DEDEKTİF ŞAKİR-12

Çin sed­di­ni kim yaptı
Tarih öğ­ret­me­ni sı­nıf­ta Türk-Çin ko­nu­su­nu işler. Der­sin so­nun­da öğ­ren­ci­ye
-‘oğlum söyle Çin Sed­di­ni kim yaptı ’diye sorar.
Ko­nu­yu din­le­me­miş olan öğ­ren­ci te­laş­la,
-‘valla ben yap­ma­dım hocam ’der.
Bu ce­va­ba si­nir­le­nen öğ­ret­men doğ­ru­ca müdür oda­sı­na gider ve du­ru­mu an­la­tır.
Mü­dü­rün ka­fa­sı başka ko­nuy­la meş­gul ol­du­ğun­dan öğ­ret­me­ni din­le­ye­mez ve o da,
‘bun­lar hep böy­le­dir hocam, hem ya­par­lar hem de yap­ma­dım der­ler­sen al­dır­ma bun­la­ra’
Öğ­ret­men şa­şır­dı kaldı.
Baş­he­kim görse
Uçak, eski Ye­şil­köy’den kalk­mış­tı.
Ba­kır­köy’deki Akıl Has­ta­ne­si­nin üze­rin­den ge­çer­ken Pilot bir­den gül­me­ye baş­la­dı.
-Hos­tes bu gü­lü­şün se­be­bi­ni so­run­ca şu ce­va­bı verdi.
-‘Baş­he­kim kaç­tı­ğı­mı öğ­re­nin­ce kim bilir nasıl şa­şı­ra­cak’
Bağış hangi dille
Cuma na­maz­la­rı­nı ka­çır­ma­yan bizim Temel cami çı­kı­şın­da ka­pı­da duran ima­mın ’ca­mi­ye yar­dım ’diye yar­dım top­la­ma­sı üze­ri­ne me­rak­la ya­nı­na yak­la­şır ve sorar,
-‘hocam af­fı­na sı­ğı­na­rak bir şey sor­mak is­ti­yo­rum’
-‘tabi iki ev­la­dım sor der imam,
-ca­mi­ye yar­dım is­ter­ken söz­le­rin Türk­çe,
-‘evet, tabii ki Türk­çe söy­le­ye­ce­ğim, ya nece söy­le­ye­ce­ğim’
-‘iyi ama sen hep Arap­ça oku­yor, hep Arap­ça dua edi­yor­sun, yar­dı­mı da Arap­ça is­te­se­ne’
-İmam me­rak­la Te­me­le bakar,
-‘sen man­yak­mı­sın oğlum, Arap­ça yar­dım is­ter­sem kim anlar?’
Temel aslan ka­fe­sin­de
Temel hay­va­nat bah­çe­si­ni ge­zer­ken açık gör­dü­ğü bir ka­fe­sin içine girer.
Gö­rev­li panik için­de koşar,
-‘hey ne ya­pı­yor­sun hem­şe­rim hemen çık ora­dan’
-te­mel kı­za­rak sor­muş,
-‘ne olmuş ki niye çı­ka­yım bu­ra­dan’
-Gö­rev­li ’orası as­la­nın ka­fe­si yahu’ diye ba­ğır­mış.
-Te­mel geri dön­müş su­ra­tı­nı asa­rak gö­rev­li­le­re söy­len­miş.
-‘ne olmuş yani, ne ba­ğı­rı­yor­sun. Sanki as­la­nı­nı­zı yedik’.
Temel’in ba­ru­tu
Temel de­niz­de yüzen kıza doğru kulaç atın­ca kız,
-‘bana yak­laş­ma­yın lüt­fen ’diye ba­ğı­rır.
-Te­mel durur kıza me­rak­la ba­ka­rak’neden’diye sorar.
Genç kız, ‘ateş­le barut bir arada olmaz ’de­yin­ce,
Temel, ’sen hiç merak etme kızım, nasıl olsa su­da­yız ıslak barut pat­la­maz ’der.
Geç­mi­şi öğ­ren­mek
Ön­ce­den si­ya­set­le hiç il­gi­len­me­yen adam ya­pı­la­cak se­çim­de ani­den po­li­ti­ka­ya atıl­mış.
Ta­nı­dık­la­rı merak et­miş­ler. Her şey ak­lı­mı­za ge­lir­di de senin po­li­ti­ka­ya atı­la­ca­ğı­nı dü­şü­ne­mez­dik, ne oldu sana’.
Adam açık­la­mış ’benim ama­cım po­li­ti­ka yap­mak değil ki. Soyum sopum hak­kın­da ye­ter­li bil­gi­ye sahip de­ği­lim. Merak edi­yo­rum. Se­çim­le­re kadar nasıl olsa ra­kip­le­rim ge­rek­li araş­tır­ma­yı ya­par­lar, bende böy­le­ce geç­mi­şi­mi öğ­ren­miş olu­rum. Bi­raz­da si­ya­set­ten na­sip­le­ni­riz ’dedi.
Geç­miş olsun me­saj­la­rı
Ata­türk dö­ne­min­de ya­ban­cı dev­let adam­la­rı Ata­türk’le gö­rüş­mek için sık sık Tür­ki­ye’yi zi­ya­ret eder­di.
Yu­gos­lav­ya kralı Alek­san­dır Ka­ra­cor­ce­vic’de bun­lar­dan bi­riy­di.
Kral 1933 yı­lın­da eşi Mari ile bir­lik­te İstan­bul’a geldi. Dol­ma­bah­çe Sa­ra­yın­da­ki da­vet­te Yu­gos­lav Kralı bir ara Ata­türk’e,
-‘ek­se­lans’dedi’in­gil­te­re Baş­ba­ka­nı Sör Llyod Ge­or­ge Ana­do­lu’nun işgal edil­me­si­ni Yu­na­nis­tan’dan önce bize tek­lif et­miş­ti ama ben iş­ga­li red­det­tim’.
Kral Alek­san­der Ata­türk’ten bir tak­dir bir te­şek­kür bek­li­yor­du ama Ata­türk ona gü­lüm­se­ye­rek şöyle dedi.
‘Geç­miş olsun ma­jas­te­le­ri, çok büyük teh­li­ke at­lat­mış­sı­nız’.
Allah’ın işine ka­rış­mam
Temel Ka­ra­de­niz’deki kö­yü­nü zi­ya­ret etmiş.
Ona ’bu yıl fit­re­ni kime ve­re­cek­si­niz ’diye sor­muş­lar.
Temel gayet sakin bir şe­kil­de,
‘köyün zen­gi­ni­ne ve­re­ce­ğim ’demiş.
Köy­lü­ler şa­şır­mış. ‘aman Te­mel­ci­ğim o kadar fakir var­ken niye zen­gi­ne ve­re­cek­si­niz? Diye sor­muş­lar.
Temel’val­la­hi’demiş’ben Allah’ın işine ka­rış­mam kime ve­ri­yor­sa bende ona ve­ri­rim’.
Te­me­lin si­gor­ta se­vin­ci
Temel’in güle güle gel­di­ği­ni gören ar­ka­da­şı Dur­sun me­rak­la sorar,
-Ula temel bu neyin ne­si­dur
Temel an­la­tur
-ge­çen­ler­de araba si­gor­ta­sı yap­tır­dım. Çok geç­me­den ara­bam tra­fik ka­za­sın­da parça parça oldu.
Dur­sun şa­şı­rır
-buna se­vi­ni­lir mi lan sa­lak­mı­sın
Temel devam eder ’öyle deme. Sonra evimi si­gor­ta et­tir­dim. Ne oldu bi­li­yor musun? Bir süre sonra evim­de yandı!’
Dur­sun daha da şa­şır­dı.
-peki, bu se­vinç neden’
-şim­di bizim ha­nı­mı yani Fa­di­me’yi de si­gor­ta et­tir­dim de se­vin­mem ondan’
Avcı pa­lav­ra­sı
Bir avcı otur­muş eski anı­la­rı­nı an­la­tı­yor.
-ge­çen­ler­de yakın köy­ler­den bi­ri­ne git­miş­tim. Bak­tım bir ördek sü­rü­sü uçu­yor. Hemen çif­te­me sa­rıl­dım, atı­yo­rum dü­şü­yor, atı­yo­rum dü­şü­yor, atı­yo­rum dü­şü­yor, atı­yo­rum düşü….’
Din­le­yen­ler­den biri sö­zü­nü keser.
-’Kar­de­şim nasıl iş bu hep atı­yor­sun da, çif­te­yi hiç dol­dur­mu­yor musun?
-Avcı boşta bu­lu­nup şöyle cevap verir ‘çif­te­yi dol­dur­ma­ya vakit mi var’