Monthly Archives: Mayıs 2021

İYİ PARTİ ISPARTA MİLLETVEKİLİ DR. AYLİN CESUR KADIN YOKSULLUĞU KONUŞMA METNİ

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önergenin konusu kadın yoksulluğu. Özellikle son 5-6 yıldır ülkece ciddi şekilde yoksullaşıyoruz, kişi başı milli gelirimiz 2007 seviyelerine geriledi ve pek çok kazanımlarımızı kaybettik. En çok kadınlarımız yoksullaşıyor ve kadın yoksulluğunu bu küsüde 3 senedir konuşuyorum ama bugün altı çizilecek olan şudur; bu sorun artık kronikleşti. Güçlü kadın istiyoruz ve kadının gücü de ekonomik özgürlüğüne bağlı. Aile içi şiddet ve kadına karşı şiddetteki artan rakamlar, kadın yoksulluğu ile paralel. Kadın yoksullaştıkça çaresiz ve çaresiz kaldıkça da şiddetin daha çok kurbanı yani..

“Kız çocuğu okuyacak da ne olacak, otursun evinde” yaklaşımını Türkiye Cumhuriyeti 79 yılda gidermişti neredeyse ve bugün geçen son 19 sene içindeki geriye taktığınız vitesle, kronikleşti hastalık ve acil müdahale gerektiriyor artık!  Neden mi?

-1.872.537 okuma yazma bilmeyen kadınımız var, erkeklerden 6 kat daha fazla.

-Yüksek öğretim ve ileri derecelerden mezun kadınlar erkeklerden %15 daha az. Lisede %24 bu azlık. (Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü).

-Eğitim çağında olup, okula hiç gitmemiş ya da eğitimini yarıda bırakmış yaklaşık 516 bin kız çocuğumuz var (TÜİK). 

-15-19 yaş arası kız çocuklarımızın %25’i ne eğitimde, ne de istihdamda. (UNICEF 2019 Türkiye Raporu)

-Kadınlarımızın ortalama eğitimde geçirdiği zaman, erkeklerin 2 yıl gerisinde. (OECD).

-Aynı yaklaşım kadının çalışma hayatına katılımında da sürüyor.

-Ülkemizde koronavirüsü salgını başlamadan önce 20-65 yaş arası kadın istihdam oranı %34,4; erkek istihdamı oranı %73,2 idi. AB’de ortalaması kadında %67,3. (EUROSTAT)

-Çalışma hayatında ortalama kalış süresi kadınlarda 19 yıl, erkekler içinse 39 yıl.

-Türkiye’de yönetici pozisyonundaki kadınlar %14,8. Avrupa’da % 40’lara varıyor.

-Ülkemizde aynı iş için kadınların maaşı, erkeklerin %58’i.

-Erkeklerin kazandığı her 100 TL’ye karşılık kadınlarımız 43 TL kazanıyor. (OECD)

Kadın hamile kalır diye işe alınmıyor, çocuğu var diye işe alınmıyor, kadındır yapamaz diye işe alınmıyor.

İşe alınanlar iş yerinde psikolojik ve cinsel şiddete uğrayabiliyor. Terfi ettirilmiyor, tepeden bakılıyor.

Ev işi kadında, devletin el atmadığı yaşlı bakımı kadında; bu yükleri arttıkça kadın iş hayatına katılamıyor ve yoksullaşıyor.

Parası elinden alınıyor; yani aile içi ekonomik şiddete uğruyor kadınlarımız. %30 bu oran da.

En önemli hazırlayıcılardan biri, çocuk evlilikler.

Kriz anlarında da en çok yoksullaşan, işini ilk kaybeden, gözden ilk çıkarılan kesim kadın olunca ve krizler ülkesi olan ülkemizde krizler de kronikleşince sonuç ortada. Kadınlar yoksuldu, AK parti iktidarında daha yoksullaştı, kadınlar çaresizdi, AK Parti iktidarında daha çaresiz kaldı, kadın yardıma muhtaçtı ve AK Parti iktidarında daha muhtaç hale geldi. 

Ve vizyonda son sığınağınız salgın geldi çattı; Salgında erkek işgücü %2.5 azalırken, kadın işgücü %8.2 azaldı. Siz yardım yapmayıp cenazeyi esnafa taşıtınca, kadınlar daha çok ücretsiz izine çıkarıldı. İşbaşında olan erkeklerin sayısı %6.5 azalırken, kadınların sayısı %11.5 azaldı. (DİSK-AR).

20 yıl gibi bir süre bu saydıklarımı değiştirmeye yeterdi ama göremedik biz kadınlar.

Genel Başkanı kadın olan bir partinin kadın milletvekili olarak diyorum ki, şimdi biz kadınlar değiştireceğiz bu durumu. Gençlerimizle yapacağız bunu. Önce 20 yıldır koyduğunuz kaderi bir iteceğiz elimizin tersiyle ve Güçlü Türkiye’ye de kadınlarımızı güçlendirerek ulaşacağız. Bahar, dalları ile açacak yeniden güzel ülkemizde, söz veriyoruz!

Ve kadınlarımızı kaderini eline almaya davet ediyorum buradan: Silkeleyelim üzerimize inen kara kaderi, değiştirebileceklerimizi değiştirmek için ihtiyacımız olan tek şey cesaret! Şimdi Sandık zamanı, kadınlarımız için çalışma zamanı.

Haber Foto: Arda Mert ŞEHAN

MİLLETVEKİLİ CESUR’UN, MECLİS KÜRSÜSÜNDEN KADINLARA ÇAĞRISI:

“KADINLARIMIZIN ÜZERİNE İNEN KARA KADERİ, DEĞİŞTİRMEK İÇİN İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY CESARET”

“ŞİMDİ SANDIK ZAMANI; KADINLARIMIZ İÇİN ÇALIŞMA ZAMANI”

İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir kez daha kadın yoksulluğu konusunu gündeme getirdi. Milletvekili Cesur, kadın yoksulluğunun daha da derinleştiğini belirterek, “kadın yoksulluğu kronikleşti” dedi.

KADIN YOKSULLUĞU SORUNU ARTIK KRONİKLEŞTİ VE PEK ÇOK KAZANIMIMIZI KAYBETTİK

“Özellikle son 5-6 yıldır ciddi şekilde yoksullaşıyoruz, kişi başı milli gelirimiz 2007 seviyelerine geriledi ve pek çok kazanımımızı da kaybettik. En çok kadınlarımız yoksullaşıyor ve kadın yoksulluğunu bu kürsüde 3 senedir konuşuyorum ama bugün altı çizilecek olan şudur; bu sorun artık kronikleşti.”

AİLE İÇİ ŞİDDET VE KADINA KARŞI ŞİDDETTEKİ ARTAN RAKAMLAR, KADIN YOKSULLUĞU İLE PARALEL

“Güçlü kadın istiyoruz ve kadının gücü de ekonomik özgürlüğüne bağlı. 

Aile içi şiddet ve kadına karşı şiddetteki artan rakamlar, kadın yoksulluğu ile paralel seyrediyor. Kadın yoksullaştıkça çaresiz ve çaresiz kaldıkça da şiddetin daha çok kurbanı yani.”

79 YILDA YIKILAN “KADIN EVDE OTURSUN” ALGISI SON 19 YILDA YENİDEN GETİRİLDİ

“’Kız çocuğu okuyacak da ne olacak, otursun evinde’ yaklaşımını Türkiye Cumhuriyeti 79 yılda gidermişti neredeyse ve bugün geçen son 19 sene içindeki geriye takılan vitesle, kronikleşti hastalık ve acil müdahale gerektiriyor artık!”

MİLLETVEKİLİ CESUR, KADININ UĞRADIĞI AYRIMCILIĞI SAYILARLA AÇIKLADI

“1.872.537 okuma yazma bilmeyen kadınımız var, erkeklerden 6 kat daha fazla.”

“Yüksek öğretim ve ileri derecelerden mezun kadınlar erkeklerden %15 daha az. Lisede %24 bu azlık.”

“Eğitim çağında olup, okula hiç gitmemiş ya da eğitimini yarıda bırakmış yaklaşık 516 bin kız çocuğumuz var.”

“15-19 yaş arası kız çocuklarımızın %25’i ne eğitimde, ne de istihdamda.”

“Kadınlarımızın ortalama eğitimde geçirdiği zaman, erkeklerin 2 yıl gerisinde”

KADININ EĞİTİMDE YÜZLEŞTİĞİ AYRIMCILIK ÇALIŞMA HAYATINDA DA SÜRÜYOR

Aynı yaklaşımın kadının çalışma hayatına katılımında da sürdüğünü söyleyen Milletvekili Cesur, sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkemizde koronavirüs salgını başlamadan önce 20-65 yaş arası kadın istihdam oranı %34,4; erkek istihdamı oranı %73,2 idi. AB’de kadın istihdam oranı ortalaması %67,3.”

“Çalışma hayatında ortalama kalış süresi kadınlarda 19 yıl, erkekler içinse 39 yıl”

“Türkiye’de yönetici pozisyonundaki kadınlar %14,8. Avrupa’da % 40’lara varıyor.”

“Ülkemizde aynı iş için kadınların maaşı, erkeklerin %58’i”

“Erkeklerin kazandığı her 100 TL’ye karşılıkkadınlarımız 43 TL kazanıyor.”

KADINLARIMIZ KADIN OLDUĞU İÇİN İŞE ALINMIYOR, İŞ HAYATINDA DA ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜ İLE KARŞILAŞIYOR

“Kadın hamile kalır diye işe alınmıyor, çocuğu var diye işe alınmıyor, kadındır yapamaz diye işe alınmıyor. İşe alınanlar iş yerinde psikolojik ve cinsel şiddete uğrayabiliyor. Terfi ettirilmiyor, tepeden bakılıyor.”

“Ev işi kadında, devletin el atmadığı yaşlı bakımı kadında; bu yükleri arttıkça kadın iş hayatına katılamıyor ve yoksullaşıyor. Parası elinden alınıyor; yani aile içi ekonomik şiddete uğruyor kadınlarımız. Ekonomik şiddete uğrayan kadınlarımızın oranı %30. Bu koşulların en önemli hazırlayıcılardan biri de çocuk evlilikler.”

KRİZLER ÜLKESİNE DÖNEN ÜLKEMİZDE KADINLARIMIZ YOKSULDU, AK PARTİ İKTİDARINDA DAHA DA YOKSULLAŞTI

“Kriz anlarında da en çok yoksullaşan, işini ilk kaybeden, gözden ilk çıkarılan kesim kadın olunca ve krizler ülkesi olan ülkemizde krizler de kronikleşince sonuç ortada. Kadınlar yoksuldu, AK parti iktidarında daha yoksullaştı, kadınlar çaresizdi, AK Parti iktidarında daha çaresiz kaldı, kadın yardıma muhtaçtı ve AK Parti iktidarında en çok kadınlar muhtaç hale geldi.”  

SALGIN EN ÇOK KADINLARIMIZI ETKİLEDİ

“Ve vizyonda son sığınağınız salgın geldi çattı; Salgında erkek işgücü %2.5 azalırken, kadın işgücü % 8.2 azaldı. Siz yardım yapmayıp cenazeyi de sağlıklıyla birlikte esnafa taşıtınca, kadınlar daha çok ücretsiz izine çıkarıldı. İşbaşında olan erkeklerin sayısı % 6.5 azalırken, kadınların sayısı % 11.5 azaldı.”

20 YILDA BÜTÜN KADIN SORUNLARI AŞILABİLİRDİ, AŞMADINIZ

“20 yıl gibi bir süre bu saydıklarımı değiştirmeye yeterdi ama göremedik biz kadınlar. Genel Başkanı kadın olan bir partinin kadın milletvekili olarak diyorum ki, şimdi biz kadınlar değiştireceğiz bu durumu. Gençlerimizle yapacağız bunu. Önce 20 yıldır önümüze koyduğunuz kaderi bir iteceğiz elimizin tersiyle ve Güçlü Türkiye’ye de kadınlarımızı güçlendirerek ulaşacağız. Bahar, dalları ile açacak yeniden güzel ülkemizde, söz veriyoruz!

KADINLARIMIZI KADERİNİ ELİNE ALMAYA DAVET EDİYORUM, ŞİMDİ SANDIK ZAMANI

“Ve kadınlarımızı kaderini eline almaya davet ediyorum buradan: Silkeleyelim üzerimize inen kara kaderi! Değiştirebileceklerimizi değiştirmek için ihtiyacımız olan tek şey cesaret! Ve diyorum ki; “Şimdi Sandık zamanı, kadınlarımız için çalışma zamanı.”

Haber Foto: Arda Mert ŞEHAN

Erbakan’dan çarpıcı ‘Sedat Peker’ yorumu

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan, Türkiye’nin gündemini meşgul eden Sedat Peker iddialarına ilişkin, halkın asıl gündeminin geçim sıkıntısı ve işsizlik olduğunu hatırlatarak, iddiaların ciddi olduğunu ve mutlaka araştırılması gerektiğini, her şeyde olduğu gibi bu yaşananların  da  dış güçlere bağlanmasını doğru bulmadıklarını söyledi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, partisinin İstanbul il başkanlığında düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

27 Mayıs’ın arkasında ABD vardı

27 Mayıs askeri darbesini yıldönümünde darbelerden en çok mağdur olan  siyasi hareketin Milli Görüş olduğunu hatırlatan Genel Başkanı Erbakan, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinin arkasındaki gücün ABD olduğunu yineledi ve  bir daha demokrasi dışı halkın iradesini hedef alan olayların yaşanmaması için dua etti.

Halkımız borç ve faiz batağında

Erbakan halkın asıl gündeminin geçim sıkntısı ve işsizlik olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Türkiye’de Pandeminin başladığı 2020 Mart ayından 2021 Mart ayına kadar geçen bir yıllık sürede hane halkının kredi kartı borçları %47 arttı. Hane halkının bankalara, finans kuruluşlarına toplam borcu ise %36 artışla 899 milyar TL’ye ulaştı. Yani diğer bir deyişle 83 milyon vatandaşın bankalara, finans kuruluşlarına borcu 100 milyar doları aştı. Bu da iktidarın salgın süresince desteksiz bıraktığı, hiçbir nakdi katkı sağlamadığı milyonlarca insanın, hayatını ihtiyaç kredisi çekerek, kredi kartıyla borçlanarak sürdürdüğünü, kirasını, faturasını, yeme-içme ihtiyacını yani en temel ihtiyaçlarını faizli borçla karşılamaya çalıştığını gösteriyor. 83 milyonluk ülkede 34,5 milyon kişi kredi borçlusu durumunda. Sektörler ve işletmeler açısından da tablo çok farklı değil. Pek çok sektörde şirketler, işletmeler kredi ve borçla ayakta duruyor. Krediler yapılandırılarak, yeni çekilen kredilerle önceki kredi kapatılarak, kredi kartı borçları ihtiyaç kredisi çekilip ödenerek bireyler yaşamaya, işletmeler kendilerini yüzdürmeye çabalıyor.”

Genç işsizlik alarm veriyor

Türkiye’nin dünyanın en yüksek genç işsizlik oranına sahip ülkelerinden bir tanesi haline geldiğini söyleyen Erbakan, “Artan nüfusuna, gençlerine iş-istihdam imkanı oluşturmanın bir ülkenin en önemli meselelerinden bir tanesi olduğunu söyledik… Şimdi de yeni bir istatistik daha ortaya konuldu. Türkiye, OECD ülkeleri içinde gençleri en çok ‘boşta gezen’ ülke. Türkiye ne eğitim alan ne de istihdamda olan, yani okumayan ve çalışmayan, ‘boşta gezen’ gençlerin oranında % 28.8 ile OECD ülkeleri arasında ilk sırada. Bu düzeyde bir boşta gezen genç oranı maddi ve manevi açıdan yıkıcı sonuçlar doğuracak çok sayıda sosyal, toplumsal problemlere yol açma potansiyeli taşır.” ifadelerini kullandı.

İktidarın AB hayali son buldu,  çözüm D-8’i canlandırmak

Avusturya’nın İsrail’e verdiği destekten de bahisle Erbakan, “Avusturya’da devlet binalarına İsrail bayrağı asılarak açık bir şekilde İsrail’e destek verildi. Gözlerimizle gördük. Başbakanlık binası üstünde Avusturya bayrağı ile İsrail bayrağı yan yana göndere çekilmiş. Yine bu olay bizzat Merhum Erbakan Hocamızın ifade ettiği, “Siyonizm bir timsah ise, bu timsahın üst çenesi ABD, alt çenesi AB, gövdesi Müslüman ülkelerdeki işbirlikçiler, kuyruğu ise İsrail’dir” diye tanımlama yapmıştır. Bu olay tanımlamanın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor’. Ayrıca Avrupa Parlamentosu’nda (AP) öteden beri tartışılan “Türkiye Raporu” da kabul edildi biliyorsunuz. AP’nin tam üyelik müzakerelerinin askıya alınması çağrısı statüsü gereği tavsiye niteliğinde olduğundan bu aşamada somut bir sonuç doğurması söz konusu değil, Ancak bu çağrı AB komisyonu ve AB Liderler Zirvesi’nde gündeme alınarak kabul edilirse üyelik müzakerelerinin kesilmesi ya da tümden sonlandırılması mümkün olabilir. Böylelikle iktidarın yıllardır büyük bir coşkuyla sarıldığı bir dalın daha hayal olduğu ortaya çıktı. Sadece tek başına bu olay dahi iktidarın sürekli tekrarladığı “Geleceğimizi AB’de görüyoruz” sözünü sorgulaması için yeterli bir sebeptir.  Tüm bu ibretlik olaylar karşısında asıl yapılması gereken ise; Hükümet’in 19 senedir adeta rafa kaldırdığı D-8 Organizasyonu’nu canlandırmak, güçlendirmek ve bir an önce D-60 adımını atmak için çaba göstermektir.” dedi.

Erken seçime gidip halkımızı Milli Görüş zihniyeti ile buluşturmalıyız

Bir gazetecinin erken seçim sorusunu üzerine Erbakan “Erken seçimin bir an evvel olmasını ve milletimizin Milli Görüş iktidarı ile buluşmasını istiyoruz. Çünkü söylediğimiz gibi halkımız için tablo giderek ağırlaşıyor. Milli Görüş’ün ekonomi politikasını ortaya koyup borç faiz zam ekonomisi yerine üretim istihdam ihracat ekonomisi borçla faizle değil milli kaynaklarımızla kaynak üretecek bir yönetimin gelmesi lazım.

Sedat Peker iddialarına cevap: Her şeyi dış  güçlere bağlamak olmaz Türkiye’de gündemi meşgul eden Sedat Peker iddialarına ilişkin de soruyu yanıtlayan Erbakan, “Bir defa iddialar çok ciddi. İddialarda söz konusu olan kişiler önemli ve kritik görevlerde. kamuoyu ve toplumun da bu konuya ilgisi çok yüksek. Dolayısıyla bu iddiaları göz ardı etmek gibi bir durum söz konusu olamaz. En başta bu iddiaları araştırılmasının  Ak Parti’nin istemesi lazım. Çünkü töhmet altında kalıyorsunuz. Tabii konuyla ilgili  Meclis’e gelen araştırma komisyonu kurulması teklifi AK Parti ve MHP’nin oyları ile reddedilmesi de bizleri şaşırtmadı. Ayrıca her olayı da dış güçlere bağlamamak lazım. Dış güçlerin size operasyon yapması için onların oyununu bozmanız lazım. Hangi noktada dış güçlerin ajandasına aykırı hareket ettiniz? Kürecik’te radar sistemi kur diyorlar kuruyorsunuz, Afganistan’a asker gönder diyorlar gönderiyorsunuz? 19 yılda  530 milyar dolar borç faizi haraç ödüyorsun. Dolayısıyla artık Her şeyi dış güçlere bağlamanız toplum tarafından da hoş karşılanmıyor.” şeklinde konuştu.

Haber Merkezi

Sağlıkta dönüşüm kişiye özel, hedefli tedavileri güçlendirecek

Roche Diagnostik Türkiye’nin 25 Mayıs 2021 Salı günü ilkini gerçekleştirdiği “Roche ile Sağlıkta Tanı Buluşmaları”, alanlarında uzman isimlerin katkılarıyla gerçekleşti. Etkinlikte sağlık alanında dijital dönüşüm, tanı biliminin sağlık hizmetlerinin verimli yönetiminde artan değeri ve sağlık ekosistemindeki güncel gelişmeler konuşuldu.


 
Moderatörlüğünü Strateji ve İnovasyon Danışmanı Mustafa İçil’in yaptığı “Sağlıkta Dijital Dönüşüm” panelinde Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü, Türkiye & Orta Asya ve Kafkas Ülkeleri Yönetim Merkezi Başkanı Burçak Çelik, Prof. Dr. Önder Ergönül ve Doç. Dr. Mehmet Gönen dijitalleşmenin sağlık alanındaki önemini, sağlık ekosisteminin geleceğini ve kişiye özel tanı ve tedavi çözümlerini değerlendirdi.  

Panelde konuşan Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü, Türkiye & Orta Asya ve Kafkas Ülkeleri Yönetim Merkezi Başkanı Burçak Çelik şunları söyledi: “Dijital çözümler sağlık sistemini temelden dönüştürüyor. Roche olarak bu dönüşümde en yenilikçi çözümleri hastalara ve sağlık profesyonellerine ulaştırmak ve hastaların yaşamlarını iyileştirmek için çok güçlü AR-GE çalışmaları yürütüyoruz. Dijital çözümlerimizi de kapsayan AR-GE çalışmalarımız için sadece 2020 yılında 12.2 milyar CHF yatırım yaptık. Geliştirdiğimiz tanı testleri, klinik karar destek ve hastalık yönetim çözümlerimizle laboratuvarların operasyonel verimliliğini arttırma ve tıbbi değer sunma, klinisyenlerin güvenli verilere dayalı hızlı ve doğru karar verme, hastaların ise en etkin şekilde hastalık yönetim sürecine dahil olma ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanıyoruz. Hastaların daha etkin tedaviler alabilmesinin ve yaşam sürelerinin uzamasının yolu kişiye özel tanı ve tedavi çözümlerinden geçiyor. Bu noktada hem hastalara hem de karar verici uzmanlar ile klinisyenlere ve sonuç olarak tüm topluma önemli faydalar sağlayacak yeni iş ortaklıkları ve dijital çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. ” 
 
Prof. Dr. Önder Ergönül şunları söyledi: “Günümüzün anahtar kelimesi veri. Veri anlamlandırılmadığı zaman güçlü değil. Bu nedenle tutarlı bir veri yaklaşımına ihtiyacımız var. Sağlıkta veriler yatay ve dikey eksen üzerinden toparlanmalı. Yatay eksende aynı meslek guruplarındaki kişiler, hastaneler ve ülkeler arasında bilgi paylaşımı güçlendirilmeli. Dikey eksende ise farklı alanlarda çalışan uzmanların bu verileri birlikte yorumlaması kritik önem taşıyor. Verinin doğru ve özgüvenli paylaşımını toplumsal gelişimimiz açısından bir seferberlik gibi değerlendirmeliyiz. Pandemi veri paylaşımını hızlandırdı, bu hızın pandemi sonrasında da devam etmesini bekliyoruz.”
 
Doç. Dr. Mehmet Gönen şunları söyledi: “Bir doktorun mesleki yaşantısı boyunca görebileceği hasta sayısı sınırlıdır bu nedenle kısıtlı verilere sahiptir. Binlerce hekimin topladığı verileri işbirliğiyle üst seviyeye çıkarırsak ve ülke olarak bütüncül bir yaklaşımla bunları kullanabilirsek tanı ve tedavide önemli gelişmeler sağlayabiliriz. Zira kolektif bilgi bizi kanser gibi erken aşamada tanı ve tedavinin kritik önemli olduğu hastalıklara karşı daha güçlü kılar. Yapay zekâ teknolojileri önümüzdeki dönemde doktorların yardımcısı olarak önemli işlevler üstlenecek.”
 
Sağlıkta Tanı Buluşmaları etkinliği panelin ardından biyokimya, mikrobiyoloji/enfeksiyon hastalıkları, patoloji ve genetik gibi alanlardaki yenilikçi gelişmeler ve deneyimlerin paylaşıldığı oturumlarda devam etti.
 
Roche Hakkında
İnsanların yaşamlarını iyileştiren bilimsel ilerlemelere odaklanan Roche, ilaç ve tanı araçları alanında öncü global şirketler arasında yer almaktadır. Her hastaya doğru tedaviyi en doğru şekilde verme stratejisi, İlaç ve Diagnostik’in gücünü aynı çatı altında toplayan Roche’u, kişiselleştirilmiş sağlık hizmetleri alanında lider haline getirmiştir. 
 
Roche; onkoloji, immünoloji, bulaşıcı hastalıklar, oftalmoloji ve nöroloji konularında tam anlamıyla farklılaşmış ilaçlara sahip, dünyanın en büyük biyoteknoloji şirketidir. Roche ayrıca in vitro diagnostik ve doku bazlı kanser tanısında da dünya lideri olup, diyabet yönetiminde öncüdür.
 
1896 yılında kurulan Roche, hastalıkları önlemenin, tanı ve tedavi etmenin ve topluma sürdürülebilir bir katkıda bulunmanın daha iyi yollarını bulmak amacıyla çalışmalarına devam etmektedir.  Şirket ayrıca, ilgili tüm paydaşlarla birlikte çalışarak hastaların tıbbi yeniliklere erişimini artırmayı da amaçlamaktadır. Roche tarafından geliştirilen ve aralarında yaşam kurtaran antibiyotiklerin, antimalaryallerin ve kanser ilaçlarının da yer aldığı 30’dan fazla ilaç, Dünya Sağlık Örgütü’nün Model Temel İlaç Listesi’nde yer almaktadır. Roche, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde (DJSI) 12 yıl arka arkaya İlaç Endüstrisinde en sürdürülebilir şirketlerden biri olarak seçilmiştir.
 
Merkezi İsviçre’nin Basel kentinde bulunan Roche Grubu, 2020 yılı itibariyle 100’ün üzerinde ülkede 100 binden fazla çalışanıyla faaliyet göstermektedir. 2020 yılında Ar-Ge çalışmalarına 12,2 milyar İsviçre Frangı yatırım yapan Roche’un toplam satışı 58,3 milyar İsviçre Frangı olarak gerçekleşmiştir. Roche Grubu Amerika’da bulunan Genentech’in tamamına, Japonya’da bulunan Chugai Pharmaceutical şirketinin de çoğunluk hissesine sahiptir. 

Haber Merkezi

Sağlıklı yaşam bilinci için 12 bin genç “harekete geçti”

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, TOÇEV*, Türkiye Diyabet Vakfı ve AstraZeneca Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen “Hey Genç! Harekete Geç!” Projesi, dört yıl süren eğitimler ve ölçümlemeler sonucunda 12 bin 185 gencin katılımıyla tamamlandı.   

Gençlerin hayatında sağlıklı beslenme bilinci yaratarak fiziksel aktivite ve egzersizin önemini vurgulama ve yaratıcılık becerilerini ortaya çıkarma hedefiyle T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV), Türkiye Diyabet Vakfı ve AstraZeneca Türkiye iş birliğiyle 2017’de hayata geçirilen “Hey Genç! Harekete Geç!” projesi tamamlandı.

Proje süresince 13 ilde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen farklı okullar her ay ziyaret edilerek, Türkiye Diyabet Vakfı diyetisyeni tarafından lise birinci sınıf öğrencilerine sağlıklı beslenme, obezite ve diyabetle ilgili bilgiler verildi ve ilk-son test uygulanarak eğitime katılan öğrencilerin bilgileri ölçüldü. Sağlıklı beslenme eğitimi sonrasında projenin spor eğitimcisi eşliğinde evde ve okulda kolaylıkla hareket etmenin ve spor yapmanın püf noktaları anlatıldı.

Proje, pandemi döneminde de hız kesmeyerek, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından çevrimiçi uygulaması onaylanan sosyal sorumluluk projelerinden oldu ve saha çalışmalarını dijital ortama taşıdı. Proje kapsamında öğrencilerin beslenme alışkanlıklarından egzersiz olanaklarına kadar geniş bir yelpazede önemli veriler elde edildi. Proje için hazırlanan sonuç raporu aracılığıyla öğrencilerin beslenme ve egzersiz alışkanlıklarına dair sorunlar tespit edilirken bu sorunlara ilişkin bilinçlendirme çalışmaları da yapıldı. Proje, 2019 yılında Stevie Uluslararası İş Ödülleri’nde “Yılın İletişim ve Halkla İlişkiler Kampanyası – Sağlık” kategorisinde Bronz Ödül, Prida 2020 iletişim Ödülleri kapsamında Dijital ve Sosyal Medya kategorisi altında yer alan; “Kullanıcının ürettiği içerik” , “Topluluk yaratımı ve üretimi” ödülleri, 11. Kurumsal Sorumluluk Zirvesi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Değer Katan Şirket Ödülleri kapsamında ise “Sağlıklı Bireyler” Kategorisi Altın Ödül sahibi oldu.

Toplamda 12 bin 185 öğrencinin dahil olduğu projenin sonuçları 27 Mayıs Perşembe günü, TOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Uygun, Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, Park Antalya Spor Kompleksi Genel Müdürü ve Okullarda Hareket Eğitimi Koordinatörü Güneş Erkoç, AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış ve TOÇEV psikologlarından Burcu Gökbulut‘un katıldığı basın toplantısında kamuoyuna açıklandı.

Toplantıda konuşan TOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Uygun proje hakkında şunları söyledi: “T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Türkiye Diyabet Vakfı ve AstraZeneca Türkiye ile birlikte sağlığın ve hareketliliğin gençlerimizin geleceğinde oynadığı kritik önemi vurguladığımız bu anlamlı projeyle gurur duyuyoruz.  Gençlerin hayatında sağlıklı beslenme bilinci yarattığımız, fiziksel aktivite ve egzersizin önemini vurguladığımız ve yaratıcılık becerilerini ortaya çıkartarak okullar arasında bir sinerjiye dönüştürdüğümüz dört yıllık bu heyecanlı yolculuğun sonuna geldik. Projemiz kapsamında düzenlediğimiz eğitim ve testlerde gençlerimizin beslenme ve egzersiz alışkanlıklarına dair önemli veriler elde ettik. Geride bıraktığımız dört eğitim-öğretim yılının bizlere öğrettiği en önemli ders, öğrencilerimizin fiziksel aktivite düzeylerini artırmamızın fiziksel ve kişisel gelişimleri açısından ne kadar önemli olduğuydu. Yarattığımız farkındalıkla hem öğrencilerimiz hem de aileleri nezdinde özellikle COVID-19 salgını döneminin getirdiği hareketsizliğe karşı kolektif bilinç oluşturabildiğimize inanıyorum.”

Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz şu görüşü paylaştı: “Obezite ve hareketsizlik yarınlarımızı tehdit eden iki önemli küresel sorun olmayı sürdürüyor. COVID-19 salgını kapsamında alınan mecburi önlemler de her iki sorunun da çözümü olan hareketliliği ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını etkiledi. 50’li, hatta 60’lı yaşların sağlık sorunu olan insülin direnci, diyabet ve kalp hastalıkları maalesef çok daha genç yaşlardaki insanlarımızı da etkilemeye başladı. Paydaşlarımızla hayata geçirdiğimiz bu projenin her 3 çocuktan 1’inin fazla kilolu, her 10 çocuktan 1’inin obez olduğu dünyamızda ülkemiz gençlerinin farkındalığını artırmada çok önemli roller oynadığına inanıyorum. Projemizin sonuçlarında da görülebileceği gibi kötü beslenme ile hareketsizlik ciddi rahatsızlıklara sebebiyet veren birbirini tetikleyen iki önemli faktör konumunda. ‘Hey Genç! Harekete Geç!’ bu döngüyü kırma yolunda önemli adımlardan biri oldu. Paydaşlarımızla birlikte bu artan bilinci sahiplenip, ülkemizin her yanındaki gençlerimizi hareketsizliğe ve obeziteye karşı koruyacak önlemlerin sözcüsü olmaya devam edeceğiz.”

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış şöyle konuştu: “AstraZeneca olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de yaşama değer katan ilaçları keşfetmek için bilimin sınırlarını zorlamak ve topluma değer katmak için çalışıyoruz. Kıymetli paydaşlarımızla hayata geçirdiğimiz bu uzun soluklu projemizle bu amaca en iyi şekilde hizmet ettiğimize inanıyorum. Projemize dört yıl önce başladığımızda dünyadaki diyabetli birey sayısı 425 milyondu. Verilere göre bu sayının 2045 yılında %48 oranında artarak 629 milyona ulaşacağı öngörülmekteydi[1]. Sorumluluklarımız dahilinde bu trendin kırılması için toplumsal farkındalığı en yüksek seviyeye çıkarmamız gerektiğine inanıyoruz. COVID-19 salgınının bir etkisi olan hareketsizlik, özellikle genç nesillerimizde sağlıklı beslenme ve doğru egzersiz alışkanlıklarını edinme bilincine odaklanmamızın ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha gösterdi. Projemizin sonuçlarından da anlaşılabileceği üzere, bir bilgiyi doğru kanallar aracılığıyla genç nesillerimize ulaştırdığımızda çok kısa zamanda bile olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Projemizden aldığımız güçle, bu katkılarımızı sürdürülebilir hale getirmek en önemli önceliklerimizden biri olmaya devam edecek.”

2017 – 2018 eğitim öğretim yılında, iki ilde (İstanbul-Ankara), 15 okulda, 2498 9. Sınıf öğrencisine verilen eğitimler ve uygulanan ölçümlemeler sonucunda, öğrencilerin sağlıklı beslenme, günlük ortalama su tüketim miktarı ve besin desteği kullanımı konularındaki bilinç düzeylerinin arttığı tespit edildi. Aynı dönemde öğrencilerin şiddetli fiziksel aktivite düzeyleri ve orta şiddetli fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu belirlendi.

2018-2019 eğitim öğretim yılında, yedi ilde (İzmir-Eskişehir-Kastamonu-Ankara-Çanakkale-Antalya-İstanbul), 23 okulda, 3699 9. sınıf öğrencisiyle yapılan eğitimler ve ölçümler sonucunda günlük tüketilen öğün sayısının beş ve üzerinde olması gerektiğini düşünen öğrenci sayısının arttığı görüldü. Aynı dönemde öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerine bakıldığında, yapılan analiz sonuçlarına göre şiddetli fiziksel aktivite düzeyleri ve orta şiddetli fiziksel aktivite düzeylerinin düşük olduğu tespit edildi.

2019-2020 eğitim öğretim yılında, üç ilde (İstanbul-Sinop-Sivas), 23 okulda, 3620 9. sınıf öğrencisiyle yapılan eğitim ve ölçümlemelerde kız öğrencilerin yeme tutumlarındaki bozulmaların erkek öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu görüldü. Öğrencilerin aile gelir düzeyinin yeme tutumu üzerinde ciddi oranda etkisi olduğu tespit edildi.

2020-2021 eğitim öğretim yılında, COVID-19 salgını nedeniyle dijital ortama taşınan proje kapsamında beş ilde (Samsun-Antalya-Mersin-Gaziantep-Aydın), 50 okulda, 2290 9. sınıf öğrencisiyle eğitim ve ölçümleme çalışmaları gerçekleştirildi. Yapılan ölçümlerde öğrencilerin egzersiz alışkanlığı açısından genel olarak orta düzeyde aktif olduğu belirlendi. Erkek öğrencilerin serbest zaman egzersize katılım düzeyi puan ortalamalarının kız öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu görüldü.

Proje kapsamında gençleri hareket etmeye ve sağlıklı yaşamı hayatlarında kalıcı hale getirmeye teşvik etmek amaçlı oluşturulan hareket odaklı video yarışmasına “en çok hareket içeren” ve “en çok beğenilen” kategorilerinde katılan okullar proje jürisi tarafından değerlendirilerek TOÇEV tarafından yine hareket odaklı ödüller ile takdir edildiler.

Haber Foto: Dilek Özcan

GAZETECİ İSMAİL SAYMAZ TAŞ OCAĞINDA HALKA DESTEK VERDİ

İkiz­de­re Va­di­sin­de ya­pıl­mak is­te­nen taş oca­ğı­na tepki gös­te­ren yöre in­sa­nı 17 gün­dür di­re­ni­şi­ni devam et­ti­ri­yor.

20 Nisan’da baş­lat­tık­la­rı Taş Oca­ğı­na Hayır di­re­ni­şi­ne hemen her gün bir­kaç si­ya­set­çi­nin des­tek ve­ri­yor. AK Parti Rize Mil­let­ve­kil­le­rin­den Ha­ya­ti Ya­zı­cı ve Osman Aşkın Bak’ın bir kez zi­ya­ret et­ti­ği köy sa­kin­le­ri­ne en büyük des­tek mu­ha­le­fet parti tem­sil­ci­le­rin­den geldi. Bir gün önce İstan­bul Ba­ğı­sız Mil­let­ve­ki­li Ümit Özdağ’ın zi­ya­ret et­ti­ği alan­da daha sonra İYİ parti Trab­zon ve Mer­sin Mil­let­ve­kil­le­ri Hü­se­yin Örs ile Hakan Sı­dal­lı ge­le­rek Taş Oca­ğı­na hayır diyen köy­lü­le­re sahip çık­tı­lar. Trab­zon Mil­let­ve­ki­li Hü­se­yin Örs Bay­ram son­ra­sı İYİ Parti Genel Baş­ka­nı Meral Ak­şe­ner’inde İkiz­de­re’ye ge­le­rek di­re­ni­şe devam eden ka­dın­la­ra des­tek ve­re­ce­ği­ni açık­la­dı.
Taş Ocağı di­re­ni­şi­nin 17. gün­de­ki des­tek zi­ya­ret­çi­le­ri Art­vin CHP Mil­let­ve­ki­li İsmail Bay­rak­tu­tan ve Ga­ze­te­ci İsmail Say­maz oldu. Doğal gü­zel­li­ği ile bo­zul­ma­yan ender va­di­ler­den olan İkiz­de­re Va­di­si­nin SİT alanı ol­du­ğu ve ko­ru­ma­sı ge­rek­li­ği­ni söy­le­yen Bay­rak­tu­tan ve Say­maz’biz­ler siz­le­rin ya­nın­da­yız. İkiz­de­re 3. taş oca­ğı­nı kal­dı­ra­maz. Her şey para ola­maz. Lo­jis­tik için de­ni­ze dol­du­ru­la­cak başka taş­lar bu­lu­nur. Al­ter­na­tif ocak­lar var ve bu­ra­lar­dan taş alın­ma­lı’ de­di­ler.


Haber: İsmet KÖ­SOĞ­LU

RİZELİ STK’LARDAN GAZETECİ CAN ATAKLI’YA BÜYÜK TEPKİ

51 SİVİL TOP­LUM ÖR­GÜ­TÜ CAN ATAK­LI’NIN RİZELİYİ AŞA­ĞI­LA­YAN, KÜÇÜK DÜ­ŞÜ­REN AÇIK­LA­MA­SI­NA TEPKİ GÖS­TERDİ.

Ga­ze­te­ci Can Atak­lı ta­ra­fın­dan te­le­viz­yon prog­ra­mın­da söy­le­di­ği Ri­ze­li­le­ri aşa­ğı­la­yan küçük dü­şü­ren söz­le­ri­ne tepki gös­te­ren 51 Ri­ze­li Sivil Top­lum Ör­gü­tü sert bir basın açık­la­ma­sı yaptı.
Ri­ze­li 51 STK’nın yap­tı­ğı basın açık­la­ma­sı aşa­ğı­da­ki gibi.


Haber: İsmet KÖ­SOĞ­LU

MERHUM NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN VEFATI

Türk Edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden birisidir. 1904’te İs­tan­bul’da doğ­du. 1983 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Bah­ri­ye Mek­te­bi­ne gir­di. İlk şi­ir­le­ri­ni bu­ra­da yaz­ma­ya baş­la­dı. 1935’e ka­dar da­ha ziyade fer­dî, be­şe­rî duy­gu­la­rı, ken­di iç sı­kın­tı­la­rı­nı, buh­ran­la­rı­nı di­le ge­ti­rdi.
Bü­yük İslam Alimi Sey­yid Ab­dül­ha­kim Arvası’yı ta­nı­ması şah­si­ye­ti­ne, fik­ri­ne, dün­ya gö­rü­şü­ne bü­yük te­sir yap­tı. Ade­ta her şe­yiy­le ye­ni­den doğ­du. Bu dev­re­den son­ra ya­zar, ken­di ta­bi­riy­le Fil­di­şi Ku­le­si’n­den indi, mem­le­ke­ti­ne, in­san­la­rı­na kar­şı so­rum­lu­luk du­yan Müs­lü­man bir sa­nat­kâr ve mü­nev­ver hü­vi­ye­ti ka­za­ndı. Ka­le­miy­le, inan­dı­ğı doğ­ru, gü­zel, iyi bil­di­ği de­ğer­le­ri yay­mak, sa­vun­mak, ta­nıt­mak için ça­lı­ştı. Bu mak­sat­la, şair­li­ği­nin ya­nı­ sı­ra, ede­bi­ya­tın he­men her da­lın­da ka­lem oy­na­ta­rak, yüz­den faz­la eser ve­rdi. 1980’de “Sul­tan-üş-­şü­arâ” “Şa­ir­ler Sul­ta­nı” ilân edil­di. 25.05.1983’de, mücadele­ler­le do­lu ha­ya­tı so­na er­di. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

BEKLENEN
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

BU VADİDE TAŞ OCAĞI OLURMU

İyi­de­re Lo­jis­tik Liman in­şa­atın­da dolgu mal­ze­me­si ola­rak kul­la­nı­la­cak 16-20 mil­yon ton taş İşken­ce­de­re Va­di­sin­den alın­mak is­te­ni­yor. Fo­toğ­raf­ta­ki yeşil va­di­ye tepki gös­te­ren yöre halkı 31 gün­dür di­re­niş ya­pı­yor.

Ko­ru­ma al­tı­na alın­mış 200 va­di­den bi­ri­si olan İkiz­de­re Va­di­si­nin İşken­ce­de­re mev­ki­in­de İyi­de­re Lo­jis­tik Liman deniz dol­gu­su için 16 ile 20 Mil­yon ton ara­sın­da Ba­zalt taş alın­ma­sı için taş ocağı açıl­ma­sı ko­nu­sun­da ça­lış­ma­lar ya­pı­lı­yor. İşken­ce­de­re Va­di­sin­de Ce­viz­lik ve Gür­de­re köy­le­ri­nin ara­zi­sin­de 97 Hek­tar­lık yerde Ulaş­tır­ma ve Alt­ya­pı Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan Ham­mad­de üre­tim alanı izni için ruh­sat alın­mış ve bu ala­nın için­de 13.5 Hek­tar­lık yerde Taş çı­ka­rıl­ma­sı için ça­lış­ma Ruh­sa­tı alın­dı­ğı be­lir­til­miş.
Yöre hal­kı­nın 31 gün­dür tepki gös­ter­di­ği taş ocağı ya­pıl­ma­sın otur­ma ey­lem­le­ri halen devam edi­yor. İşken­ce­de­re Va­di­sin­de 13.5 Hek­tar­lık Taş Ocağı ruh­sat ala­nı­na ulaş­mak için yol açma ça­lış­ma­sı ya­pı­lı­yor. Ça­lış­ma ala­nı­na ulaş­mak için bir km uzun­lu­ğun­da yol açı­la­cak ol­ma­sı­na yöre in­sa­nı içme su­yu­nun et­ki­le­ne­ce­ği­ni, de­re­le­ri­nin ve çay bah­çe­le­ri­nin yok ola­ca­ğı ge­rek­çe­siy­le tepki gös­ter­me­ye devam edi­yor.

Ha­ber-Fo­to: İsmet KÖ­SOĞ­LU

Çaykur Rizespor 13 transfer hedefliyor, ilk adımlar atıldı

Süper Lig’de yeni sezon ön­ce­si trans­fer ça­lış­ma­la­rı­nı sür­dü­ren Çay­kur Ri­zes­por’un tak­vi­ye ile kad­ro­su­nu güç­len­dir­me­yi plan­la­dı­ğı öğ­re­nil­di.

Süper Lig’de se­zo­nu 48 pu­an­la 13’üncü sı­ra­da ta­mam­la­yan Çay­kur Ri­zes­por, kad­ro­su­nu güç­len­dir­me nok­ta­sın­da trans­fer ça­lış­ma­la­rı­nı sür­dü­rü­yor. Söz­leş­me­le­ri sona eren fut­bol­cu­lar­la il­gi­li henüz karar aşa­ma­sın­da bu­lu­nan ye­şil-ma­vi­li­le­rin, dış trans­fer­de for­vet, sağ ve sol kanat, orta saha ile sto­per olmak üzere top­lam­da 13 ismi kad­ro­su­na kat­ma­yı plan­la­dı­ğı öğ­re­nil­di.
DJI­LO­BOD­JI, OĞUZ, BARIŞ VE ANIL İÇİN SICAK TEMAS
Çay­kur Ri­zes­por’un trans­fer ça­lış­ma­la­rı doğ­rul­tu­sun­da Ga­zi­an­tep FK’dan sto­per oyun­cu­su Papy Dji­lo­bod­ji’nin ya­nı­sı­ra, Bu­cas­por Oğuz Aydın, Ke­çi­ören­gü­cü’nde Barış Alper Yıl­maz ile Afjet Af­yons­por Sey­fet­tin Anıl Yaşar gibi genç fut­bol­cu­lar­la da temas sağ­lan­dı­ğı kay­de­dil­di.
REMY AY­RIL­MAK İSTİYOR
Bu arada yeşil ma­vi­li­ler­de söz­leş­me­si devam eden for­vet oyun­cu­su Loic Remy ile ya­pı­lan gö­rüş­me­de oyun­cu­nun ta­kım­dan ay­rıl­ma nok­ta­sın­da görüş bil­dir­di­ği ifade edil­di. Ay­rı­ca söz­leş­me­si sona eren Sa­mu­dio ve diğer fut­bol­cu­lar ile il­gi­li henüz bir karar ve­ril­me­di.
BAŞ­KAN KAR­TAL BU HAFTA KA­RA­RI­NI VE­RECEK
Öte yan­dan Çay­kur Ri­zes­por’da kulüp baş­kan­lı­ğı gö­re­vi­ni bı­rak­mak is­te­yen Hasan Kar­tal’ın ön­ce­ki gün Cum­hur­baş­ka­nı Recep Tay­yip Er­do­ğan ile İstan­bul’da bu ka­ra­rı ile il­gi­li bir gö­rüş­me yap­tı­ğı kay­de­dil­di. Ya­pı­lan bu gö­rüş­me­nin ar­dın­dan Kar­tal’ın net ka­ra­rı­nı bu hafta içe­ri­sin­de açık­la­ma­sı bek­le­ni­yor.

Haber Merkezi

2021 YILI FORMULAZ YARIŞLARININ TARİHİ BELLİ OLDU

Bu yıl on ikincisi yapılacak olan, el yapımı yöre kültürünü yansıtan tahta arabaların yarıştığı Red Bull FormuLaz etkinliği 22 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.

Pandemi dolayısıyla geçtiğimiz yıl yapılamayan Red Bull FormuLaz, bu yıl pandemi kuralları kapsamında alınacak tedbirler kapsamında 22 Ağustos’ta her zamanki yerinde, Rize’nin Tunca beldesinde yapılacak.

Aksiyon ve eğlenceyi bir araya getirecek olan Red Bull FormuLaz tahta araba yarışlarının tarihi ve yarışlar için bir toplantı yapan Tunca Belediye Başkanı Ahmet Naci Aytemiz, FormuLaz Dernek Başkanı Murat Gül ve yönetim kurulu üyeleri; geçtiğimiz yıl Covid-19 salgını nedeniyle yapılamayan yarışların bu yıl pandemi tedbirleri kapsamında 22 Ağustos 2021 Pazar günü yapılacağı kararı alındı.

Tunca Belediye Başkanı Ahmet Naci Aytemiz ve FormuLaz Derneği Başkanı Murat Gül, Yönetim Kurulu Üyeleri toplantı sonrası yaptıkları müşterek açıklamda “Bu yıl Ağustos’un 22’sinde yapılacak olan tahta araba yarışı Red Bull FormuLaz çok görkemli geçecek. Geçtiğimiz yıl pandemi dolayısıyla yapamadığımız bu yarışları özlemle bekleyenlerin yanı sıra önemli isimlerin de katılımı ile bu yıl Tunca ve Red Bull FormuLaz daha da renklenecek. Yöre kültürünü yansıtan ve tüm aksamları tahtadan yapılan arabaların görsel şöleni ve aralarındaki kıyasıya rekabeti yurtdışından ve yurtiçinden yüzlerce seyirci canlı takip etmektedir.” şeklinde açıkladılar.

HABER: BAYRAM ALİ KAVALCI

Çaykur Rizespor kadrosu değer kaybetti

Süper Lig ekibi Çay­kur Ri­zes­por’un kad­ro­su, ya­pı­lan pi­ya­sa de­ğe­ri gün­cel­le­me­le­ri son­ra­sın­da 8 mil­yon 784 bin li­ra­lık değer kaybı ya­şa­dı. Ye­şil-ma­vi­li­ler­de 10 oyun­cu­nun de­ğe­ri dü­şer­ken, sa­de­ce 2 ismin pi­ya­sa de­ğe­rin­de yük­se­liş kay­de­dil­di, 6 oyun­cu de­ğe­ri­ni ko­ru­du.

Dün­ya­ca ünlü fut­bol veri si­te­si Trans­fer­markt’ta 25 Mayıs 2021 ta­ri­hin­de ya­pı­lan son gün­cel­le­me­ye göre; Çay­kur Ri­zes­por’da ha­zi­ran ayı iti­ba­riy­le söz­leş­me­le­ri sona erecek isim­le­rin dı­şın­da sa­de­ce iki oyun­cu­nun pi­ya­sa de­ğe­rin­de artış ya­şan­dı. 10 fut­bol­cu­nun değer kay­bet­ti­ği ye­şil-ma­vi­li­ler­de 6 ismin pi­ya­sa de­ğe­rin­de ise de­ği­şik­lik ol­ma­dı.
10 OYUN­CU DEĞER KAY­BETTİ
Çay­kur Ri­zes­por’da 10 oyun­cu­nun pi­ya­sa de­ğe­rin­de top­lam­da 1 mil­yon 100 bin Euro’luk düşüş ya­şan­dı. Ye­şil-ma­vi­li­ler­de Emir Di­la­ver’in pi­ya­sa de­ğe­ri 1 mil­yon 500 bin Euro’dan 1 mil­yon 200 bin Euro’ya, Di­mit­ri­os Chat­zi­isa­i­as’ın 200 bin Euro’dan 100 bin Euro’ya, Dario Meln­jak’ın 2 mil­yon 100 bin Euro’dan 2 mil­yon Euro’ya, Zafer Gör­gen’in 200 bin Euro’dan 175 bin Euro’ya, Al­berk Koç’un 200 bin Euro’dan 175 bin Euro’ya, Fab­ri­cio Ba­i­ano’nun 650 bin Euro’dan 600 bin Euro’ya, Aminu Umar’ın 675 bin Euro’dan 475 bin Euro’ya, Emir Dede’nin 300 bin Euro’dan 225 bin Euro’ya, Loic Remy’nin 875 bin Euro’dan 750 bin Euro’ya, Ale­xan­der Sö­der­lund’ın ise de­ğe­ri 500 bin Euro’dan 400 bin Euro’ya ge­ri­le­di.
SA­DE­CE 2 İSİM DEĞERİNİ YÜK­SELTTİ, EN DE­ĞERLİSİ İSE GÖK­HAN OLDU
Ri­zes­por’da, ta­kı­mın en de­ğer­li spor­cu­su 3 mil­yon Euro’luk de­ğe­ri­ni ko­ru­yan ka­le­ci Gök­han Akkan oldu. Ye­şil-ma­vi­li­ler­de de­ğe­ri­ni ar­tı­ran sa­de­ce iki oyun­cu var. Ka­le­ci Tarık Çetin de­ğe­ri­ni 300 bin Euro’dan 500 bin Euro’ya, Selim Ay ise 150 bin Euro’dan 200 bin Euro’ya yük­selt­ti.
6 FUT­BOL­CU DEĞERİNİ KO­RU­DU
Ye­şil-ma­vi­li ta­kım­da 6 oyun­cu­nun de­ğer­le­rin­de de­ği­şik­lik ya­şan­ma­dı. Ka­le­ci Gök­han Akkan 3 mil­yon Euro, Erik Sabo 1 mil­yon 500 bin Euro, Dam­jan Djo­ko­vic 1 mil­yon 100 bin Euro, Fer­nan­do Bold­rin 1 mil­yon Euro, Yasin Peh­li­van 175 bin Euro, Mit­hat Pala da 150 bin Euro’luk de­ğe­ri­ni ko­ru­du.

Haber Merkezi