Monthly Archives: Temmuz 2021

“DOĞU KARADENİZ TURİZMİNE DEĞER KATACAK”

GÜLDEN DEĞER ÇAKICIER,

“DOĞU KARADENİZ TURİZMİNE DEĞER KATACAK”

TU­ROYD Tu­rizm Otel Yö­ne­ti­ci­le­ri Der­ne­ği 3. Ola­ğan Genel Ku­ru­lu­nu Ra­dis­son Blu Hotel & Spa İstan­bul Tuzla Otel­de ger­çek­leş­tir­di.

15 yıl­dır tu­rizm sek­tö­rü­nün için­de olan hem­şe­ri­miz Gül­den Değer ÇA­KI­CI­ER, Tu­rizm Otel Yö­ne­ti­ci­le­ri Der­ne­ği­nin Doğu Ka­ra­de­niz Bölge Yü­rüt­me Ku­ru­lu Genel Sek­re­ter­li­ği­ne se­çil­di.

Gül­den Değer ÇA­KI­CI­ER, Rize’de ilk raf­ting, kayak tur­la­rı dü­zen­le­ye­rek Rize tu­riz­mi­ne ve ta­nı­tı­mı­na önem­li kat­kı­lar sağ­la­mış­tı.
Uzun süre tu­rizm sek­tö­rü­nün için­de olan Gül­den Değer ÇA­KI­CI­ER, RTEÜ per­so­ne­li Ufuk Ça­kı­cı­er’le 2015’te ha­yat­la­rı­nı bir­leş­tir­dik­le­rin­de gelin ara­ba­sı ye­ri­ne, Fır­tı­na De­re­si’nde gelin ara­ba­sı gibi süs­le­nen bir bota bin­miş­ler­di. Da­vet­li­ler ve ar­ka­daş­la­rı da dere üze­rin­de bot­lar­la düğün kon­vo­yu oluş­tu­ra­rak on­la­ra eşlik et­miş­ti.
Seçim son­ra­sın­da TU­ROYD Tu­rizm Otel Yö­ne­ti­ci­le­ri Der­ne­ği Genel Ku­ru­lu ta­ra­fın­dan bir basın açık­la­ma­sı ya­pıl­dı.
Ya­pı­lan Genel Ku­rul­da 2021-2023 dö­ne­mi Yö­ne­tim ve De­ne­tim Ku­ru­lu Asil ve Yedek Üye­le­ri­nin se­çi­mi ya­pıl­dı ve TU­ROYD; Oy­bir­li­ği ile Genel Baş­kan ola­rak Ali Can AKSU ile tek­rar yola devam dedi.


Baş­kan Yar­dım­cı­lı­ğı­na Savaş ÇO­LA­KOĞ­LU, Genel Sek­re­ter­li­ğe Tay­fun SAN­CAR ve Say­man­lı­ğa Barış KAH­RA­MAN se­çi­lir­ken;
Tu­rizm Otel Yö­ne­ti­ci­le­ri Der­ne­ği­nin Doğu Ka­ra­de­niz Bölge Yü­rüt­me Ku­ru­lu Baş­kan­lı­ğı’nda görev de­ği­şi­mi oldu. Baş­kan­lı­ğa Ser­kan SER­DAR, Baş­kan Yar­dım­cı­lı­ğı­na Hik­met NAV­DAR, Genel Sek­re­ter­li­ğe Gül­den DEĞER ÇA­KI­CI­ER ge­ti­ri­lir­ken, Art­vin İl Baş­kan­lı­ğı­na Osman TOSUN, Gü­müş­ha­ne ve Bay­burt İl Baş­kan­lı­ğı­na Ahmet Zeki KÖK­SAL, Gi­re­sun İl Baş­kan­lı­ğı­na Dur­sun AYDIN, Rize İl Baş­kan­lı­ğı­na Murat KAP­TAN ve Trab­zon İl Baş­kan­lı­ğı­na ise Oykan GÜLEN ge­ti­ril­di.TU­ROYD, yeni dö­nem­de teş­ki­lat alt ya­pı­sı­nı güç­len­di­re­rek 9 Bölge Yü­rüt­me Ku­ru­lu Baş­ka­nı, Baş­kan Yar­dım­cı­sı ve Genel Sek­re­te­ri ile 87 İl ve İlçe Baş­ka­nı ve 18 Ülke Baş­ka­nı ata­ma­la­rı­nı ya­pa­rak, Hem Tür­ki­ye’de hem de ulus­la­ra­ra­sı are­na­da et­kin­li­ği­ni art­tır­dı. Ay­rı­ca TU­ROYD ve Üni­ver­si­te­ler iş­bir­li­ği ile 24 Üye­den olu­şan Aka­de­mis­yen­ler Ku­ru­lu­nu oluş­tu­rul­du.
3. Ola­ğan Genel Ku­rul­da Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı Ali Can Aksu ;
“Ha­ya­ta anlam katan her ey­le­min için­de pro­fes­yo­nel an­la­yı­şı­mız­la Türk Tu­riz­mi­nin ge­li­şi­mi­ne kat­kı­da bu­lun­ma­ya, sek­tö­re yön ver­me­ye ve ol­maz­sa ol­ma­zı­mız OTELCİLİK MES­LEK YA­SA­SI’nın çı­ka­rıl­ma­sı için tüm gü­cü­müz­le ça­lış­ma­ya devam ede­ce­ğiz” di­ye­rek, “Bu­gün­kü Genel Ku­ru­lu­muz da başta Divan ku­ru­lu olmak üzere, tüm genel kurul üye­le­ri­mi­ze bize bu gö­re­vi layik gör­dük­le­rin­den do­la­yı son­suz te­şek­kür edi­yo­rum, Bu ve­si­le ile yeni gö­rev­le­ri­ne ata­nan ar­ka­daş­la­rı­mı­za ba­şa­rı­lar di­ler­ken, 2019-2021 yıl­la­rı ara­sın­da 2. Dönem ola­rak görev yapan tüm Yö­ne­tim ve De­ne­tim Ku­ru­lu üye­le­ri­miz ile BYK Baş­kan, Genel Sek­re­ter ve İl Baş­kan­la­rı­mı­za emek­le­rin­den do­la­yı son­suz te­şek­kür ede­rim” di­ye­rek söz­le­ri­ne son verdi.
TU­ROYD Tu­rizm Otel Yö­ne­ti­ci­le­ri Der­ne­ği 2017 Yı­lın­da Ku­rul­muş, Tür­ki­ye Tu­riz­mi­nin 100 Mil­yar Do­la­rı aşan ya­tı­rım­la­rı­nı yö­ne­ten­le­ri bir çatı al­tın­da top­la­yan ve Tür­ki­ye dı­şın­da 18 Ülke’ de fa­ali­yet gös­te­ren, ile­ti­şim ağın­da 3000’ e yakın Otel Yö­ne­ti­ci­si bu­lu­nan bir der­nek­tir.


Ha­ber-Fo­to: Cey­hun Ka­len­der

USTAYA SAYGI VE METİN İSLAMOĞLU

Cep te­le­fo­nu­ma gelen mesaj ile yü­re­ği­me bir acı düş­müş­tü. Ga­ze­te­ci Ömer Şan’dan gelen me­saj­da “Ve yaşam bir du­aye­ne daha yol” di­yor­du. Metin İsla­moğ­lu, Rize ili ve il­çe­le­rin­de çok sa­yı­da mat­ba­anın ve ga­ze­te­nin ku­ru­lu­şun­da yer almış ve Rize ba­sı­nı­na büyük emek­le­ri olmuş bir isim­dir.
O BİZİM METİN AĞA­BEYİMİZDİ
Si­ya­set­te fark­lı mev­ki­ler­de olsak da bize çalım at­ma­yı hiç dü­şün­me­miş ve bize yol ışık ol­muş­tur. Bir basın top­lan­tı­sın­da, bir fo­toğ­raf­ta onun önün­de yer al­mak­ta haya eder­dim. Cep te­le­fo­nu­ma gelen mesaj ile yü­re­ği­me bir acı düş­müş­tü. Ga­ze­te­ci Ömer Şan’dan gelen me­saj­da “ Ve yaşam bir du­aye­ne daha yol verdi. Rize ga­ze­te ve mat­ba­acı­lı­ğı­nın usta ismi Yeni Viçe Ga­ze­te­si Sayfa Sek­re­te­ri Metin İsla­moğ­lu’nu kay­bet­tik” ya­zı­yor­du.
ELBET BİRGÜN BU­LU­ŞA­CA­ĞIZ BU BÖYLE YARIM KAL­MA­YA­CAK
Metin İsla­moğ­lu, bana hep yol gös­te­ri­ci, ha­tır­la­tı­cı ol­muş­tur. O ve­da­sıy­la yine öğ­re­ti­ci­li­ği­ni ya­pı­yor, ölümü ta ya­kın­dan ha­tır­la­tı­yor­du. Bu yaz daha Kenan Yel­ken­ci ağa­be­yin orda bu­luş­muş, ha­tı­ra­la­ra üze­ri­ne ko­nuş­muş­tuk. Ama bana hiç has­ta­lı­ğın­dan söz et­me­miş­ti. Ya­nı­mı­za bir çocuk gel­miş Metin Abi “Torun geldi ben kaçar” demiş ya­nım­dan ay­rıl­mış­tı. “Nasıl olsa bu­lu­şu­ruz” de­miş­tim. Meğer o son gö­rüş­me­miz­di. Rize üze­ri­ne yap­tı­ğım ça­lış­ma­la­ra hep des­tek ol­muş­tu. Rize’de seni an­la­maz­lar al­dır­ma derdi. Rize üze­ri­ne bul­du­ğu bel­ge­le­ri bana ulaş­tı­rır­dı. Son ola­rak yaz­dı­ğı şi­ir­le­rin yer al­dı­ğı şiir def­te­ri­ni ge­tir­miş­ti.
MAT­BA­ACI­LI­ĞIN PİRİ
Rize basın ta­ri­hin­de onun özel bir yeri var­dır. Özel­lik­le 1960 son­ra­sı ku­ru­lan başta Güneş Ga­ze­te­si, Rize Pos­ta­sı, Züm­rüt Rize Ga­ze­te­si, Kaç­kar’ın Sesi Ga­ze­te­si, Ar­de­şen’in Sesi, Uya­nış ga­ze­te­le­ri olmak üzere çok sa­yı­da ga­ze­te­de, mat­ba­ada büyük emek­le­ri ver­miş, Rize mer­kez­de, Ça­ye­li, Pazar, Ar­de­şen ve Fın­dık­lı’da bir­çok mat­baa ve ga­ze­te­nin ku­ru­lu­şun­da yer al­mış­tır. 12 Eylül ön­ce­sin­de ve son­ra­sın­da da çe­şit­li haber ajans­la­rı ile ulu­sal ga­ze­te­le­rin de mu­ha­bir­lik, foto mu­ha­bir­li­ği ve tem­sil­ci­li­ği­ni üst­len­miş­ti. Bir dönem Züm­rüt Rize Ga­ze­te­si’nin im­ti­yaz sa­hip­li­ği­ni yap­mış, ga­ze­te ve mat­ba­alar­da mü­ret­tip, dizgi ve baskı us­ta­lı­ğı ile sayfa sek­re­ter­li­ği gö­rev­le­rin­de bu­lun­muş­tu.
HİZMET­LERİ UNU­TUL­MAZ
Son dö­nem­de ga­ze­te­ci­lik mes­le­ği­ni fahri ola­rak yü­rü­ten Metin İsla­moğ­lu, ga­ze­te­ci Faik Ba­koğ­lu’nun baş­ka­nı ol­du­ğu Rize Ga­ze­te­ci­ler Der­ne­ği’nin de ya­pı­lan­ma­sın­da yar­dım­cı ola­rak, ga­ze­te­nin Sayfa Sek­re­ter­li­ği gö­re­vi­ni fahri ve tem­si­li ola­rak yü­rüt­mek­te olan İsla­moğ­lu, Ata­türk­çü Dü­şün­ce Der­ne­ği Rize Şu­be­si ile CHP’nin en eski üye­le­ri ara­sın­da yer alı­yor­du.
GENÇTİ, YÜ­REKLİYDİ, AĞA­BEYDİ
Evli ve 2’si kız, 3 çocuk sa­hi­bi olan Metin İsla­moğ­lu kısa bir süre önce ya­ka­lan­dı­ğı aman­sız has­ta­lık­la mü­ca­de­le edi­yor ve te­da­vi­si­ni sür­dü­rü­yor­du.
Ra­hat­sız­lı­ğı ne­de­niy­le ön­ce­ki hafta içe­ri­sin­de kal­dı­rıl­dı­ğı RTEÜ Tıp Fa­kül­te­si Rize Araş­tır­ma Has­ta­ne­sin­de te­da­vi­si­ne devam edi­len İsla­moğ­lu, bütün mü­da­ha­le­le­re kar­şın ha­ya­ta göz­le­ri­ni ka­pı­yot, 24 Eylül 2012 Pa­zar­te­si günü ara­mız­dan ay­rı­lı­yor­du.
Resmi ola­rak 68 ya­şın­day­dı ama benim gö­züm­de çok genç­ti. Si­ya­se­ten ( bey­hu­de za­man­la­rım ) ayrı dü­şer­dik zaman zaman. Ama asla hiç küs ol­ma­dık. Bir­bi­ri­mi­zi hiç kır­ma­dık. Onu hiç unut­ma­ya­ca­ğım. Nur için­de yat­sın.
Ve bir Metin İsla­moğ­lu şi­iri­ni siz­ler­le pay­la­şı­yo­rum
Er geç bir ay­rı­lık gelip gi­recek ara­mı­za
Bi­li­yo­rum an­sı­zın, bir kuş gibi
Göç ede­cek­sin
Bi­li­yo­rum çö­kecek bu ay­rı­lık içi­mi­ze
Yere düşen bar­dak gibi par­ça­la­na­cak­sın
Ve bir daha geri dön­me­mek sizin
Göç ede­cek­sin
Not : Ya­zı­da bil­gi­le­rin­den fay­da­lan­dı­ğım Ömer Şan’a te­şek­kür ede­rim

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 16. YILDÖNÜMÜ ANISINA KAZİM’A YAŞADIM ŞARKILAR ŞAHİDİMDİR

Ya­şa­dım!
Erik ağaç­la­rı şa­hi­dim­dir
Yıl­dız­lar şa­hi­dim
Ya­şa­dım!
Avuç­la­rı­mın gücü yet­ti­ği kadar
Ya­şa­dım!
Yol­lar ve sev­gi­li tür­kü­ler şa­hi­dim­dir. O ya­şa­dı. Yol­lar gördü ya­şa­dı­ğı­nı. Şar­kı­lar tür­kü­ler gördü. Ço­cuk­lar, genç­ler gördü… Ha­yal­le­ri­ne ve ce­sa­re­ti­ne gü­ven­di­ği, ar­ka­daş­la­rım de­di­ği genç­ler… Onun tıl­sım­lı se­si­ne ve mü­zi­ği­ne ken­di­ni bı­ra­kan genç­ler… Gördü. Ama o gitti. Dağ­la­rı, de­niz­le­ri, gök­le­ri bize bı­ra­ka­rak… Ba­har­la­rı, yaz­la­rı, kış­la­rı… Kuş­la­rı, ba­lık­la­rı, ke­di­le­ri… Şar­kı­la­rı, tür­kü­le­ri, yol­la­rı bize bı­ra­ka­rak gitti. Ya­şa­ma en çok ya­kı­şan Ka­ra­de­niz’in hır­çın ço­cu­ğu son­suz­lu­ğa uçtu. Kuş­lar kadar özgür artık ta­nı­dık bil­dik gök­le­rin­de. Doğ­du­ğu, bü­yü­dü­ğü top­rak­la­ra, Hopa’ya uğur­la­dık onu. Oysa ne çok sev­gi­miz vardı ona ve­re­bi­le­ce­ği­miz. Ne çok coş­ku­muz, yürek atı­şı­mız, kon­ser­ler­de pay­la­şa­bi­le­ce­ği­miz. O sah­ne­de en güzel aşk şar­kı­la­rı­nı söy­ler­ken hü­zün­le­necek, ke­men­çe­nin tu­lu­mun se­siy­le co­şa­cak­tık. Bir­lik­te ho­ro­na du­ra­cak­tık. Ol­ma­dı. İlk defa sö­zü­nü tu­ta­ma­dı. Ar­ka­daş­la­rım de­di­ği din­le­yi­ci­le­ri­ni, bütün se­ven­le­ri­ni ar­ka­sın­da bı­ra­ka­rak gitti.
YÜREĞİMİZE KONAN KE­LE­BEK
O bizim yü­rek­le­ri­mi­ze konan mavi bir ke­le­bek­ti. Ke­le­bek­le­rin öm­rü­nü bi­lir­si­niz. O kısa öm­rü­nü ka­rın­ca­nın te­la­şıy­la ça­lı­şa­rak dol­dur­du. Gi­di­şiy­le Ka­ra­de­niz, şar­kı­lar, tür­kü­ler, yetim kaldı. Onun­la aynı gök­yü­zü­nü pay­la­şa­ma­ya­ca­ğız artık. Be­yoğ­lu’nda, İstik­lal cad­de­sin­de uzun saç­la­rı, gü­lüm­se­yen göz­le­riy­le bir anda kar­şı­mı­za çıkma ih­ti­ma­li yok. “Bu­ra­sı da bizim mem­le­ke­ti­miz oldu” de­di­ği cad­de­de sa­de­ce sesi var. Şar­kı­la­rı, söz­le­ri… Ha­ya­ta karşı du­ru­şu bir de… Onun ar­dın­dan ya­şa­nan­la­rı şöyle bir film şe­ri­di gibi gö­zü­mün önün­den ge­çir­dim. Kazım Ko­yun­cu’ yu son­suz­luk­ta uğur­la­yı­şı­mı­zın ar­dın­dan ya­şa­nan­lar gönül ku­şu­nun çok uzak­la­ra uç­ma­sın­da­ki hak­lı­lı­ğı or­ta­ya çı­ka­rı­yor. Ken­di­le­rin­de bir bi­ri­kim, gü­zel­lik ol­ma­yan bazı in­san­lar Kazım’ın ar­dın­dan eti­ket pe­şin­de koş­tu­lar. Fakat zaman geç­tik­çe Kazım sev­gi­si daha da bü­yü­dü onlar tek tek kay­bol­du or­ta­lar­dan…
KAZIM ADI EN GÜZEL YERDE GÖ­NÜL­LER­DE

Hopa’da, eski be­le­di­ye bi­na­sı res­to­re edi­le­rek ya­pı­lan kül­tür sanat mer­ke­zi­ne ”Kazım Ko­yun­cu adı ve­ril­sin mi ve­ril­me­sin mi tar­tış­ma­la­rı oldu. Ba­sı­na yan­sı­yan tar­tış­ma­lar­da ”Bir türkü söy­le­mek­le sa­nat­çı mı olu­nur” diyen bir mec­lis üyesi bile ol­muş­tu. Üs­te­lik bu olay Hopa Be­le­di­ye mec­li­sin­de ya­şa­nı­yor­du. Oraya Kazım’ın adı ve­ril­se ya da ve­ril­me­se ne ya­zar­dı. Onun ismi mil­yon­la­rın yü­re­ği­ne si­lin­mez harf­ler­le ya­zıl­mış­tı. Sonra büyük bir he­ves­le te­laş­la “Kazım Ko­yun­cu Kül­tür Mer­ke­zi” ya­pıl­dı. Ama ya­şa­tı­la­ma­dı.

BENİ YA­ŞAR­KEN ANLA
12. Kral TV Video Müzik Ödül­le­ri” de “onur ödülü” Kazım Ko­yun­cu’ya ve­ril­di. Keşke ya­şar­ken an­la­say­dı­lar onu. Bizim gibi ya­şa­yan ve değer ver­di­ği­miz sa­nat­çı­la­rı ya­şar­ken an­la­yın öl­dük­ten sonra se­ven­le­ri­nin il­gi­si­ni çek­mek için on­la­rı ödül­len­dir­mek bey­hu­de bir an­la­yış­tı Bu ödül in­sa­nı­mı­zın sa­na­ta ve sa­nat­çı­ya ver­di­ği önemi gös­te­rir.
OMUR­GA­LI OL­MA­LI
Kazım Ko­yun­cu Ka­ra­de­niz Sahil Yo­lu­na karşı ya­pı­lan ey­lem­ler­de en önde sı­ra­da yer aldı. “İlk defa bu kadar ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı­nı is­ti­yo­rum. Çünkü 700-800 sene sonra bu sa­hil­ler tek­rar eli­mi­ze ge­lecek ve bu in­san­lar yü­zün­den ta­ri­hin içini bo­şalt­mış ola­ca­ğız.” De­di­ği Ka­ra­de­niz Sahil Yo­lu­nun açı­lı­sın­da onun şar­kı­la­rı ça­lın­dı. Yıl­lar­ca karşı dur­du­ğu de­ğer­le­ri ta­şı­ma­yan si­ya­si par­ti­ler onun şar­kı­la­rıy­la Oy is­te­di halk­tan. On­la­rın bu yüz­süz­lü­ğü­ne karşı tep­ki­miz ne oldu?
ME­ZA­RIN REK­LA­MI OLUR MU?
Kazım Ko­yun­cu ile il­gi­li ya­pı­lan bu yan­lış­lık­la­ra dur di­yecek ciddi bir bir­lik­te­lik ol­ma­dı­ğın­dan yan­lış­lar zin­cir hal­ka­la­rı gibi arttı. Anıt mezar yap­ma­sı için gö­rev­len­di­ri­len mimar il­ginç bir gi­ri­şim­le, çıktı kar­şı­mı­za. Kazım Ko­yun­cu için ya­pıl­ma­sı plan­la­nan anıt me­zar­la il­gi­li be­lir­siz­lik bir yıl­dır sü­rer­ken kar­şı­mız­da bir in­ter­net si­te­si be­li­ri­yor. http://www.​ka­zim­ko­yun­cu­ma­nit­me­zar.​com .Kazım Ko­yun­cu ismi ‘mezar’ ke­li­me­siy­le yan yana.. Si­te­yi aç­tı­ğı­nız­da bütün bö­lüm­le­rin­de “2M Aka­de­mik Mi­mar­lık” iba­re­si ile kar­şı­la­şı­yor­duk. Anıt mezar için bir site açıl­ma­sı “rek­lam” dan başka hiç­bir man­tık­la açık­la­ya­mı­yor­dum. Site, Kazım Ko­yun­cu’ nun anıt me­za­rı­nı pro­je­len­di­ren mi­mar­lar ta­ra­fın­dan ha­zır­lan­mış. Si­te­nin ku­ru­cu­su iç Mimar Murat Öz­bay­rak ile ko­nuş­tum: Si­te­nin ta­ma­men rek­lam amaç­lı ol­du­ğu­nu söy­le­dim Bana aynen şu ce­va­bı verdi: Uğraş ver­dik mas­raf ettik el­bet­te rek­la­mı­mız ola­cak. Öz­bay­rak, bu­nun­la da ye­tin­me­yip, bana:” Çok iyi bir ka­me­ram var, Kazım Ko­yun­cu için bel­ge­sel ha­zır­la­ya­ca­ğım demez mi”?
KAZIM’I YA­ŞAT­MAK İÇİN DU­RU­ŞU VE ŞAR­KI­LA­RI YETER
Bu şe­kil­de sa­yı­sız yan­lış­lık­la kar­şı­laş­tık. Onun üze­rin­den eti­ket yap­ma­ya ça­lı­şan­lar oldu. Onun için kitap ha­zır­la­yan şahıs ben­den yar­dım is­te­miş­ti. Ha­zır­la­dık­la­rı­nı gö­re­yim ek­sik­ler­de yar­dım­cı olu­rum de­miş­tim. Ver­di­ği cevap şu idi: “Henüz bir şey ha­zır­la­ma­dım. Sende ne varsa ver de baş­la­ya­yım” Sonra bu isim­ler yavaş yavaş kay­bol­du or­ta­lar­dan. Ve benim de­di­ğim gibi oldu. Kazım’ı ya­şat­mak için şar­kı­la­rı ve ki­şi­li­ği yeter. Bı­ra­kın halk­lar onu gön­lün­ce ya­şat­sın. Kimse Kazım’ı te­ke­li­ne al­ma­ya ça­lış­ma­sın….Rahat koy­ver­sun… Bu­lut­la­rın üs­tün­de bir gün bu­lu­şa­ca­ğız. Ner­den sözü kes­tiy­sek ordan baş­la­ya­ca­ğız.

O HAYATIN İÇİNDEN GELİYORDU KARADENİZ TÜRKÜLERİNİN YÜREĞİ AYHAN ALPTEKİN VEFAT ETTİ

Sözün bit­ti­ği yer­de­yiz! Ka­ra­de­niz tür­kü­le­ri­nin yü­re­ği güzel insan Ayhan Alp­te­kin’ın vefat ha­be­ri­ni üzün­tüy­le öğ­ren­di. Ayhan Alp­te­kin’in Ka­ra­de­niz­li­nin gön­lün­de ayrı bir yeri var­dır. Bu gün yü­re­ği­mi­ze ateş düştü. Ka­ra­de­niz tür­kü­le­ri yasta. Ayhan Alp­te­kin tah­si­li­ni soran bir ga­ze­te­ci­ye, “Rize’de mes­lek li­se­sin­de oku­dum, mezun ola­ma­dım, tas­dik­na­me aldım” der. Ayhan Alp­te­kin du­ru­şuy­la ve sa­na­tıy­la in­san­lık oku­lun­dan “pe­ki­yi” ile dip­lo­ma al­mış­tır. Sahne al­dı­ğı veya git­ti­ği her yerde iz bı­rak­mış, müzik dün­ya­sı­na ölüm­süz eser­ler ka­zan­dır­mış­tır.


AVARE AYHAN
1965 yı­lın­da Ar­de­şen’de doğdu. Mes­lek Li­se­sin­de okudu. Dokuz ya­şın­dan beri mü­zi­ğe il­gi­si var. İlk enst­ru­ma­nı me­lo­di­ka ve man­do­lin idi. Genç­li­ğin­de mü­zik­le uğ­raş­tı­ğı için aile­si ona tepki gös­ter­me­di, özel­lik­le ağa­be­yi onu teş­vik etti ve des­tek oldu. Fakat bazı in­san­lar ona, o za­man­lar “avare” , “işsiz” gibi isim­ler taktı. İlk sahne de­ne­yi­mi­ni bir dü­ğün­de sahne ala­rak ya­şa­dı. Ar­ka­daş­la­rıy­la “Grup Yıl­dız­lar” isim­li müzik gru­bu­nu kurdu. “Grup Yıl­dız­lar” 1983-85 yıl­la­rı ara­sın­da Hopa Ke­mal­pa­şa’dan Rize’ye kadar çe­şit­li köy ve il­çe­ler­de, düğün ve top­lan­tı­lar­da sahne aldı.
HALK ONU ÇOK SEVDİ
Sanat mü­zi­ğin­de kanun, halk mü­zi­ğin­de bağ­la­ma, ta­ver­na mü­zi­ğin­de org ile prog­ram­lar yaptı. As­ker­lik son­ra­sı eko­no­mik şart­lar­dan do­la­yı grup­la­rı da­ğıl­dı. O da key­bo­ard ile müzik yap­ma­ya baş­la­dı. Un­ka­pa­nı pi­ya­sa­sı ile ta­nı­şa­na kadar ta­ver­na mü­zi­ği ya­pı­yor­du. Daha sonra re­per­tu­arı ba­ba­an­ne­si, an­ne­an­ne­si ve Nuri Dede’den duy­du­ğu Lazca şar­kı­lar ile zen­gin­leş­ti ve kim­lik ka­zan­dı. İlk al­bü­mü 1993 yı­lın­da çıktı. Lazca şar­kı­lar ve ano­nim des­tan­la­rı halk ta­ra­fın­dan se­vil­di.
BAM­BAŞ­KA BİR SOLUK
”Oy Nana” isim­li al­bü­mü ile Ka­ra­de­niz­li sa­nat­çı­la­ra yol gös­ter­di ve onun­la diğer sa­nat­çı­la­rın müzik an­la­yış­la­rı de­ğiş­ti. 2003 yı­lın­da “Ah ulan ah” isim­li, için­de Lazca şar­kı­lar da olan bir albüm çı­kar­dı. Ayhan Alp­te­kin, Gel Beni Dinle, Gelme, Sin­do­ma Ay­han-La­zu­ri, Oy Nana, Şah­lan­dı Ka­ra­de­niz, Ah Ulan Ah – Hülya, Hey Gidi Gönül, Çona, Ka­ra­de­niz Ta­ver­na­sı 1, Ka­ra­de­niz Ta­ver­na­sı 2 ve Ayhan Alp­te­kin Box Set isim­li al­büm­le­re imza attı.

LAZCA YA­ŞA­MA­LI
Ay­rım­cı­lık­tan ve etnik dü­şün­ce­ler­den uzak, Laz­ca­nın ya­şa­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yor. Yü­re­ğin­de Laz di­li­nin derdi ol­du­ğu için Lazca şar­kı­lar söy­lü­yor ve böy­le­ce eski dile omuz ve­ri­yor. Evli ve dört çocuk (iki kız, iki erkek) ba­ba­sı­dır. Ağa­be­yi Engin Alp­te­kin, Ka­ra­de­niz mü­zis­yen­le­ri­ne ho­ca­lık yapan ve güzel eser­le­re imza atan de­ğer­li bir mü­zis­yen­dir. Oğlu Gök­han Alp­te­kin, böl­ge­mi­zin se­vi­len ve ba­şa­rı­lı tulum sa­nat­çı­la­rın­dan­dır.
AR­DE­ŞEN’DE DOĞDU, GÖ­NÜL­LE­RE TAHT KURDU
Ayhan Alp­te­kin’in ka­le­min­den müzik ya­şan­tı­sı: 1965 yı­lın­da Ar­de­şen Or­ta­alan Kö­yün­de dün­ya­ya gel­dim. Mü­zi­ğe il­ko­kul üçün­cü sı­nıf­ta baş­la­dım. İlk enst­ru­ma­nım, me­lo­di­ka ve man­do­lin oldu. Ailem müzik ile il­gi­len­me­me hiç­bir zaman karşı çık­ma­dı. Ağa­be­yim Engin Alp­te­kin ço­cuk­lu­ğum­dan beri beni mü­zi­ğe teş­vik etti ve des­tek oldu. Buna rağ­men çev­re­miz­de: Avare, Çal­gı­cı, Boş Gezen la­kap­la­rı ile ya­şa­dık. Mes­lek Li­se­sin­de, Rize’de oku­dum hatta mezun ola­ma­dım. Tas­dik­na­me­li­yim yani…
HEY GİDİ HEY
1982 yı­lın­da ilk ola­rak bir dü­ğün­de sahne aldım. 1983 yı­lın­da Besim Öz­yıl­dız ho­ca­nın ön­der­li­ğiy­le Sadık, Şahin, Engin, Cavit ve ben Grup Yıl­dız­lar’ı kur­duk (or­kest­ra), te­orik ola­rak hiç­bir bil­gi­miz yoktu, ama he­pi­mi­zin ku­la­ğı çok sağ­lam ve ye­te­nek­liy­di. 1983-85 yıl­la­rı ara­sın­da Hopa Ke­mal­pa­şadan Rizeye kadar çe­şit­li köy­ler­de ve il­çe­ler­de ya­pı­lan düğün ve top­lan­tı­lar­da sahne aldık. On yılı aşkın bir süre Engin Ağa­be­yim ve mem­le­ket­te­ki mü­zis­yen ar­ka­daş­la­rım­la ama­tör­ce ça­lış­tık.
Ça­lış­ma­la­rı­ma asker oca­ğın­da da devam ettim. Kanun, Bağ­la­ma, Org ile prog­ram­lar yap­tım. İkinci eği­ti­mim Asker ocağı oldu ordu evin­de de­ğer­li mü­zis­yen üst devre ar­ka­daş­la­rım­dan en azın­dan pra­tik ve te­orik ola­rak bilgi sa­hi­bi oldum. As­ker­den sonra kendi ken­di­mi veya mes­lek­taş­la­rım­la fikir alış­ve­ri­şi yap­tık. As­ker­lik son­ra­sı eko­no­mik şart­lar­dan do­la­yı gru­bu­muz da­ğıl­dı. Key­bo­art fur­ya­sı­na ka­pıl­dım. Un­ka­pa­nı pi­ya­sa­sıy­la ta­nı­şa­na kadar ta­ver­na mü­zi­ği ya­pı­yor­dum.
OY NANA
İlk ka­se­tim 1993 yı­lın­da pi­ya­sa­ya çıktı. Lazca mü­zik­le­rim ve ano­nim des­tan­la­rım çok se­vil­di ve be­ğe­ni top­la­dı. Ağa­be­yim ve benim teş­vi­kim ile yir­mi­den fazla mü­zis­yen ar­ka­daş şuan bu işten ekmek yi­yor­lar. Hep­si­ne ver­di­ği­miz emek­ler helal olsun. Po­pü­ler olan­la­rın­da dâhil ol­du­ğu otuz kadar sa­nat­çı ar­ka­da­şı­mı­za; ye­tiş­tir­me, alt yapı, bes­te­le­rim­le emek ver­dim. Ağa­be­yim­le bir­lik­te Lazca ve Türk­çe üç yüz adet beste yap­tık ve yap­ma­ya devam edi­yo­ruz.
İkinci ka­se­tim; ‘Oy Nana’dan sonra Ka­ra­de­niz­li sa­nat­çı­la­rı­mız­da alt­ya­pı an­la­yı­şı­nın de­ğiş­ti­ği­ni ve mo­dern folk mü­zi­ği­nin teş­vik un­su­ru­nun ”Oy Nana” ol­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­li­rim. Daha sonra yap­tı­ğı­mız al­büm­ler ve eser­ler­le ça­lış­ma­la­ra devam ettik. Ağa­be­yim ile yap­tı­ğım bes­te­le­rin ez­gi­le­ri, her ne kadar ori­ji­nal Laz ez­gi­si ol­ma­sa da, yöre ez­gi­le­ri­ne yakın, uygun no­ta­lar seç­me­ye ça­lı­şı­yo­rum. Tar­zı­mı, aşı­rı­ya kaç­ma­dan çok sesli yap­ma­yı dü­şü­nü­yo­rum. Mek­tep­li de­ği­lim nor­mal yur­dum in­sa­nı gibi okul son­ra­sı ça­lış­mak zo­run­da idik. Çorum’da amele İstan­bul’da bu­la­şık­çı, Mem­le­ket­te or­man­cı gibi.. Ya­şan­tı­mın nor­mal sey­rin­de devam edi­yo­rum. İniş­le­ri­miz çı­kış­la­rı­mız ol­muş­tur. Bun­lar yüce ya­ra­ta­nın ön­ce­den be­lir­le­di­ği pro­je­ler­dir. Gücüm ve aklım bi­te­ne kadar mü­zi­ğe devam ede­ce­ğim. Ka­ra­de­niz mü­zi­ği­ni Zihni Cinan Bey’in tav­si­ye­si üze­ri­ne yap­tım.
Türk mü­zi­ği kö­ken­li­yim. Bu gün yö­re­sel mü­zik­te Ayhan Alp­te­kin’e ait ken­di­ne has bir müzik tarzı oluş­tu. Çev­rem­de biraz seç­me­ce ha­re­ket edi­yo­rum. Hiç­bir si­ya­si görüş ve ide­olo­ji­si­ni mü­zi­ğe yan­sıt­ma­yan Ka­ra­de­niz­li yo­rum­cu veya mü­zis­yen­le­ri takip eder, din­le­rim. Ana­do­lu’da ya­şa­yan bütün hal­kı­mı, yedi böl­ge­mi, Tür­ki­ye’mi çok se­vi­yo­rum.