KAPTAN-I DERYA HİKÂYESİ

Siv­ri­si­ne­ğin bi­ri­si ken­di­si­ni kap­tan-ı derya zan­ne­der­miş. Bir gün yerde bir idrar bi­ri­kin­ti­si gör­müş. Gidip idrar bi­ri­kin­ti­si üze­rin­de­ki saman çö­pü­ne kon­muş ve şöyle demiş: “ İşte derya, işte kal­yon, işte ben, Bir meş­hur kap­tan olup tut­tum dümen!”
Bu hi­ka­ye­yi Hz. Mev­lâ­na an­la­tır. Ki­bir­li, ken­di­ni büyük gören in­san­lar, için­de bu­lun­duk­la­rı du­ru­mu bil­me­den Çaka sa­tar­lar, hava ata­ra­lar, dün­ya­lık ser­vet­le­riy­le övü­nür­ler ve ne­fis­le­ri­nin on­la­rı ne kadar çir­kin ve gü­lünç du­ru­ma dü­şür­dü­ğü­nün far­kın­da de­ğil­dir­ler. Evet, kibir, felç­li bir in­sa­nın ken­di­si­ni dünya ağır sık­let boks şam­pi­yo­nu san­ma­sı ve öyle de ta­nıt­ma­ya ça­lış­ma­sı­dır. Zira mah­lû­kat ni­ha­yet­siz fakir ve zayıf, Al­la­hü tela ise son­suz, büyük ve aziz­dir. İnsa­nın hey­be­sin­de­ki her şey O sul­ta­na ait­tir. Bütün zen­gin­lik­ler O’ nun­dur. Kibir ve bö­bür­len­mek her zaman soğuk düşer, mer­ha­met ve sev­gi­den mah­rum bı­ra­kır.