Monthly Archives: Haziran 2021

AMERİKALI ARI YETİŞTİRİCİSİ DEBRA ROBERTS HEMŞİNLİ ARI YETİŞTİRİCİLERİYLE BULUŞTU!

Hem­şin Yaşam Der­ne­ği 2020 Ocak ayın­dan beri Tür­ki­ye’nin Canı Prog­ra­mı kap­sa­mın­da WWF-Tür­ki­ye’nin des­tek­le­di­ği Kovan Ruhu pro­je­si­ni yü­rü­tü­yor. Proje’de Hem­şin’in kadim ırkı Kaf­kas arısı ve ge­le­nek­sel bir üre­tim yön­te­mi olan kara kovan arı­cı­lı­ğı­nı des­tek­le­mek için ça­lış­ma­lar ya­pı­yor. Geç­miş­te­ki üre­tim hav­za­la­rı­nı ye­ni­den can­lan­dı­ra­rak va­di­de kara ko­van­cı­lı­ğın ge­liş­me­si için hem arı­cı­la­rı hem de arı­cı­lık yap­mak is­te­yen­le­ri teş­vik edi­yor.

Proje kap­sa­mın­da Hem­şin’deki bi­linç­li arıcı sa­yı­sı­nı ar­tır­mak için Hem­şin Halk Eği­tim Mer­ke­zi iş­bir­li­ğiy­le usta arıcı Yavuz Şahin’in eğit­men­li­ğin­de ser­ti­fi­ka­lı arı­cı­lık eği­tim­le­ri ger­çek­leş­ti­ri­yor­lar. Eği­tim­ler devam eder­ken ye­rel­de­ki arı­cı­la­ra fark­lı bir bakış açısı ka­zan­dır­mak için; Tür­ki­ye’yi zi­ya­ret eden ve Hem­şin’deki kadim üre­tim hav­za­la­rı­na hay­ran kalan Ame­ri­ka­lı Arı Ye­tiş­ti­ri­ci­si Debra Ro­berts hem Ame­ri­ka’daki pra­tik­le­ri hem de kendi pra­tik­le­ri­ni arı­cı­la­ra an­lat­tı.
Hem­şin­li­ler­le arı­cı­lık bil­gi­le­ri­ni pay­la­şan Ro­berts, özel­lik­le Ame­ri­ka’nın arı ye­tiş­ti­ri­ci­li­ği ko­nu­sun­da henüz ergen sa­yı­la­bi­lecek bir ülke ol­du­ğun­dan, Doğu ül­ke­le­rin­de­ki kadim bil­gi­le­rin ve ge­le­nek­sel üre­ti­min önem­li ol­du­ğun­dan ve bu bil­gi­le­rin kay­be­dil­me­me­si ge­rek­ti­ğin­den bah­set­ti. Özel­lik­le bu coğ­raf­ya­da geç­miş­ten beri arı­cı­lık­la uğ­ra­şan aile­le­rin, aile bü­yük­le­rin­den bu işin önem­li nok­ta­la­rı­nı öğ­ren­me­le­ri­ni ve ar­şiv­le­me­le­ri­ni tav­si­ye etti. Arı­cı­la­rın bu ko­nu­yu kendi ara­la­rın­da daha çok ko­nu­şa­rak bir­bir­le­ri­ni ge­liş­tir­me­le­ri­nin öne­mi­ni vur­gu­la­dı.
Eği­tim son­ra­sın­da ken­di­sin­den arı­cı­lık ko­nu­sun­da­ki dü­şün­ce­le­ri­ni al­dı­ğı­mız Ro­berts 2013’te Art­vin’de bu­lun­du­ğu­nu ve ilk defa orada rast­la­dı­ğı kara kovan arı­cı­lık pra­tik­le­ri­nin çok il­gi­si­ni çek­ti­ği­ni ve bu se­bep­le tek­rar­dan böl­ge­ye gel­mek is­te­di­ği­ni dile ge­tir­di. “Dünya’nın her ye­rin­de ol­ma­sa da pek çok ye­rin­de ve Tür­ki­ye’de arı­cı­lık eği­ti­mi ver­dim. Tür­ki­ye arı­cı­lık ko­nu­sun­da ina­nıl­maz bir ülke; Hem­şin ise arı­cı­lık ko­nu­sun­da çok özel bir bölge. Hem­şin’deki bü­yü­nün ne ol­du­ğu­nu an­la­mak, Ame­ri­ka’ya dön­dü­ğüm­de vak­ti­mi ala­cak ko­nu­lar­dan biri ola­cak.” Dedi.
DEBRA RO­BERTS’A “AMAN ALLAH’IM” DEDİRTEN UY­GU­LA­MA
Bu­ra­da çok bal arısı ve çok bitki çe­şit­li­li­ği var. Bazı bit­ki­ler ya­şa­dı­ğım yer, Kuzey Ca­ro­li­na eya­le­tin­de de var ancak ba­zı­la­rı­nı ilk defa bu­ra­da gö­rü­yo­rum. Arı­lar bu­ra­da komar (orman gülü) ola­rak ad­lan­dı­rı­lan çi­çe­ğe gi­der­ken, Kuzey Ca­ro­li­na’da bu çi­çe­ği ter­cih et­mi­yor­lar­mış. Komar ve kes­ta­ne çi­çe­ği ka­rı­şı­mın­dan elde edi­len bal bana çok bü­yü­le­yi­ci ge­li­yor. Geçen gün et­raf­ta ge­zer­ken ağaç­la­ra ku­rul­muş plat­form­la­rın üs­tün­de­ki ko­van­la­rı gör­dük. “Aman tan­rım, bu da ne, ben ne­re­de­yim?” dedim. Ya­şa­dı­ğım yerde, dağ­lar­da arı­la­rı­mız ve ayı­la­rı­mız var. Ko­van­la­rı­mı­zın et­ra­fı­nı elekt­rik­li çitle çe­vi­ri­yo­ruz. Çünkü sa­nı­yo­rum Ame­ri­kan arı­cı­lı­ğın­da eko­no­mik mo­ti­vas­yon daha fazla. Bu yüz­den Ame­ri­kan arı­cı­la­rı daha çok ko­van­la­rı ol­du­ğu için, plat­for­mun üs­tü­ne çıkıp in­mey­le uğ­ra­şa­maz­lar. Arı­cı­lı­ğın öl­çe­ği­ni, yaşam ve arı­la­rın üze­rin­de­ki baskı bağ­la­mın­da dü­şü­necek olur­sak, Tür­ki­ye’de daha şef­kat­li bir arı­cı­lık yak­la­şı­mı var. Bu­ra­da arı ye­tiş­ti­ri­ci­si eğer bal elde etmek is­ter­se, ki bu an­la­şı­lır bir şey, 10 bin ya da 1000 kovan ye­tiş­tir­mek zo­run­da değil. Eş, dost, aile ve yakın çevre ile pay­laş­mak ve sat­mak için daha küçük öl­çek­li üre­tim ya­pa­bi­li­yor.
KADİM IRK, KAF­KAS ARI IRKI DES­TEK­LEN­MELİ
Büyük öl­çek­li üre­tim, arı­la­rın ka­pa­si­te­le­ri­nin üs­tün­de üre­tim yap­ma­la­rı için ge­rek­siz bir baskı ve stres ya­ra­tı­yor. İngi­liz­ce­de bir deyiş var­dır, “Arı gibi meş­gul olmak.” Arı­lar do­ğa­la­rı ge­re­ği ça­lış­kan ya­ra­tık­lar. Arı­la­rın bu üret­ken­li­ğiy­le ça­lış­mak ve biraz bal alıp biraz on­la­ra bal bı­rak­mak ince bir denge ge­rek­ti­ri­yor. Eko­no­mik talep çok den­ge­siz olur­sa arı­la­rı ge­re­ğin­den fazla zor­la­mış olu­ruz. Ki bunun dünya ge­ne­lin­de ve Ame­ri­ka’da arı­cı­lı­ğın prob­lem­le­rin­den biri ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­rum. Bu­ra­da ol­du­ğum­da ise umu­dum ar­tı­yor. Bu­ra­da­ki arı­cı­lık yak­la­şı­mı ve yerel ırk­la­ra olan adan­mış­lık, kaç tane var emin de­ği­lim, biri kaf­kas arısı sa­nı­rım, bu coğ­raf­ya­ya uyum­lan­mış ve belki de dün­ya­nın hiç­bir ye­rin­de bu kadar iyi uyum­la­na­ma­ya­cak bu yerli arı ır­kı­nı des­tek­le­mek ge­re­kir. Arı ye­tiş­ti­ri­ci­le­ri­nin pek çok ne­sil­dir arı­cı­lık yapan aile­ler­den gel­di­ği, ki artık dün­ya­nın pek çok ye­rin­de buna rast­lan­mı­yor, pek çok insan arı­cı­lık yap­mak­tan vaz­ge­çi­yor. Ata­la­rın­dan gelen bu bil­gi­ye eri­şe­bi­li­yor­lar. Arı­la­rın coğ­raf­ya­ya uyum­lan­dı­ğı, bitki ya­şa­mı­nın ko­run­du­ğu ve yaşam alan­la­rı­nın in­san­lar­la iç içe ol­ma­dı­ğı, top­rak ve bit­ki­le­rin ve arı­la­rın sağ­lık­lı ol­du­ğu bu durum bal üre­ti­min­den daha önem­li bir fır­sat su­nu­yor. Bal üret­me eği­li­mi­ni an­lı­yo­rum. Bu, dün­ya­nın başka yer­ler­de kay­bol­muş ve do­ğay­la den­ge­li bir iliş­ki mo­de­li­nin müm­kün ol­du­ğu­nun gö­rün­me­si için iyi bir fır­sat. Pek çok arı ye­tiş­ti­ri­ci­si kendi coğ­raf­ya­la­rın­da­ki kadim arı ye­tiş­ti­ri­ci­li­ği pra­tik­le­ri­ne nasıl geri dö­ne­cek­le­ri­ni bi­le­mi­yor­lar. Bu­ra­da­ki mo­de­li kop­ya­la­ma­la­rın­dan bah­set­mi­yo­rum, ama in­san­lar kendi ya­şa­dık­la­rı yere ve ge­le­nek­le­re dik­kat ve­rir­ler­se arı­la­rın daha iyi ola­ca­ğı­na dair umut ta­şı­yo­rum. Pek çok in­sa­nın vaz­geç­ti­ği ya da ça­re­siz his­set­ti­ği bir dün­ya­da ça­lı­şan ya da iş­le­yen mo­del­ler bana ümit ve­ri­yor. Bu­ra­da­ki po­tan­si­yel bana ilham ve­ri­yor.
EN İYİ UY­GU­LA­MA: KÜL­TÜR­LE­RE, ORADA HA­YATTA OLAN­LAR İÇİN IŞIK TUT­MAK

Dün ak­şam­ki arı­cı­lık eği­ti­min­de bir bey bu­ra­nın “doğu kül­tü­rü” ol­du­ğun­dan bah­set­ti. Bu dili kul­la­na­cak olur­sak ben “batı kül­tü­rün­den” ge­li­yo­rum. Ge­nel­lik­le dünya ge­ne­lin­de eği­tim­le­re davet edi­len bir öğ­ret­men ola­rak -di­ye­bi­li­rim ki- ge­nel­lik­le batı kül­tü­rü­nün en iyisi ol­du­ğu­na dair bir dü­şün­ce var ve ben buna ka­tıl­mı­yo­rum. Bence Doğu, Batı, Kuzey, Güney bun­la­rın hepsi en iyisi. Fakat, bas­kın kül­tür yak­la­şı­mı ola­rak tek bir yöne git­me­nin, yani her şeyin batı tar­zın­da ol­ma­sı ge­re­ki­yor­muş gibi dü­şün­me­nin teh­li­ke­li bir ca­zi­be­si var. İnsan­lar eko­no­mik ola­rak daha üret­ken ola­bi­le­ce­ği­ni dü­şün­dük­le­ri şey­ler uğ­ru­na kendi ge­le­nek­le­rin­den uzak­laş­tı­rı­lı­yor­lar. Bu işe ya­ra­mı­yor! Bu ne­den­le gö­rev­le­rim­den bi­ri­nin in­san­la­rın en iyi uy­gu­la­ma­la­rı­nı tek­rar ken­di­le­ri­ne gös­ter­mek (yan­sıt­mak) ol­du­ğu­nu his­se­di­yo­rum. Ben sa­de­ce et­raf­ta do­la­şıp yeni şey­ler öğ­ren­di­ği­mi dü­şü­nü­yo­rum ve bu öğ­ren­me ay­rı­ca­lı­ğı­na sahip biri ola­rak ben temel kav­ram­la­rı pay­la­şa­bi­li­rim, in­san­lar sı­kın­tı­dan ölene kadar arı­lar hak­kın­da ko­nu­şa­bi­li­rim. Fakat asıl mevzu, kül­tür­le­re, orada ha­yat­ta olan­lar için ışık tut­mak­tır. Öy­ley­se ba­tı­ya büyük değer ver­mek ye­ri­ne, do­ğu­da işe ya­ra­yan şey­le­re ba­tı­lı bir kıl­lıf/örtü bul­mak ve batı ile ko­nuş­mak, çünkü her­kes her­ke­si et­ki­ler… Ve biz he­pi­miz öğ­ren­mek is­ti­yo­ruz. Ba­tı­da yan­lış bir şey yok ama ba­tı­nın çok fazla rek­la­mı ya­pı­lı­yor. Bence bu­ra­da asıl olan; bak­ma­ya, ya­tı­rım yap­ma­ya ve bü­yük­ler­le ve arı­cı­lık­la meş­gul ki­şi­ler­le ko­nuş­ma­ya, genç in­san­la­rı ve on­la­rın fi­kir­le­ri­ni dahil et­me­ye değer olan şey­dir.
ARI­LA­RIN YA­NIN­DA MÜ­TE­VAZİ OLMAK ÇOK ÖNEMLİ
Bir öğ­ret­men ola­rak en iyi öğ­ren­me yolum in­san­la­rın so­ru­la­rı­nı din­le­mek­tir, çünkü onlar beni sün­dü­rür, bü­yü­tür. Ben bir şeyi bil­di­ği­mi farz et­mi­yo­rum ve 16 yıl­lık arı­cı­lık ha­ya­tım­da bazı gün­ler daha da az bil­di­ği­mi his­se­di­yo­rum. Fakat bu iyi an­lam­da çünkü ha­yat­ta mü­te­va­zi olmak önem­li­dir ve arı­la­rın ya­nın­da mü­te­va­zi olmak çok önem­li­dir.
Öy­ley­se, tek­rar, ben bu­ra­nın de­ğe­ri­ni his­se­di­yo­rum, bu­ra­nın in­sa­nı­nın ve arı­la­rın ger­çek de­ğe­ri­nin önün­de iç­ten­lik­le eği­li­yo­rum.


Ha­ber-Fo­to: Mus­ta­fa SAKLI

BAŞKAN KARADAĞ, DEDESİNDEN KALMA 150 YILLIK BAKIR SİNİYİ ANKARA’DA SERGİLİYOR

Ri­ze­li Sen­di­ka­cı, Öz Gıda İş Sen­di­ka­sı Genel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Sul­tan Murat KA­RA­DAĞ, rah­met­li de­de­si Sul­tan Ka­ra­dağ’dan, rah­met­li ba­ba­sı hacı Hü­se­yin Ka­ra­dağ’a Os­man­lı­dan kalma 150 yıl­lık bakır si­ni­yi, An­ka­ra Bal­gat’taki Öz Gıda İş Sen­di­ka­sı Genel Mer­ke­zi ça­lış­ma ofi­sin­de ser­gi­le­ye­rek mi­sa­fir­le­ri­ne ta­nı­tı­yor. Ta­ri­hi bakır si­ni­yi bir hayli be­ğe­nen Ri­ze­li ol­ma­yan mi­sa­fir­le­rin bakır si­niy­le bir­lik­te fo­toğ­raf çek­tir­me­yi ihmal et­mi­yor­lar.

Öz Gıda İş Sen­di­ka­sı Genel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Sul­tan Murat KA­RA­DAĞ, ”İsmini ta­şı­dı­ğım rah­met­li Sul­tan de­dem­den aile­mi­ze ha­tı­ra kalan ve 150 yıl­lık geç­mi­şi olan Os­man­lı­dan kalma si­ni­yi Rize’den An­ka­ra’ya ge­ti­rip ofi­sim­de ser­gi­li­yo­rum.
Geç­miş­te ev­le­ri­miz­de sofra ola­rak kul­la­nı­lan, bakır ve hatta gümüş olan si­ni­ler bile vardı.
Yıl­lar sonra bakır si­ni­ler ye­ri­ni alü­min­yum si­ni­le­re bı­rak­tı.
Bugün halen alü­min­yum si­ni­ler ka­la­ba­lık aile­ler­de sofra ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır.
Fakat bakır si­ni­ler artık ta­ri­hi eser ol­du­lar.
Sehpa üze­rin­de mi­sa­fir­le­ri­min bir hayli dik­ka­ti­ni çe­ki­yor.
Mi­sa­fir­le­ri­min dik­ka­ti­ni çeken ta­ri­hi bakır si­niy­le il­gi­li ken­di­le­ri­ne bilgi ve­ri­yo­rum.
Rize’mizin geç­mi­şin­de yemek sof­ra­sı ola­rak kul­la­nı­lan ve ço­ğun­lu­ğu yöre sa­na­tı mo­tif­ler­le iş­le­me­li olan bakır si­ni­yi Rize’mizde halen ba­kır­cı­lar çar­şı­sı so­ka­ğın­da ba­kır­cı­lık sa­na­tı­nı devam et­ti­ren bir esnaf kar­de­şi­mi­ze si­ni­nin iç kıs­mı­na Rize yaz­dı­rıp, çay bit­ki­mi­zin fi­li­zi­ni iş­let­tim. “şek­lin­de açık­la­dı.


Ha­ber-Fo­to: Bay­ram Ali KA­VAL­CI

RİZE’DE 5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ETKİNLİĞİ KAPSAMLI KUTLANDI

Rize Be­le­di­ye Baş­ka­nı Rahmi Metin, 5 Ha­zi­ran Dünya Çevre Günü do­la­yı­sıy­la Av­ru­pa Bir­li­ği ve Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti ta­ra­fın­dan fi­nan­se edi­len, “Rize Atık Su pro­je­si” kap­sa­mın­da Dünya Çevre günü için dü­zen­le­nen ya­rış­ma­la­rın ödül tö­re­ni­ne ka­tıl­dı.

5 Ha­zi­ran Dünya Çevre Günü do­la­yı­sıy­la, Rize Be­le­di­ye­si ile İl Çevre ve Şe­hir­ci­lik Mü­dür­lü­ğü’nün şeh­ri­miz­de yü­rüt­müş ol­du­ğu, resim, slo­gan, mek­tup, fo­toğ­raf ve atık yağ ka­te­go­ri­le­rin­de dü­zen­le­nen Dünya Çevre Günü kut­la­ma prog­ram­la­rı Kur­tu­luş İlko­ku­lu bah­çe­sin­de ya­pı­lan et­kin­lik­le sona erdi.

Çevre te­miz­li­ği bi­lin­ci­nin özel­lik­le ço­cuk­la­rı­mız ve fark­lı yaş grup­la­rı­nı kap­sa­yı­cı şe­kil­de top­lum üze­rin­de et­ki­si­ni art­tır­mak üzere Rize Be­le­di­ye­si’nin de des­tek­le­riy­le Kur­tu­luş İlko­ku­lu bah­çe­sin­de dü­zen­le­nen et­kin­lik, Çevre Şe­hir­ci­lik Bakan Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Meh­met Emin Bin­pı­nar’ın, Video ko­nuş­ma­sı ile baş­la­tıl­dı.

Prog­ra­ma, Rize Va­li­si Kemal Çeber, Rize Be­le­di­ye Baş­ka­nı Rahmi Metin, İl Jan­dar­ma Ko­mu­ta­nı Albay Hakan De­de­ba­ğı, Çevre ve Şe­hir­ci­lik İl Mü­dü­rü Ali Ser­kan Savaş, İl Milli Eği­tim Mü­dü­rü Engin Emen, RTEÜ Rek­tör Prof. Dr. Hü­se­yin Ka­ra­man, İl Müf­tü­sü Naci Çak­mak­çı, Öğ­ret­men­ler, öğ­ren­ci­ler ve va­tan­daş­lar ka­tıl­dı.
Dünya Çevre günü do­la­yı­sıy­la bir ko­nuş­ma ger­çek­leş­ti­ren Rize Be­le­di­ye Baş­ka­nı­mız Rahmi Metin; İnsa­noğ­lu var olu­şun­dan bu yana do­ğay­la iç içe ya­şa­mış­tır. Ne yazık ki sa­na­yi­leş­mey­le bir­lik­te doğal çev­re­nin çö­kü­şü baş­la­mış­tır. En­düst­ri­yel­leş­me­nin ve tek­no­lo­ji­nin ya­nın­da tü­ke­ti­min art­ma­sı doğa tah­ri­ba­tı­nı ar­tır­mış, ön­ce­le­ri kir­li­lik tut­ma­yan doğa artık ken­di­ni ye­ni­le­ye­mez du­ru­ma gel­miş­tir.
Bunun so­nu­cun­da da ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı bir çevre so­ru­nu or­ta­ya çık­mış­tır. 1972 yı­lın­da Stock­holm’da ya­pı­lan “İnsa­nın Çev­re­si Kon­fe­ran­sı”na ül­ke­miz­de ka­tıl­mış, böy­le­ce çevre ko­nu­sun­da en önem­li ça­lış­ma baş­la­mış­tır.
Bu sü­reç­le bir­lik­te iklim kri­zi­ne dö­nüş­müş kü­re­sel ısın­ma ve çevre kir­li­li­ği dün­ya­nın ve ül­ke­mi­zin en önem­li baş­lık­la­rın­dan biri olmuş ve pro­je­ler oluş­tu­rul­muş­tur.
Biz­ler de ül­ke­miz­de­ki çevre ça­lış­ma­la­rı­na des­tek ver­mek ve şeh­ri­mi­zin ken­di­ne özgü ta­bi­atı­nı, ha­bi­ta­tı­nı, en­de­mik bitki çe­şit­le­ri­ni, top­ra­ğı­nı ve su­yu­nu ko­ru­mak ama­cıy­la çe­şit­li ku­rum­la­rı­mız­la bir­lik­te pro­je­ler baş­lat­tık.
ATIK SU ARIT­MA TESİSİ KU­RU­YO­RUZ
Ön­ce­lik­li ola­rak bi­linç­siz­ce tü­ke­ti­len ve artık do­ğa­ya zarar ver­me­ye baş­la­yan atık su­la­rın ye­ni­den kul­la­nı­mı için bir pro­je­nin te­me­li­ni atı­yo­ruz.
Yaşam stan­dart­la­rı­nın yük­sel­me­si­ne bağlı ola­rak artan su kul­la­nı­mı, te­miz­lik an­la­yı­şı, sa­na­yi te­sis­le­ri zaten kı­sıt­lı mik­tar­da olan kul­la­nı­la­bi­lir suyun kir­len­me­si­ne ve tü­ken­me­si­ne yol aç­mak­ta­dır. Bu kir­li­lik ve tü­ke­ti­mi te­la­fi etmek için biz­ler de şeh­ri­mi­ze Atık Su Arıt­ma Te­si­si ku­ru­yo­ruz.
Çünkü su­la­rın arı­tıl­ma­dan do­ğa­ya tek­rar ve­ril­me­si, var olan kay­nak su­yu­nu da kir­let­ti­ği gibi bütün can­lı­la­rın yaşam alan­la­rı­na da zarar ver­mek­te­dir. Biz­ler de Rize’mizin yem­ye­şil do­ğa­sı­nı ko­ru­mak ve ge­le­ce­ği­ne sahip çık­mak için Rize Atık Su Arıt­ma Te­si­si­ni inşa edi­yo­ruz. Çünkü arıt­ma te­sis­le­ri sa­ye­sin­de su­lar­da­ki kir­li­lik oranı %95 ora­nın­da azal­tı­la­bil­mek­te­dir. Böy­le­ce hem hal­kı­mı­zın hem de ge­lecek ne­sil­le­ri­mi­zin sağ­lı­ğı­nı ko­ru­ya­rak, şeh­ri­mi­zin zen­gin eko­sis­te­mi­ne katkı sağ­la­ya­ca­ğız.
DOĞA İÇİN ÇEVRE İÇİN KAY­BE­DECEK ZA­MA­NI­MIZ YOK
Yine aynı şe­kil­de şeh­ri­mi­zin en önem­li gelir kay­na­ğı olan Çay, fab­ri­ka­lar­da iş­len­dik­ten sonra artık ola­rak ka­la­nı çöp ola­rak do­ğa­ya dön­mek­te­dir. Bir en­düst­ri­yel atık olan bu çöp çev­re­de büyük gö­rün­tü ve top­rak kir­li­li­ği­ne se­be­bi­yet ver­mek­te­dir.
Biz­ler de bu çöpün çev­re­ye ver­di­ği za­ra­rı ön­le­mek ve geri dö­nü­şüm­le tek­rar eko­no­mi­ye ka­zan­dır­mak için Çay Çö­pün­den Man­gal Kö­mü­rü ve Elekt­rik Üre­tim Te­si­si’nin te­me­li­ni attık ve en kısa za­man­da da fa­ali­ye­te ge­çir­me­yi plan­lı­yo­ruz. Çünkü doğa için, çevre için artık kay­be­decek çok za­ma­nı­mız yok.
Yılda ton­lar­ca atık ola­rak çıkan ve do­ğa­yı kir­le­ten bu çöpü top­la­ya­rak, yıl­lık 4.200 ton üre­tim ka­pa­si­te­li te­si­si­miz­de man­gal kö­mü­rü üret­me­yi plan­lı­yo­ruz. Ay­rı­ca çay’ın için­de bu­lu­nan %16 ci­va­rın­da­ki yağ dan da aylık 0,8 MWh elekt­rik üre­te­ce­ğiz. Aynı za­man­da bu te­si­si­miz­de is­tih­da­ma katkı sağ­la­ya­cak 20 ile 30 ki­şi­ye de iş im­kâ­nı oluş­tur­muş ola­ca­ğız.
Böy­le­ce çay üre­ti­mi ve ima­la­tın­da or­ta­ya çıkan çay atı­ğı­nı ber­ta­raf ede­rek, ye­ni­le­ne­bi­lir ener­ji kay­na­ğı ola­rak eko­no­mi­mi­ze ka­zan­dı­ra­ca­ğız.
SIFIR ATIK ÇA­LIŞ­MA­LA­RI 7’DEN 70’E DEVAM EDİYOR
Yine aynı şe­kil­de çev­re­nin öne­mi­ni or­ta­ya koy­mak ve çevre du­yar­lı­lı­ğı­mı­zı ar­tır­mak için 7’den 70’e her­ke­sin dâhil ola­ca­ğı “Sıfır Atık” ça­lış­ma­la­rı ve kam­pan­ya­la­rı ya­pıl­mak­ta­dır. “Rize Senin” pro­je­siy­le ana­oku­lu, il­ko­kul, or­ta­okul ve lise olmak üzere top­lam­da 51 okul, 25.000 öğ­ren­ci ve 50.000 ve­liy­le çevre ve sıfır atık ça­lış­ma­la­rı ya­pıl­mış­tır. 35,000 konut, 718 adet iş­ye­ri­ne ula­şı­la­rak atık pil­ler, elekt­ro­nik atık­lar, atık giy­si­ler, cam­lar, plas­tik­ler, me­tal­ler ve atık yağ­lar top­lan­mış­tır. 5 Ha­zi­ran Dünya Çevre Günü et­kin­lik­le­ri kap­sa­mın­da çe­şit­li kam­pan­ya ve ya­rış­ma­lar­la çevre kir­li­li­ği­ni ön­le­me­ye des­tek sağ­la­ma­yı plan­lı­yo­ruz. Bu çer­çe­ve­de Bit­ki­sel Atık Yağ Top­la­ma, Fo­toğ­raf Ya­rış­ma­sı, Mek­tup Ya­rış­ma­sı, Slo­ğan Ya­rış­ma­la­rı dü­zen­le­ye­rek de­re­ce­ye gi­ren­le­re he­di­ye­ler ve­re­rek geri dö­nü­şü­mü daha cazip ve eğ­len­ce­li du­ru­ma ge­ti­ri­yo­ruz. Çevre ko­nu­sun­da­ki bu du­yar­lı­lı­ğı­mı­zın yap­tı­ğı­mız proje ve ça­lış­ma­lar­la devam ede­ce­ği­ni, ge­lecek ne­sil­le­re daha ya­şa­nı­la­bi­lir ve temiz bir dünya bı­ra­ka­ca­ğı­mı­zı te­men­ni edi­yor, 5 Ha­zi­ran Dünya Çevre Gü­nü­nü kut­lu­yo­rum.
Haber: Bay­ram Ali Ka­val­cı


Foto: Rize Be­le­di­ye­si Ba­sı­nı

RTEÜ’nin Asya Üniversiteleri Arasındaki Başarısı

Son yıl­lar­da bi­lim­sel ba­şa­rı ve top­lum­sal hiz­met ça­lış­ma­la­rı ile dünya üni­ver­si­te­le­ri lis­te­le­rin­de adın­dan sıkça söz et­ti­ren Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si (RTEÜ), bu kez de ‘Dün­ya­nın En İyi Asya Üni­ver­si­te­le­ri’ sı­ra­la­ma­sın­da ken­di­ni gös­ter­di.

RTEÜ, Times Hig­her Edu­ca­ti­on’ın (THE) 02.06.2021 ta­ri­hin­de ya­yın­la­dı­ğı 2021 Asya Üni­ver­si­te­le­ri Sı­ra­la­ma­sın­da (THE Asia Uni­ver­sity Ran­kings 2021) 401+ sı­ra­ya yer­le­şe­rek, kı­ta­lar ba­zın­da de­ğer­len­di­ri­len sı­ra­la­ma­da Asya’nın en iyi üni­ver­si­te­le­ri lis­te­si­ne adını yaz­dır­dı.
Dün­ya­nın en say­gın yük­se­köğ­re­tim de­re­ce­len­dir­me ku­ru­luş­la­rın­dan biri olan Times Hig­her Edu­ca­ti­on’ın yü­rüt­tü­ğü söz ko­nu­su böl­ge­sel sı­ra­la­ma­da bu yıl Tür­ki­ye’den 43 üni­ver­si­te yer aldı. RTEÜ, sı­ra­la­ma­ya giren Türk üni­ver­si­te­le­ri ara­sın­da 20. sı­ra­da, dev­let üni­ver­si­te­le­ri ara­sın­da ise 12. sı­ra­da yer aldı.
Lis­te­de 401+ da yer alan Türk Üni­ver­si­te­le­ri harf sı­ra­sı­na göre sı­ra­lan­mış­tır.
1. ve 2. sı­ra­da Çin’den Tsing­hua ve Pe­king Üni­ver­si­te­le­ri var 30 fark­lı böl­ge­den top­lam 551 üni­ver­si­te­nin lis­te­ye gi­re­bil­di­ği Asya Üni­ver­si­te­le­ri 2021 yılı sı­ra­la­ma­sın­da bi­rin­ci ve ikin­ci sı­ra­ya Tsing­hua Üni­ver­si­te­si ve Pe­king Üni­ver­si­te­si ile Çin yer­leş­ti. Söz ko­nu­su sı­ra­la­ma­da Ja­pon­ya ise 116 üni­ver­si­te ile en çok tem­sil edi­len ülke oldu.


Haber: Mus­ta­fa SAKLI

ÇAYKUR’UN YENİ ERZURUM BÖLGE MÜDÜRÜ ÖZTÜRK OLDU

Çay­kur Er­zu­rum Pa­zar­la­ma Bölge Mü­dü­rü Resul Zen­gin’in yaş had­din­den emek­li ol­ma­sı­nın ar­dın­dan, Çay­kur Er­zu­rum Pa­zar­la­ma Bölge Mü­dür­lü­ğü­ne, Çay­kur Sa­bun­cu­lar Çay Fab­ri­ka­sı Mü­dü­rü Yakup Öz­türk ge­ti­ril­di.

Çay­kur’un yeni Er­zu­rum Bölge Mü­dü­rü Yakup Öz­türk’ün, Doğu Ana­do­lu Böl­ge­si in­sa­nı ola­rak Doğu Ana­do­lu il­le­ri çok iyi ta­nı­ma­sı ve çayın en çok tü­ke­til­di­ği, Çay­kur Er­zu­rum Bölge Mü­dür­lü­ğü gö­re­vi­ne ge­ti­ril­me­si Doğu Ana­do­lu il­le­rin­de se­vinç­le kar­şı­lan­dı.
Yakup ÖZ­TÜRK kim­dir?
1969 yı­lın­da Kars ilin­de doğdu.
Bursa İmam Hatip Or­ta­oku­lu ve Bursa Top­ha­ne En­düst­ri Mes­lek Li­se­si Eği­ti­mi­nin ar­dın­dan, Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­sin­de Çay Eks­per­li­ği Bö­lü­mü­nü bi­tir­dik­ten sonra, Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si İİBF İkti­sat Bö­lü­mün­den mezun oldu.
1985-1992 yıl­la­rı ara­sın­da, Özel sek­tör­de tu­rizm ala­nın­da ve gıda pa­zar­la­ma­sı üze­ri­ne ti­ca­ri fa­ali­yet­le­rin için­de yer aldı.
Bu süre içe­ri­sin­de Yük­se­köğ­re­ni­mi­ne devam etti.
1992 Çay İşlet­me­le­ri Genel Mü­dür­lü­ğün’ de gö­re­ve baş­la­dı.
1992-2003 Yaş çay üre­ti­mi­nin Tarım ve İşlet­me Bi­ri­min­de görev yaptı.
2003- 2012 Kamu ihale ka­nu­nu ve il­gi­li mev­zu­at ko­nu­sun­da eği­tim ala­rak ÇAY­KUR’un Satın Alma Da­ire­si Baş­kan­lı­ğın­da, Satın Alma Uz­ma­nı ola­rak gö­re­ve ge­ti­ril­di.
Bu kad­ro­da yapım iş­le­ri, hiz­met ve mal alımı gibi iha­le­ler­de ra­por­tör­lük ya­pa­rak ala­nın­da uz­man­laş­tı. 4734 sa­yı­lı Kamu İhale Ka­nu­nu, 4735 sa­yı­lı Kamu İhale Söz­leş­me­le­ri Ka­nu­nu ve il­gi­li Kamu ihale mev­zu­at­la­rı kap­sa­mın­da eği­tim ve se­mi­ner­le­ri­ne ka­tıl­mış­tır.
2012-2021 Gö­rev­de yük­sel­me Sı­na­vı’nı de­re­cey­le ka­zan­mış olup ça­lış­tı­ğı ku­rum­da sı­ra­sıy­la, Çay­kur Per­so­nel Mü­dü­rü, Çay­kur Fab­ri­ka Müdür Yar­dım­cı­sı ve Çay­kur Fab­ri­ka Mü­dü­rü kad­ro­su­na geç­miş­ti.
Çay­kur Kal­kan­de­re Çay Fab­ri­ka­sı Mü­dür­lü­ğü­nün ar­dın­dan, Ça­ye­li Çay­kur Sa­bun­cu­lar Çay Fab­ri­ka­sı Mü­dür­lü­ğü gö­re­vi­nin ar­dın­dan, 1 Ha­zi­ran 2021 ta­ri­hin­de Çay­kur Er­zu­rum Pa­zar­la­ma Bölge Mü­dür­lü­ğü­ne atan­dı.
Yakup Öz­türk evli, iki erkek çocuk ba­ba­sı ve Orta de­re­ce­de İngi­liz­ce bil­mek­te­dir.


Ha­ber-Fo­to: Bay­ram Ali KA­VAL­CI

İKİZDEREDEN GEZİ ÇIKMAZ-3

İşken­ce dere Va­di­sin­de ya­pıl­mak is­te­nen Taş Oca­ğı­na tepki gös­te­ren köy in­sa­nı­na bir­çok ke­sim­den des­tek olu­yor. Ya­pı­lan işin ne kadar doğru yan­lış ol­du­ğu­na gir­mek is­te­mi­yo­rum.
Bu­ra­da ya­kın­dan göz­lem­le­di­ğim şu ki, des­tek gös­te­ri­yo­ruz adı al­tın­da gü­ven­lik güç­le­ri­nin söy­le­di­ği aşırı uç­la­rın pro­va­ka­tif ça­lış­ma­sı var.
45 gün­dür ara­lık­sız devam eden hal­kın haklı is­ya­nı­na ka­tıl­ma­mak müm­kün değil. Zira o güzel va­di­yi Taş Ocağı ya­pıl­sın diye karar ve­ren­ler­den çok daha iyi bi­li­yo­rum. Orada Taş Ocağı ol­ma­ma­lı. Liman dol­gu­su için al­ter­na­tif mal­ze­me kul­la­nı­la­bi­lir beton tab­li­ye­ler gibi.
Tepki ey­le­min­de yöre in­sa­nı­nın ta­ma­men haklı ol­du­ğu­nu ra­hat­lık­la söy­le­rim.
Bu saf­ha­ya gel­me­de, va­tan­da­şı iş yapan firma ile karşı kar­şı­ya ge­tir­me­de Ulaş­tır­ma Ba­kan­lı­ğı­nın il­gi­li ka­de­me­le­ri sı­nıf­ta kal­mış­tır. Yöre in­sa­nı­nı adam ye­ri­ne koy­ma­dan, sorgu sual ve bilgi ver­me­den köy hal­kı­nın ara­zi­si­ne iş ma­ki­ne­siy­le gi­ri­şil­me­si­nin kabul edi­lir yönü yok­tur.
Of’ta bu Ba­ka­nın kö­yü­ne aynı iş ma­ki­ne­si sorgu sual et­me­den girse ne ya­pı­lır­dı, Ba­ka­nın ağ­zın­dan öğ­ren­mek is­ter­dim. Cevap ve­re­ce­ği­ni san­mam zira halka bil­gi­len­dir­me top­lan­tı­sı­nı halk­tan ka­çı­rır­ca­sı­na Ga­ze­te­ci­ye yasak, liste dışı köy­lü­le­rin iz­le­me­si­ne yasak koyan zih­ni­yet­ten olum­lu cevap bek­le­mi­yo­rum. İşken­ci­de­re Va­di­sin­de Taş Oca­ğı­na ulaş­mak­la için yol ça­lış­ma­sı ya­pı­lı­yor ve 45 gün­dür yöre in­sa­nı­nın tepki gös­ter­me­si­ne ve eylem yap­ma­sı­na rağ­men devam edi­yor.
Bu­ra­da köy hal­kı­na hak­sız­lık ya­pıl­dı­ğı doğ­ru­dur.
Hak­sız­lık­lar­la karşı kar­şı­ya kalan köy halkı kim­den des­tek gö­rü­yor­sa ha­liy­le on­la­rın ya­nın­da olu­yor. Des­tek verme ko­nu­sun­da do­ğa­ya du­yar­lı ol­duk­la­rı­nı söy­le­yen mar­ji­nal gu­rup­lar yok değil. Böyle gu­rup­lar sa­ye­sin­de Va­li­lik ta­ra­fın­dan iki kez 15 er gün­lük ola­ğa­nüs­tü hal ilan edil­me­si­nin bir se­be­bi olsa gerek. Köy in­sa­nı­nın 45 gün­dür gös­ter­di­ği tep­ki­ler ne zaman sona erer bi­lin­mez ama bu in­san­la­ra des­tek ve­ri­yo­ruz diye yur­dun Gü­ney­do­ğu­da­ki en ucun­dan Hak­kâ­ri’den Kal­kan­de­re Ce­za­evin­de yatan yan­daş­la­rı­nı zi­ya­ret et­tik­ten sonra İkiz­de­re’ye ge­len­le­rin ve İşken­ce­de­re Va­di­sin­de o malum işa­ret­le­ri ya­pan­la­rın des­te­ği­ne de inan­mak biraz zor dost­la­rım.
Rize in­sa­nı­nın o des­te­ğe ih­ti­ya­cı yok.
Hak­kâ­ri’den gelen bö­lü­cü ka­til­le­ri­ni sa­vu­nan­la­ra ka­tıl­mak müm­kün de­ğil­dir. Bö­lü­cü ka­til­le­ri sa­vu­nan­la­rın İkiz­de­re’de ne işi var.
Ad­la­rı­nı kolay kolay anmak ve yaz­mak is­te­me­di­ğim bö­lü­cü eş­kı­ya­nın, vatan ev­la­dı asker ve po­lis­le­rin, öğ­ret­men ve hem­şi­re­le­rin ka­til­le­ri­ni sa­vu­nan Hak­kâ­ri­li Avu­kat­la­rın sa­vun­ma­sı­na İkiz­de­re’nin, İşken­ci de­re­nin ih­ti­ya­cı yok­tur. Asker, Polis, Öğ­ret­men ka­til­le­ri­ni sa­vu­nan­la­rın İkiz­de­re’yi sa­vun­ma­sı­nı ben kal­dı­ra­mı­yo­rum.

DAĞ YEŞİL DENİZ MAVİ KALSIN PROJESİ HAYATA GEÇİRİLDİ

Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si Spor Yö­ne­ti­ci­li­ği öğ­ren­ci­le­ri ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen “Dağ Yeşil Deniz Mavi Kal­sın” pro­je­si Doç.Dr. Nihal AKO­ĞUZ reh­ber­li­ğin­de ger­çek­leş­ti­ril­di.

Özel­lik­le Co­vid-19 va­ka­sı ne­de­niy­le uzun za­man­dır evde kal­mak zo­run­da kalan öğ­ren­ci­le­ri do­ğay­la bu­luş­tur­ma­yı ve genç yaş­ta­ki bi­rey­le­re çev­re­yi ko­ru­ma far­kın­da­lı­ğı ver­me­yi amaç­la­yan proje 3 Nisan – 2 Ha­zi­ran ara­sın­da ya­pıl­dı.
Proje kap­sa­mın­da ilk ola­rak lise dü­ze­yin­de­ki öğ­ren­ci­le­re çev­re­nin ko­run­ma­sı ve ye­ni­le­bi­lir ener­ji kay­nak­la­rıy­la il­gi­li uzak­tan eği­tim­ler ve­ril­di.
Daha sonra Rize Be­le­di­ye­si ve Rize İl Orman Mü­dür­lü­ğü kat­kı­la­rıy­la ağaç dikim et­kin­li­ği ger­çek­leş­ti­ril­di.
Pro­je­nin son aya­ğın­da ise üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri ta­ra­fın­dan sahil te­miz­li­ği ya­pıl­dı.
Pro­je­nin ağaç dikim et­kin­li­ği­ne Rize İl Orman Mü­dür­lü­ğü Mü­hen­di­si Bur­çak BULUT, proje tem­sil­ci­le­ri Mu­ham­met ÇUBUK, Ba­tu­han SA­RU­HAN, Halit SEZ­GÜN, Gök­tuğ YIL­MAZ, Mah­mut KA­LAY­CI ve Gül­ba­har Hatun Mes­le­ki ve Tek­nik Ana­do­lu Li­se­si öğ­ren­ci­le­ri ka­tıl­dı.
Öğ­ren­ci­le­re doğru ağaç di­ki­miy­le il­gi­li bilgi veren Bur­çak BULUT; “ bu tür pro­je­le­ri des­tek­li­yo­ruz.
Bun­dan son­ra­ki sü­reç­te daha büyük pro­je­ler yap­ma­lı­yız” şek­lin­de açık­la­ma­lar­da bu­lun­du.
2 ay süren proje son ola­rak üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri ta­ra­fın­dan ya­pı­lan sahil te­miz­li­ğiy­le sona erdi.


Ha­ber-Fo­to: Mu­ham­met ÇUBUK

Çaykur Rizespor Kulüp Başkanı Hasan Kartal resmen istifa etti

Çay­kur Ri­zes­por Baş­ka­nı Hasan Kar­tal, An­ka­ra’da dü­zen­le­di­ği basın top­lan­tı­sıy­la Çay­kur Ri­zes­por ve Eti­mes­gut Be­le­di­yes­por’daki gö­rev­le­rin­den is­ti­fa et­ti­ği­ni açık­la­dı.

Tür­ki­ye Fut­bol Fe­de­ras­yo­nu (TFF) ile genel ola­rak ters düş­tü­ğü­nü dile ge­ti­ren Kar­tal, “Artık bun­dan sonra yokum. Ar­ka­daş­la­rım­la gö­rüş­tüm, kulüp baş­kan­lık­la­rın­dan is­ti­fa etme ka­ra­rı aldım. Çay­kur Ri­zes­por ve Eti­mes­gut Be­le­di­yes­por’daki gö­rev­le­rim­den baş­kan ve yö­ne­ti­ci ola­rak ay­rı­lı­yo­rum. İlk genel ku­rul­da da TFF’nin ibra edil­me­me­si için uğ­ra­şa­cak­tım, bir­çok kulüp baş­ka­nıy­la da gö­rüş­tüm. Zan­ne­di­yo­rum ibra da et­me­ye­cek­tik. Böyle olun­ca bir kaos olur­du. Kaos ol­ma­ma­sı için, doğru ola­nın fut­bol­dan benim çe­kil­me­min ola­ca­ğı gö­rü­şüy­le bu ka­ra­rı aldım” dedi.
RİZES­POR VE ETİMES­GUT BELEDİYES­POR’LA HEP BE­RA­BERİM”

Hasan Kar­tal, yine ku­lüp­ler­le be­ra­ber ola­ca­ğı­nı be­lir­te­rek, “Ri­zes­por’la hiç­bir prob­le­min ol­ma­dı, çok sev­di­ğim bir ku­lü­bü­müz­dür. Ay­rı­ca Eti­mes­gut Be­le­di­yes­por Ku­lü­bü de benim ço­cu­ğum gibi bü­yüt­tü­ğüm 2’nci Lig’e kadar ge­tir­di­ğim bir ku­lüp­tür. Yine bun­lar­la be­ra­be­rim. Bu fe­de­ras­yon gi­de­ne kadar in­şal­lah bir daha bir görev al­ma­ya­ca­ğım. Bu fe­de­ras­yo­nun al­tın­da görev yap­ma­ma­ya karar ver­dim” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
ALT YAPI KO­NU­SUN­DA BİR STAN­DART GETİRİLMELİ”
Kulüp borç­la­rın­dan baş­kan­la­rın so­rum­lu ol­ma­sı ile il­gi­li ka­nu­nun çık­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni dile ge­ti­ren Hasan Kar­tal, “Ma­ale­sef bu kanun çık­ma­dı. Ya­ban­cı oy­nat­ma­ya­lım di­yo­ruz. Al­tı­ya­pı ile il­gi­li her­han­gi bir karar alın­ma­dı. 3’üncü Lig’deki bir ta­kı­mın alt ya­pı­da oy­na­ta­ca­ğı ço­cuk­la­rın li­sans­lı ol­ma­sı­nı be­lir­le­me­si lazım, te­sis­le­ri be­lir­le­me­si lazım, bir stan­dart ol­ma­sı lazım. Ör­ne­ğin 3’üncü Lig’den 2’nci Lig’e çı­kar­ken de bir stan­dart ol­ma­sı lazım. 1’nci Lig’e çık­tı­ğı zaman ve yine Süper Lig’e çık­tı­ğı zaman bir stan­dart ol­ma­sı lazım” diye ko­nuş­tu.
“AİLECE BI­RA­KI­YO­RUZ”
Çay­kur Ri­zes­por ve Eti­me­gut Be­le­di­yes­por’a des­te­ği­nin devam ede­ce­ği­ni be­lir­ten Kar­tal, Eti­me­gut Be­le­di­yes­por’u 1 lira borcu ol­ma­dan bı­rak­tı­ğı­nı ifade ede­rek, “Ri­zes­por’u 30 mil­yon TL borç­la bı­ra­kı­yo­rum 160 mil­yon TL borç­la al­mış­tım. Benim gi­bi­le­ri fut­bol­dan so­ğut­tu­nuz. Fe­de­ras­yon ted­bi­ri­ni al­maz­sa ku­lüp­ler borç ba­ta­ğı için­de yüzer.
Ku­lüp­ler Ya­sa­sı’nı Ba­kan­lı­ğa bı­rak­ma­ya gerek yok, biz ha­zır­la­ya­lım on­la­ra su­na­lım. Ba­kan­lık da düz­gün bir hale ge­ti­rir, ya­sal­la­şır. Aile­ce bı­ra­kı­yo­ruz. Oğlum da Genç­ler­bir­li­ği’ndey­di o da bı­rak­mak kay­dıy­la ta­ma­men fut­bol­dan çe­ki­li­yo­ruz. İnşal­lah yö­ne­ti­ci ola­rak tek­rar dö­ne­riz” şek­lin­de ko­nuş­tu.
Hasan Kar­tal, ku­lüp­le­rin genel ola­rak maddi du­ru­mu­nun kötü ol­du­ğu­nu vur­gu­la­ya­rak, “Bakın ya­pı­lan­ma yapan ku­lüp­ler pat­la­ya­cak. O ku­lüp­le­rin hepsi pat­la­ma nok­ta­sı­na ge­lecek. O zaman baş­kan da bu­la­ma­ya­cak­sı­nız” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.

Haber Merkezi

VALİ ÇEBER TÜRKİYE OLİMPİYAT MERKEZİNDE ŞAMPİYON GÜREŞCİLERLE BULUŞTU

Rize Va­li­si Kemal ÇEBER, Sa­lar­ha Spor­cu Kamp Olim­pi­yat Mer­ke­zi­ni zi­ya­ret ede­rek, 2021 Gre­ko-Ro­men Güreş Av­ru­pa ve Dünya Şam­pi­yon­lu­ğu ön­ce­sin­de, An­tal­ya Kemer’de ger­çek­le­şen, Genç­ler Milli Takım Kamp Kad­ro­su Tür­ki­ye Şam­pi­yo­na­sın­da ba­şa­rı­lı olan spor­cu­la­rı ödül­len­di­re­rek devam eden kamp ha­zır­lık ant­ren­man­la­rı­nı iz­le­di.

Rize Va­li­si Kemal ÇEBER’i, Sa­lar­ha Olim­pi­yat Ha­zır­lık Mer­ke­zi­ne ge­li­şin­de, Vali Yar­dım­cı­sı Gül­ha­ni Ozan SARI, Rize Genç­lik ve Spor il Mü­dü­rü Gür­han YIL­DIZ ve Tür­ki­ye Güreş Fe­de­ras­yo­nu As Baş­ka­nı Mahir BİBE­ROĞ­LU ve Gro­ko-Ro­men Güreş Tek­nik Di­rek­tö­rü Rüs­tem KO­YUN­CU kar­şı­la­dı­lar.
Genç­lik ve Spor Ba­kan­lı­ğı, Tür­ki­ye Güreş Fe­de­ras­yo­nu ta­ra­fın­dan, 09-11 Nisan 2021 ta­rih­le­ri ara­sın­da, An­tal­ya’nın Kemer İlçesi Be­le­di­ye Spor Sa­lo­nun­da ger­çek­le­şen, 2021 Genç­ler Gre­ko-Ro­men Güreş Av­ru­pa ve Dünya Şam­pi­yon­la­rı Milli Takım Kamp Kad­ro­su Be­lir­le­me seç­me­le­rin­de, 77 ki­lo­da Çay­kurs­por Güreş (TOHM) Yük­sel SARIÇİÇEK ve 97 ki­lo­da Çay­kurs­por Güreş (TOHM) Mus­ta­fa OLGUN ya­rış­ma­nın Tür­ki­ye Şam­pi­yon­lu­ğu bi­rin­ci­li­ği ba­şa­rı­sı­nı elde et­miş­ler­di. Mü­sa­ba­ka­lar­da, Çay­kurs­por gü­reş­çi­le­rin­den 60 ki­lo­da Bekir ATEŞ, 97 ki­lo­da Nihat KARA ve 55 ki­lo­da Mü­ca­hit TİRYAKİ şam­pi­yo­na­nın Tür­ki­ye üçün­cü­lü­ğü ba­şa­rı­sı elde et­miş­ler­di. ÇAY­KUR spor Gre­ko-Ro­men Güreş Ku­lü­bü Genç­ler ta­kı­mı mü­sa­ba­ka­la­rın so­nun­da takım ha­lin­de şam­pi­yo­na­nın en ba­şa­rı­lı bi­rin­ci ta­kı­mı ol­muş­tu.
Rize Va­li­si Kemal ÇEBER, Sa­lar­ha Tür­ki­ye Olim­pi­yat Ha­zır­lık Mer­ke­zi Şam­pi­yon gü­reş­çi­le­ri bu­luş­ma zi­ya­re­tin­de yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da, “Tür­kün gü­cü­nü gös­te­ren şam­pi­yon spor­cu­la­rı­mız­la bir arada ol­mak­tan çok mut­lu­yum. Siz­ler hem ili­mi­zi hem de ül­ke­mi­zi ulu­sal alan­lar­da tem­sil edi­yor­su­nuz. Sizin ka­zan­dı­ğı­nız her ma­dal­ya biz­ler için guru kay­na­ğı olu­yor. Ay­rı­ca gü­re­şin bizim kül­tü­rü­müz­de çok ayrı bir yeri var. Siz­le­rin bu alan­da elde et­ti­ği­niz her ba­şa­rı aynı za­man­da bizim kül­tü­rel de­ğer­le­ri­mi­ze ne kadar sahip çık­tı­ğı­mı­zın bir gös­ter­ge­si olu­yor.
Şuan Sayın Cum­hur­baş­ka­nı­mız Recep Tay­yip Er­do­ğan ön­cü­lü­ğün­de Ba­kan­lık­la­rı­mı­zın da ça­lış­ma­la­rı ile bir­lik spor ala­nın­da ciddi iler­le­me­ler kat­let­tik. İna­nı­yo­rum ki iler­le­yen sü­reç­ler­de siz­le­rin ve siz­le­ri ye­tiş­ti­ren ant­re­nör­le­ri­mi­zin sa­ye­sin­de çok daha güzel yer­le­re ge­le­ce­ğiz.
Rize’miz geç­miş­te ve yakın ta­rih­te Tür­ki­ye’ye Olim­pi­yat, Dünya ve Av­ru­pa şam­pi­yon­la­rı ka­zan­dır­mış bir şeh­ri­miz­dir. Rize aynı za­man­da ata sporu gü­re­şin­de şeh­ri­dir.
Çay­kurs­por güreş ku­lü­bü­müz ve Olim­pi­yat Kamp Mer­ke­zi­mi­zin (TOHM) alt ya­pı­sın­da baş­la­ya­rak pro­fes­yo­nel ve milli olan gü­reş­çi­le­ri­mi­zi ül­ke­mi­ze ve ili­mi­ze bun­dan son­ra­da çok daha yeni Olim­pi­yat, Av­ru­pa ve Dünya şam­pi­yon­la­rı çı­kar­ma­la­rı için dev­let ola­rak ne yap­ma­mız ge­re­ki­yor­sa ya­pı­yo­ruz. Ve daha da faz­la­sı­nı yap­ma­ya devam ede­ce­ğiz. Genç gü­reş­çi­le­ri­mi­zin en son An­tal­ya’daki mü­sa­ba­ka­lar­da elde etmiş ol­duk­la­rı ba­şa­rı­la­rın­dan do­la­yı her bir spor­cu­mu­zu, Genç­lik ve Spor Ba­kan­lı­ğı­mız, Tür­ki­ye Güreş Fe­de­ras­yo­nu, Çay­kurs­por ku­lü­bü yö­ne­ti­mi­ni ve on­la­ra her daim des­tek olan, Rize Genç­lik ve Spor İl Mü­dür­lü­ğü­mü­zü kut­lu­yo­rum. Mü­sa­ba­ka­lar­da or­ta­ya koy­muş ol­duk­la­rı ba­şa­rı­lı gü­reş­ler­le, elde etmiş ol­duk­la­rı bi­rin­ci­lik ve üçün­cü­lük şam­pi­yon­luk­la­rıy­la, ül­ke­mi­ze, Rize’mize ve Çay­kur’a gurur ya­şat­tı­nız.” dedi.
Sa­lar­ha Spor­cu Olim­pi­yat Kamp Mer­ke­zi hak­kın­da, Rize Genç­lik ve Spor İl Mü­dü­rü Gür­han Yıl­dız’dan bilgi alan, Rize Va­li­si Kemal ÇEBER ve ber­be­rin­de­ki­ler, zi­ya­re­tin so­nun­da şam­pi­yon gü­reş­çi ve ant­re­nör­le­ri­ne çe­şit­li he­di­ye­ler tak­dim et­tik­ten sonra, bir müd­det spor­cu­la­rın id­man­la­rı­nı iz­le­di.


Ha­ber-Fo­to: Bay­ram Ali KA­VAL­CI