez İlçe Baş­kan­lı­ğı Yü­rüt­me Ku­ru­lu Üye­le­ri Kı­zı­lay’daki kan stok­la­rı­nın azal­ma­sı mü­na­se­be­tiy­le Kı­zı­lay’a kan ba­ğı­şın­da bu­lu­na­rak, her­ke­si kan ba­ğı­şın­da bu­lun­ma­ya davet etti.

Mer­kez İlçe Baş­ka­nı Burak Ak, Kı­zı­lay’da kan stok­la­rı­nın azal­ma­sı­na dik­kat çe­ke­rek, bütün teş­ki­lat­la­rı ve va­tan­daş­la­rı kan ba­ğı­şın­da bu­lun­ma­ya davet etti.
Kan ba­ğı­şı­nın öne­mi­ne dik­kat çeken Baş­kan Ak, “Bugün yü­rüt­me ku­ru­lu üye­le­ri­miz­le Kı­zı­lay’ın kan ba­ğı­şı çağ­rı­sı­na ses­siz kal­ma­ya­rak, kan ba­ğı­şın­da bu­lun­duk.
İnşal­lah yö­ne­tim ku­ru­lu üye­le­ri­miz, belde ma­hal­le, ve köy baş­kan­la­rı­mız ile ka­de­me ka­de­me tüm yö­ne­tim­le­ri­miz­le bir kan ba­ğı­şın­da bu­lun­ma se­fer­ber­li­ği baş­lat­mak is­ti­yo­ruz.
Tüm va­tan­daş­la­rı­mı­zı da Kı­zı­lay’ımıza ge­re­ken des­te­ği ver­me­ye davet edi­yo­ruz.
Kan ver­mek hem kendi sağ­lı­mız için hem de kan ih­ti­ya­cı olan has­ta­la­rı­mız için çok fazla önem arz et­mek­te­dir.
Ham­dol­sun bizim in­sa­nı­mız yar­dım­se­ver­li­ği ve ih­ti­ya­cı olana ko­şul­suz yar­dı­mı ile her daim ön plan­da ol­muş­tur.
Şim­di­de aynı has­sa­si­ye­ti ve du­yar­lı­lı­ğı Kı­zı­lay’a ve­re­cek­le­ri des­tek­le bek­li­yo­ruz in­şal­lah.
Bu­lun­du­ğu­muz Pan­de­mi dö­ne­mi ve­re­ce­ği­niz des­tek özel­de böl­ge­miz ge­nel­de ise ül­ke­miz için çok önem­li.
Ve­re­ce­ği­niz her bir damla kanın ne kadar önem­li ol­du­ğu­nu has­ta­ne­le­ri­miz­de umut­suz­ca kan bek­le­yen has­ta­la­rı­mı­za can ola­cak­tır.Kan ba­ğı­şı he­pi­mi­zin ortak so­rum­lu­lu­ğu ol­ma­lı­dır.
Şim­di­den kan ba­ğı­şın­da bu­lu­nan tüm va­tan­daş­la­rı­mı­za te­şek­kür edi­yo­rum.” dedi.

Haber Merkezi

27 OCAK OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU

Osmanlı Devletinin temellerini oluşturan Osmanlı Beyliği Osman
Gazi tarafından bugünkü Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde, 27 Ocak 1299’da kuruldu. Osmanlı Devleti; dünyanın en büyük, en uzun ömürlü, büyük kültür ve medeniyet kurucusu, muazzam teşkilât ve müesseselere sâhip Türk-İslâm devletidir. Türk ve İslâm tarihinin en muhteşem devri, Osmanlıların zamanıdır.
Onlar, millî ve İslâmî mefkûrelerinin dâhiyane terkibi, siyasi istikrar ve sosyal
adaletleri sayesinde, üç kıtanın ortasında ve Akdeniz havzasında, insanlık tarihinde nizam-ı âlem davasının en kudretli temsilcileri olmuşlardır. Endonezya’dan İspanya’ya, Kırım’dan Yemen’e veAlmanya’danAfrika ortalarına kadar
Müslüman milletlerin hamiliğini yaptılar. Osmanlılar, insanî esaslara bağlı bir
cihan devleti kurmuşlar, ilme, sanata, medeniyete ve insanlığa asırlarca faydalı hizmetler yapmışlardır.

 Kurulurken Söğüt’te yedi yüz yıl evveli,
 Yüceltmekti yurdunu her Türk’ün emeli.
 Yıldırımlar çakan Osmanlı’nın Osman’ı,
 Ezip geçti, önünde ordusuyla düşmanı.

TÜKETİM AHLAKI VE HARAM OLAN İSRAF

Tüketim harcamalarında yalnızca kişisel mutluluk değil, başkalarının mutluluğu da hesaba katmalıyız, gerçek mutluluğun fakir, yoksul ve yetimlerin de ihtiyaçlarını karşılamak için helâlinden kazanıp, helalından harcamada olduğu unutulmamalıdır. Mal ve servet, aile, akraba ve kamu çıkarlarına aykırı bir şekilde kullanılmamalı; tüketim özgürlüğü adına sağlığa, sosyal ekonomik yapıya, tabiata, çevreye ve gelecek nesillerin potansiyel kaynaklarına zarar verilmemelidir.
Dünya servetin gerek kötü kullanımından, gerekse başta zekât olmak üzere sosyal sorumlulukların yerine getirilip getirmediğinden dolayı ahirette de hesaba çekileceğimiz bilinmeli, topluma ve muhtaç insanlara karşı olan görev ve sorumluklar yerine getirilmelidir.
Kısaca yüce Allah’ın sevgisini kazanmayı arzu eden ve dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen Müslümanlar hayatlarının diğer alanlarında olduğu gibi tüketim alanında da Kur’an ve sünnetten adeta süzülerek çıkarılan
ve adına “TüketimAhlakı” dediğimiz ahlaki prensiplere uymalıdırlar.
Çünkü geniş anlamda Allah’a ibadet ve kulluk; namaz, oruç, hac, zekât gibi dinen belirli şartlara ve vakitlere bağlı olan bazı özel ibadetleri kapsadığı gibi; kişiyeAllah katında değer ve sevap kazandırıcı her türlü güzel söz ve salih amelleri de kapsamaktadır. İslam’ı prensiplere uygun olarak tüketim faaliyetinde bulunmak da geniş anlamda ibadet hükmündedir.
Yüce, İslam dinimizde, israfın her çeşidinin haram olduğu “küllü
müsrifin haram’ün” Peygamber efendimizin, bu sözlerinde açıklanmaktadır.
İsrafın haram olduğu gibi, cimrilikte haramdır. Bu konuda İslam dininde ne
israf ne de cimriliğe yer verilmemiştir.

RİZE’DE AFET OKULU OLMALI

Nedense doğal afetler olduğunda o niye yok bu niye yok diye eleştiriler olur, eksikler o zaman hatırlanır.
Bir büyüğüm hatırlattı.
Türkiye’de afetlere kalifiye eleman yetiştiren bir niye Okul yok.
Her şeyde Avrupa’yı örnek alırız bu konuda niye doğal afetlerde eğitimli elemanların yetiştiği okulları Türkiye’de yapmayız.
Benzer okullar Kanada, Almanya, İsviçre’de var. Bu okulların çalışmaları detaylıca incelenebilir.
Dağdaki çığ olayına çığ yaşamayan, çığ bölgesinde antrenman yapmayan kimse yaşanan olaylarda gerektiği gibi hizmet yapamaz. Bölgemizde sık sık sel, yangın, çığ gibi doğal afetler yaşarız.
Bu olayların çoğunda can kaybımızda olur.
Doğal afetlerde Kamu olarak AFAD başta olmak üzere birçok özel STK lar da yardımda bulunur.
Afetlerde görev yapan, yapacak elemanlar ne kadar bilgili, ne kadar tecrübeli.
Görevde bulunanları yermek istemem
ama bu gibi kuruluşlarda görev yapacak insanlar eğitim almış olsalar daha iyi olurdu.
Bu işlerde çalışacak elemanlar için Lise sonrası gireceği Dağcılık ve Afetle Mücadele Yüksek Okulu yapılması gerekir düşünüyorum.
Sıradan insanların doğal afetlerde gelişigüzel müdahale etmesindense yetişmiş eğitimli elemanların daha yerinde hizmet yapacağını biliriz.
Yapılacak hizmet ayrı bir iş kolu olabilir. Türkiye’de afetlere ne kadar hazırlıklıyız her
zaman tartışılır.
Sel deprem gibi doğal afetlerde bilinçli elemana ihtiyaç var. Bu elemanlar yapılması gereken Yüksek Okulda rahatlıkla yetişebilir. Dağcılık ve Afetle Mücadele Yüksekokulu okuyacaköğrenciler için İkizdere Vadisi ameli eğitimler için
güzel parkurlar barındırıyor.
Karda, Çığda yapılacak mücadele yılın 12 ayı karın hiç eksik olmadığı Ovit dağında niçin yapalmasın. Ormanlık alanlarda arama kurtarma ve dereye düşen araç vs. kazalarda nasıl müdahale edileceği İkizdere deresinde rahatlıkla tatbik
edilebilir. Türkiye’de böyle bir okul hiç yok. İlk olmasına RTEÜ niye öncü olmasın. RTE Üniversitesine bağlı Dağcılık ve Afetle Mücadele Yüksek Okulu düşünülen okul olabilir.

RİZE’DE AK PARTİ SİYASETİ AMATÖR KÜME ‘DE !…

Bugün ki konumuz; Rize siyasetinde çalkantılar, halaÖmer’lerin bulunmaması ve 31 mart yerel seçimlerine, yaşanılan hezimet, halktan kopuk idarecilerin hala görevlerinde devam etmesi
değil,10 Yıl önce başlayan ve 5 yılda bitirilmesi planlan, Derepazarı Kendirli transit yolunun daha yüzde 20’nin yapılıp kaderine terk edilmesi olayıdır !….
2012 de başlayan OVİT tüneli iki yıl önce açıldı,2015 de başlayan SALARHA Tüneli’nin ilk tüpü (3 km) (31 Aralık 2020) açıldı..2017 temeli atılan uluslararası RİZEARTVİN Havaalanı bitme aşamasında ve daha bir çok proje bitme aşamasında iken ama, ne hikmetse,(2011) yılında başlayan, dolaylı olarak Derepazarı, Kendirli, Kalkandere İkizlere ve Ovit tüneli güzergahında yüzlerce yerleşim merkezini etkileyecek, DEREPAZARI- KENDİRLİ transit yolu aradan 10 yıl geçmesine rağmen neden kaderine terk edildi, anlaşılmış değil!
Kendirli yönünden Şantiyeden başlamak üzere, sadece 2.5 km yapılan, Derepazarı yönünde ise hiçbir çalışma yapılmayan, bu önemli projede Bir’de Tünel’de bulunuyor..
Bu önemli Transit yol neden kaderine terk edilmiş durumdadır? Eğer ekonomik kiriz söz konusuyla, neden diğer projelerde sorunolmayıp işler tıkır tıkır devam ediyor!..
Cumhurbaşkanı veAK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, her zaman ilk göz ağrım dediği, gerek Başbakanlığı döneminde gerek Cumhurbaşkanı olduğu zaman, ilk ziyaretini yaptığı Kendirli Beldesini kimse hafife almasın, alanlar nasıl altında kaldığını eryada geç göreceklerdir !..
Ama şunu herkes anlasın ki, Bürokraside ve Siyasette yoksan ,bir elin bir kanadın kırık demektir !.. bugün bizim yaşadığımız bu sorunları ,yarın başka bölgelerin yaşaması da muhtemeldir !..
Özellikte son 4-5 yıldır bizim bölgemiz Kalkandere, İkizdere, İyidere, Derepazarı Rize bürokrasisinde sefilleri oynadığı gibi,Rize siyasetinde deAmatör kümeye düşmüştür!!
Bugün Rize siyaseti ve Rize bürokrasi hangi bölgenin egemenliği altındadır lütfen herkes şapkasını önüne koysun düşünsün ve kendisini muhakemeye çeksin !..
Rize sadece Merkez ve Güney bölgesinden ibaret değildir!
İşte bunlar dile getirilmediği için 31 Mart Yerel seçimlerinde Ak Parti tarihinde ilk kez reisin baba ocağı Rize’de 4 İlçesini kaybederek
büyük bir hezimet yaşamıştır !..
Bugün olduğu gibi, Siyasetin ve Bürokrasinin ele geçirilmesiyle Ekonomik Sosyal, her alanda, her türlü imkanı Rize merkez ve bir Bölgeye ayrıcalık olarak tanırsanız, korkarım ki, gelecek seçimlerde, 31 mart seçimleri mumla aranacaktır!..

COVİD BİZİ ÇOK DEĞİŞTİRDİ

Tarih boyunca pek çok buna benzer salgınlar olmuş.
İnsanoğlunun çare bulamadığı salgınlar toplumları ölüme götürmüş.
Bir asır kadar önce İspanyol Gribi olarak isimlendirilen salgının 100 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş olduğu yazılı
kaynaklarda bulunuyor.
Yakın dönemdeAİDSvirüsü, Domuz gribi insanlığı olumsuz yönde çok etkilemişti. Günümüzdeki Covid-19 virüsü sebepleri ve sonuçları
itibarıyla diğerlerinden daha tehlikeli olurken Türkiye’de ve Dünyada can kaybı her gün devam ediyor.
Yaklaşık bir yıl önceye kadar dünyada mesafe kavramı, mesafe korkusu yoktu. Her yere her türlü taşıt ve araçla seyahatler serbestti.
Seyahatler sayesinde ekonomik ve sosyal hizmet sektörleri alabildiğince gelişmiş 5-7 yıldızlı oteller yurdumuzda bile hızla artmış ve
turizm hizmetine girmişti.
2020 Mart ayından sonra bütün dünya ile birlikte yurdumuzda da bana göre geçte kalınmış olsa çok radikal tedbirler alınmış.
Maske, Temizlik ve Sosyal mesafe virüs sayesinde hayatımızda yer aldı. Yıllar sonra maskeli insanların fotoğraflarını görecek nesil nasıl
duygular içinde olur bilemem.
Koca bir yılda sosyal hayat durmuş, ekonomi turizm vs. birçok sektör dibe vurmuştur. Dezenfekte malzemesi üreten dışında hiçbir
iş kolu ayakta kalmadı. Bir ara Rize’deki yerel Gazetelerim bile hafta bir gün sırayla basılır olmuştu. Sokağa çıkma yasakları, akşam
yasakları hayatımıza virüs sayesinde yer buldu. Binlerce çalışan Covid-19 sayesinde işsiz kaldı.
Yaylada, dağda, köyde, kasabada, şehirde insanlar artık tüm davranışlarını değiştirmiş veya değiştirmeye mecbur kalmış durumda.
Cenaze namazlar, definleri, taziye gelenekleri o kadar değişti ki, arkadaş, akraba ve kardeş cenazesine gidememek hayatımıza yerleşti.
Hasta ziyaretleri tamamen kalktı.
Aylarca Cuma Namazları kılınmaz olmuş. Camilerde vakit namazı kılınmadı. Daha sonra serbestleştiğinde sosyal mesafeli saf tutulması
kaydıyla seccadesini herkes kendi getirmesi kaydıyla izin verildi, safları sıklaştırın söylemini İmamlardan duymaz olduk artık.
Düğünler, nişanlar, kına geceleri ile horonlarımız o renkli görüntülerini kaybetmiş, neredeyse gençler evlenmekten vaz geçmiş durumdalar.
Arkadaşlıklar, dostluklar sanallaşmış, taziyeler, hayırlı olsunlar, komşuluklar telefon veya internet üzerinden sanal dünyaya kaydırılmış
durumda..
Ana sınıfından üniversiteye tüm eğitim ve öğretim faaliyeti gerçek dünyadan sanal dünyaya kaymış, çocuklar artık sanal dünyanın
esiri durumuna getirilmiş. Lokantalar, pastaneler, kahvehaneler, parklar,
eğlence yerleri kapatılmış. Sıkıntılı dönemde işsiz kalan ve borcunu ödeyemeyen vatandaş kredi almak için banka kapılarına yığılmış.
Evet, korona denilen illet insanları, toplumları öyle bir hizaya getirdi ki, tüm eski alışkanlıklarını bırakıp (mecburen) yeni hayata
alışmalarını sağladı. Köylere önem vermeyen insanlar bu süreçte köylü olarak yıllarca uğramadığı bağ bahçelerinde çalışmaya başlamış.
Artık istesek de, istemesek de maskeli hayatımız başlamış ve ne zaman sona ereceğini de bilmiyoruz.

ENFLASYON ATLI, MEMUR YAYA

2020 yılı enflasyon rakamları belli oldu. Buna göre 2020 yılında tüketici fiyatları ortalama %14,6 oranında yükseldi.
Hal böyle olunca memurlara %4.36 enflasyon farkı verilmesi gündeme geldi. Buna göre memur maaşları ocak ayı itibari ile %7,36 oranında zamlanacak. Bu oran gerçek anlamda memur maaşlarına 2021 yılı için yapılacak zammı ifade etmemekte, 2020 yılından alacaklı oldukları %4.36’yı da içermektedir.
Hal böyle olunca memur maaşlarına yalnızca enflasyon kadar zam yapılmakta bu zam da altı ay geriden gelmektedir. Dolayısıyla memur maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte alım gücü hızla düşmektedir. Enflasyonun %14,6 olduğu, asgari ücrete %21,6 oranında zam yapıldığı bir ortamda memur maaşları %3 oranında zamlanacaktır.
Bunun adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığı açıktır. Her dönem enflasyon farkı aldatmacasıyla memur ve emekliler oyalanmaktadır. Enflasyon farkının yaşandığı dönemlerde enflasyon sürekli önden gitmekte memur maaşları erimekte alım gücü düşmekte altı ay sonra bu zararı bir defaya mahsus telafisi söz konusu olmaktadır.
Dolayısıyla mevcut durumda enflasyon atlı, memur ise yaya bırakılmış durumdadır. Enflasyon farkı ile birlikte memurun zammı %7,36 olarak lanse edilmektedir ancak memurun aldığı zam %3 tür.
Türkiye Kamu-Sen olarak memur maaşlarının yeniden revize edilmesi ısrarımızı bir kez daha buradan ilan ediyoruz.

VEFATININ 60. YILINDA TÜRK GİBİ GÜÇLÜ YAŞAR DOĞU

Aslen Kafkas Türklerindendir.
Ecdadı Samsun’a muhacir gelmişti.
Daha önce bebek sayılabilecek çağda iken cepheye giden babasının şehit düştüğü haberi gelmiş, bu yüzden annesiyle birlikte dedesinin köyü olan Emirli ‘ye göç etmek zorunda kalmıştı.
Çocukluğunun geçtiği bu köyde güreşe başladı ve daha delikanlılığın eşiğinde iken yaman bir karakucak güreşçisi olarak adını bütün çevreye duyurdu. Karşılık beklemeden yaptığı hizmetlerden dolayı “Türk güreşinin babası” olarak anılan Yaşar DOĞU, 1913 yılında Samsun’un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde doğdu.Ata sporumuz güreşin tarihe geçmiş en başarılı büyük şampiyonalarından olanYaşar Doğu, kendisi bebekken 1. Dünya Savaşı’na katılan babasının şehit olması üzerine, Kavak ilçesine bağlı dedesinin köyü Emirli ‘de büyüdü.
Türk güreşinin en büyük şampiyonlarından Yaşar Doğu, 8 Ocak 1961’de kalp krizi sonunda Ankara’da vefat etmişti.
1915 yılında Samsun’un Kavak ilçesinin Karlı köyünde doğdu. Yaşar Doğu, gü- reşe 16 yaşında başladı.
1940’da Balkan, 1946, 1947, 1949’da Avrupa, 1948’de Olimpiyat ve 1951’de de dünya şampiyonluklarını kazandı. Yaptığı 47 millî maçın 33’ünü tuşla olmak üzere 46’sını kazandı. Sadece 1939’da sayıyla bir yenilgisi vardır.
Yaşar Doğu’nun yurt içinde ve yurt dışında yaptığı güreşlerde, sırtı hiç yere gelmemişti.
Beş vakit namazını devamlı kıldığı gibi, her güreşten evvel de 2 rekât nafile namaz kılardı.
Dış devletlere giderken Eyüp Sultan hazretleri gibi kutsal yerleri ziyaret etmek adetiydi.
08 Ocak 1961’de Ankara’da vefat etti.
Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun

2020’NİN ARDINDAN

2020 yılı ülkemiz, devletimiz, milletimiz, bölgemiz ve ailemiz açısından hiç de olumlu olarak hatırlanmayacak kara bir yıl olarak tarih sayfasında yerini alacağı düşüncesiyle yazımı yazmaya başlıyorum.

2020 yılı tüm dünyayı etkisi altına aldığı gibi ülkemizi de etkisi alan Covid-19 virüsü (corona) bulaşıcı salgın hastalığından dünyada 2 milyonu aşkın insan hayatını kaybederken, ülkemizde bu rakam 20 binin üzerine çıkmış bulunmaktadır. Dünya bu illet hastalıkla mücadelesinde epeyce bir yol kat etmesine rağmen ülkemizde henüz somut bir gelişmenin olmaması hemen her şeyde olduğu gibi bir kez daha bizi dışa bağımlılıktan kurtaramamıştır. Umudumuz ve dileğimiz şudur ki, ülkemiz bilim insanları en kısa zaman diliminde insan hayatını hiçe sayan bu lanet hastalığın ortadan kalkması veya etkisinin azaltılması noktasında kullanılacak anti virüs aşıyı hayata geçirir de insanlarımız rahat bir nefes alır.
Sadece Covid-19 salgın hastalığına bağlı olmamakla birlıkte ekonomide ki daralma ve artan işsizlik oranları insanlarımızın yarınlarına dair gelecek kaygısını daha ileri noktalara taşımış olmakla birlikte, eğitim-öğretimde ki belirsizlik, esnafın siftah yapmadan dükkan kapaması, özellikle özel sektördeki iş yükünün azalmasıyla eleman çıkarmalarına veya işyeri kapanma sayılarına her gün onlarcasının eklenmesi, hayat şartlarının her geçen gün zorlaşması, özellikle gıda ürünlerine kısa aralıklarla zam yapılması, özellikle emeklilerin büyük bir bölümünün artan hayat pahalılığına karşı ezdirilmesi yani aradaki makasın her yapılan zamla birlikte biraz daha açılması gelir dağılı- mındaki adaletsizliğin en belirgin örneğini teşkil etmektedir.
2021 yılında umulur ki aradaki fark yapılacak iyileştirmelerle birlikte biraz olsun giderilir ve zaten kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışan düşük emeklilerimizde biraz olsun rahat bir nefes almaları sağlanmış olur. Ülkemizi 2020 yılı için en sevindirici olaylarının başında kardeş ülke can Azerbaycan’ın 30 yıldır Ermenistan işgali altındaki bölgeleri Türk İHAve SİHA’larının üstün başarıları,Azeri silahlı kuvvetlerinin üstün kararlılığıyla işgalden kurtarılması ile anavatanına tekrardan katılması olmuştur.
Bunun yanında özellikle Türk silahlı kuvvetlerinin Suriye’de göstermiş olduğu üstün başarı, sınır güvenliğimizin kontrol altına alınması ve PKK terör örgütüne amansız bir şekilde yapılan operasyonlarla birlikte bitme noktasına getirilmesi olmuştur. 2020 yılının bizim açımızdan en üzücü olayı ise 1993 yılından 2020 yılının Temmuz ayının 24’üne kadar gazetemizin imtiyaz sahipliğini görevini yürüten, sürekli Basın Kartı sahibi ailemizin büyü- ğü Abdul Talip SAKLI’nın (60) genç yaşta yakalanmış olduğu amansız hastalıktan ebediyete intikali olmuştur. Bunun yanında yine ilimizin yetiştirmiş olduğu mümtaz şahsiyetlerdenArdeşen’in sesi Gazetesinin sahibi Ahmet Özcan’ın genç yaşta Covid-19 hastalığından aramızdan ayrılması acımıza acı katmıştır. Bu vesile ile bu iki değerli abimizeAllah’tan rahmet, basın camiasına ve sevenlerine bu vesile ile tekraren sabır ve başsağlığı diliyorum.
Sonuç olarak 2020 yılı birçok açıdan olumsuzluklarla dolu geçtiği, 2021 yılın ülkemiz, milletimiz, devletimiz ve vatandaşlarımız açısından her şeyin yeniden ve daha bir güzelliklerle dolu bir şekilde geçmesi en büyük dileğimdir. Her kesin, her kesimin yeni yılını kutlar, sağlık ve esenliklerle dolu yeni bir yıl diliyorum.

Rize Organize Sanayi Bölgesi Büyümeye Devam Ediyor

Rize Va­li­si Kemal Çeber, Kal­kan­de­re’ye ger­çek­leş­tir­miş ol­du­ğu zi­ya­re­tin ilk bö­lü­mün­de Rize Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si­ni zi­ya­ret ede­rek in­ce­le­me­ler­de bu­lun­du.

Vali Çeber, zi­ya­re­tin­de Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­sin­de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar, fab­ri­ka­la­rın genel du­ru­mu ve diğer ko­nu­lar hak­kın­da Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si Mü­dü­rü Hasan Günal’dan bilgi aldı.

Ya­pı­lan bil­gi­len­dir­me­le­rin ar­dın­dan Vali Çeber, Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si­nin Rize ve Tür­ki­ye için çok önem­li ol­du­ğu­nu vur­gu­la­ya­rak “OSB Rize’ye son yıl­lar­da ka­zan­dı­rı­lan en önem­li temel ya­tı­rım­lar­dan bi­ri­si. Şu an pek çok fab­ri­ka­mız aktif du­rum­da ça­lış­mak­ta­lar.
Ya­pı­lan ya­tı­rım­lar ve yeni açı­lan fab­ri­ka­lar ile bir­lik­te eko­no­mik ola­rak böl­ge­miz ciddi ka­za­nı­lar elde et­mek­te­dir.
Bu ve­si­le ile biz­ler­de ya­pı­lan ça­lış­ma­la­rı ya­kın­dan takip et­mek­te­yiz. “ dedi.
Vali Çeber’e ger­çek­leş­tir­miş ol­du­ğu zi­ya­ret­te İl Özel İdare Genel Sek­re­te­ri Ümit Hü­se­yin Sarı ve Kül­tür Ve Tu­rizm Mü­dü­rü Esra Alem­da­roğ­lu eşlik etti.

              Haber Merkezi
« Older Entries Recent Entries »