Monthly Archives: Şubat 2021

DİSK Rize Tem­sil­ci­si Ra­ma­zan Sa­rı­oğ­lu, Çay üre­ti­ci­si ve Çay­kur ça­lı­şan­la­rı sa­hip­siz ol­du­ğu­nu be­lirt­ti. “Çay üreticileri artan gübre fiyatlarından rahatsız”

Yaş çay se­zo­nu ön­ce­si üre­ci­le­rin ve ÇAY­KUR ça­lı­şan­la­rı­nın kay­gı­la­rı­nı ak­ta­ran DİSK Rize Tem­sil­ci­si Ra­ma­zan Sa­rı­oğ­lu, Çay üre­ti­ci­si ve Çay­kur ça­lı­şan­la­rı sa­hip­siz ol­du­ğu­nu kay­det­ti.

Ya­zı­lı açık­la­ma yapan Sa­rı­oğ­lu;
Çay üre­ti­ci­le­rin ta­lep­le­ri­ne se­si­ne kulak tı­ka­yan­la­ra bu­ra­dan yük­sek sesle çağ­rı­da bu­lu­nu­yo­rum, çay üre­ti­ci­si­nin yak­la­şan çay ba­kı­mı güb­re­le­me za­ma­nı yak­la­şır­ken çay üre­ti­ci­si kara kara dü­şü­nü­yor 2020 yı­lın­da al­dı­ğı gübre 2100 tl den.
Bugün ala­cak olsa 2800 ve 3000 tl olmuş bu ko­nu­da araş­tır­ma yap­tım yap­tı­ğım araş­tır­ma­lar­da dö­vi­zin yük­sel­me­sin­den kay­nak­lı diye cevap aldım,
Ben bu­ra­dan so­ru­yo­rum dö­vi­ze yak­la­şık yüzde 30 za varan düşüş oldu.
Güb­re­ye ise yüzde 40 a varan artış oldu ne­de­ni ne. Bu so­ru­la­rı­mın ar­dın­dan bazı oda baş­kan­la­rı zi­ra­at oda baş­ka­nı çay üre­ti­ci­si­ne sahip çık­ma­ya ça­lı­şı­yor, bu güne kadar çay üre­ti­ci­si­nin hangi so­ru­nu­na ses çı­kar­dı­nız. Çay üre­ti­ci­le­rin ban­ka­lar­da­ki he­sap­la­rı­nın pro­mos­yon pa­ra­la­rı or­ta­da yok üye­niz ol­du­ğu çay üre­ti­ci­le­rin pro­mos­yon pa­ra­la­rı için ne gibi uğ­ra­şı­nız oldu, so­ru­yo­rum çay üre­ti­ci­le­rin des­tek­le­me üc­re­ti 7 yıl­dır 13 kuruş ola­rak ve­ril­mek­te­dir 7 yıl önce ki gi­der­ler aynı ye­rin­de mi buna kaç kez iti­raz edip bunun için uğ­raş­tı­nız.
Zi­ra­at odası çay üre­ti­ci­si­ne mali yük­tür aidat odası ola­rak ta­nım­la­rım.
ÇAY­KUR ÇA­LI­ŞAN­LA­RI ÇAY ÜRETİCİLERİ GİBİ AYNI KADERİ YA­ŞI­YOR.
Çay kurda ça­lı­şan mev­sim­lik iş­çi­ler­de sa­hip­siz ses­le­ri çı­ka­cak hali kal­ma­yan ça­lı­şan ar­ka­daş­lar, 5 aydır tek kuruş ge­lir­siz olan ar­ka­daş­la­rın ha­lin­den soran so­ruş­tu­ran bir kişi yok ar­ka­daş­lar siz nasıl ya­şar­sı­nız ne yer­si­niz gün­de­lik iş yok ek ça­lış­ma şart­la­rı yok siz­ler nasıl ge­çi­nir­si­niz diye soran yok.
Ben bu­ra­dan çay kurda mev­sim­lik ça­lı­şan ar­ka­daş­la­ra so­ru­yo­rum size iş­siz­lik maaşı ve­ri­li­yor da bizim ha­be­ri­miz mi yok, bakın ar­ka­daş­lar şayet size ek öde­nek ve­ri­li­yor­sa bi­le­lim ki siz­ler­den so­rum­lu SENDİKA ya hak­sız­lık et­me­ye­lim ga­li­ba as­ga­ri ücret üze­rin­den maaş alı­yor­su­nuz ki ta­le­bi­niz yok.
BİZ TÜRKİYE GIDA SANAİ İŞÇİLERİ SENDİKASI OLA­RAK BUN­LA­RI SOR­MAK GÖREVİMİZ ÇÜNKÜ ÇAY KURDA ÇA­LI­ŞAN İŞÇİLERİN YÜZDE 85 İ ÇAY ÜRETİCİSİ HER İKİ SORUN BİZİ KAP­SAR.


Haber Merkezi

Bekaroğlu: Hamsi Komisyonu kurulsun, sorunlar çözülsün, vatandaş balık yesin

CHP İstan­bul Mil­let­ve­ki­li Meh­met Be­ka­roğ­lu, çevre kir­li­li­ği, aşırı av­cı­lık gibi ne­den­ler­le nesli tü­ken­me teh­li­ke­si ile karşı kar­şı­ya kalan hamsi için TBMM’de bir ko­mis­yon ku­rul­ma­sı­nı is­te­di.

Tür­ki­ye’de balık tü­ke­ti­min­de gözle gö­rü­lür düşüş ya­şa­nı­yor. 2000 yı­lın­da kişi ba­şı­na 8 kg. balık tü­ke­ti­lir­ken bu mik­tar son yıl­lar­da 5-6 kg’a kadar düş­tü­ğü be­lir­ti­li­yor. Özel­lik­le dar ge­lir­li va­tan­daş­lar için ucuz ve kolay eri­şi­le­bi­lir bir pro­te­in kay­na­ğı olan ham­si­nin Ka­ra­de­niz’de azal­ma­ya baş­la­dı­ğı­nı be­lir­ten CHP İstan­bul Mil­let­ve­ki­li Meh­met Be­ka­roğ­lu, çevre kir­li­li­ği, aşırı av­cı­lık gibi ne­den­ler­le nesli tü­ken­me teh­li­ke­si ile karşı kar­şı­ya kalan hamsi için TBMM’de bir ko­mis­yon ku­rul­ma­sı­nı is­te­di. Ham­si­nin dar ge­lir­li aile­le­rin pro­te­in ih­ti­ya­cı­nı kar­şı­la­yan ucuz ve kolay eri­şi­le­bi­lir bir besin kay­na­ğı ol­du­ğu­nu be­lir­ten Be­ka­roğ­lu, hamsi av­cı­lı­ğı­nın da on bin­ler­ce ki­şi­ye is­tih­dam sağ­la­dı­ğı­nı be­lirt­ti. Kül­tü­rü­müz­de de önem­li bir yer tutan ham­si­nin Ka­ra­de­niz mut­fa­ğı­nın vaz­ge­çil­me­zi ha­li­ne gel­di­ği­ni, adına des­tan­lar ya­zıl­dı­ğı­nı, tür­kü­le­re, ma­ni­le­re, fık­ra­la­ra konu ol­du­ğu­nu be­lir­ten CHP İstan­bul Mil­let­ve­ki­li Meh­met Be­ka­roğ­lu, “Dünya de­niz­le­rin­de 2019 yı­lın­da 84 mil­yon ton balık av­la­nır­ken ül­ke­miz de­niz­le­rin­de aynı yıl av­la­nan balık mik­ta­rı 463 bin ton ol­muş­tur. Dünya deniz ba­lık­la­rı av­cı­lı­ğın­da Tür­ki­ye’nin payı % 0,55’tir. Üç ta­ra­fı de­niz­ler­le çev­ri­li bir ülke için bu oran çok düşük kal­mak­ta­dır.” dedi. Tür­ki­ye’de balık av­cı­lı­ğı­nın % 70’inin hamsi avı ol­du­ğu­nu vur­gu­la­yan Be­ka­roğ­lu, ver­di­ği Araş­tır­ma Öner­ge­sin­de TBMM bün­ye­sin­de bir ko­mis­yon ku­ru­la­rak Ka­ra­de­niz’de hamsi re­zerv­le­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı, av­cı­lı­ğı­nın sür­dü­rü­le­bi­lir şe­kil­de ya­pıl­ma­sı, sek­tör­de­ki so­run­la­rın tes­pi­ti ve alın­ma­sı ge­re­ken ön­lem­le­rin be­lir­len­me­si ge­rek­ti­ği­ni söy­le­di. Be­ka­roğ­lu, ham­si­nin göç eden bir balık türü ol­du­ğu için Ka­ra­de­niz’e kı­yı­sı olan ül­ke­ler­le eş­gü­düm­lü ola­rak sür­dü­rü­le­bi­lir su ürün­le­ri po­li­ti­ka­la­rı­nın be­lir­len­me­si ge­rek­ti­ği­ni ifade etti.
HAMSİNİN %99’U TÜRKİYE VE GÜRCİSTAN’DA AV­LA­NI­YOR

Öner­ge­de, Ka­ra­de­niz’deki hamsi re­zer­vi­nin yıl­lık 1 mil­yon ton ci­va­rın­da ol­du­ğu­nu ve bunun Ka­ra­de­niz’deki bütün balık re­zer­vi­nin % 85’ini oluş­tur­du­ğu­nu be­lir­ten Be­ka­roğ­lu, “Ham­si­nin % 99’u Tür­ki­ye ve Gür­cis­tan ka­ra­su­la­rın­da av­lan­mak­ta olup Gür­cis­tan su­la­rın­da­ki hamsi avı da büyük oran­da Tür­ki­ye’den giden tek­ne­ler­le ya­pıl­mak­ta­dır. Ül­ke­miz ka­ra­su­la­rın­da 2004 yı­lı­na kadar 300 bin ton ve üze­rin­de mik­tar­lar­da hamsi avı ya­pı­lır­ken, av mik­ta­rı yıl­dan yıla düş­mek­te­dir. 2018 yı­lın­da ül­ke­miz ka­ra­su­la­rın­da ya­pı­lan hamsi avı mik­ta­rı 96.500 tona kadar düş­müş, 2019 yı­lın­da av­la­nan hamsi mik­ta­rı ise 262.544 ton ol­muş­tur.” dedi.

YETİŞTİRİCİLİK TEŞVİK EDİLİRKEN AV­CI­LIK AZA­LI­YOR, HAL­KIN BALIK TÜKETİMİ DÜ­ŞÜ­YOR
Ham­si­nin; çevre kir­li­li­ği, aşırı av­cı­lık, kül­tür ba­lık­çı­lı­ğı­na yö­ne­lip av­cı­lı­ğın kendi ka­de­ri­ne terk edil­me­si gibi ne­den­le­re bağlı ola­rak nesli tü­ken­me teh­li­ke­si ile karşı kar­şı­ya kal­dı­ğı­nı be­lir­ten Be­ka­roğ­lu, Tarım ve Orman Ba­kan­lı­ğı­nın son yıl­lar­da su ürün­le­rin­de ye­tiş­ti­ri­ci­li­ği teş­vik eder­ken, doğal balık stok­la­rı­nın av­lan­ma yön­te­mi ile va­tan­daş­la­rın sof­ra­sı­na ge­ti­ril­me­si­ni eko­no­mik de­ğe­ri düşük ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le önem­siz gör­dü­ğü­nü ve adeta av­cı­lık­tan vaz­ge­çip ye­tiş­ti­ri­ci­li­ğe yö­nel­me eği­li­min­de ol­du­ğu­nu kay­det­ti. “Buna bağlı ola­rak ül­ke­miz­de 2000 yı­lın­da kişi ba­şı­na su ürün­le­ri tü­ke­ti­mi 8 kg iken 2017’de 5,49 kg’a, 2018 yı­lın­da 6,1 kg’a düş­müş­tür. Kişi başı tü­ke­tim 2019 yı­lın­da küçük bir ar­tış­la 6,26 kg ol­muş­tur. Va­tan­da­şın zen­gin pro­te­in kay­na­ğı olan ba­lı­ğa eri­şi­mi gi­de­rek güç­leş­mek­te, pa­ha­lı hale gel­mek­te­dir.” diyen Be­ka­roğ­lu, hamsi av­cı­lı­ğı­nın önem­li bir so­ru­nu­nun da kont­rol­süz bir şe­kil­de ça­lı­şan soğuk hava de­po­cu­lu­ğu ol­du­ğu­nu söy­le­di. Bazı spe­kü­la­tör­le­rin bol av­lan­dı­ğın­da ucuz bir şe­kil­de stok­la­dık­la­rı ham­si­le­ri çok kısa bir süre sonra çok yük­sek fi­yat­lar­la sat­tık­la­rı­na dik­kat çeken Be­ka­roğ­lu, “Bu yıl ya­sak­la­rın da et­ki­si ile ka­sa­sı 50 TL’den alı­nan hamsi bir-iki hafta sonra 200-250 TL’den sa­tıl­mış­tır.” dedi.
YETİŞTİRİCİLİK İLE AV­CI­LIK RAKİP DEĞİL TA­MAM­LA­YI­CI OL­MA­LI
Dar ge­lir­li aile­le­rin sof­ra­la­rın­da kolay eri­şi­le­bi­lir pro­te­in kay­na­ğı ola­rak önem­li bir yeri olan ham­si­nin Ka­ra­de­niz su­la­rın­da ço­ğal­ma­sı ve av­cı­lı­ğı­nın sür­dü­rü­le­bi­lir şe­kil­de ya­pıl­ma­sı için ted­bir alın­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne işa­ret eden Be­ka­roğ­lu, “Su ürün­le­rin­de av­cı­lık ile ye­tiş­ti­ri­ci­lik bir­bi­ri­nin al­ter­na­ti­fi ha­li­ne dö­nüş­me­me­li, biri di­ğe­ri­ne engel teş­kil et­me­den bir­bir­le­ri­nin ta­mam­la­yı­cı­sı ola­rak ge­lecek ne­sil­le­re ak­ta­rıl­ma­lı­dır. Hamsi göç eden bir balık ol­du­ğu için Ka­ra­de­niz’e kı­yı­sı olan ül­ke­ler­le eş­gü­düm­lü ola­rak ko­ru­ma-ge­liş­tir­me ted­bir­le­ri alın­ma­lı­dır.” dedi.

Haber Merkezi

Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Sevinç ve Hüzün Bir Arada!

Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Kulak Burun Boğaz Ana­bi­lim Dalı Öğ­re­tim Üyesi Prof. Dr. Engin Dur­sun, sos­yal medya he­sa­bın­dan yap­tı­ğı açık­la­ma­da, Do­çent olan üç ar­ka­da­şı­mı­zın se­vin­ci­ne ortak olur­ken, bir ar­ka­da­şı­mı­zın da ay­rıl­ma­sı­na üzül­dük.

Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Kulak Burun Boğaz Ana­bi­lim Dalı Öğ­re­tim Üyesi Prof. Dr. Engin Dur­sun,sos­yal medya he­sa­bın­dan yap­tı­ğı açık­la­ma­da;
Doç. Dr. Zer­rin ÖZERGİN ÇOŞ­KUN, Doç. Dr. Suat TERZİ ve Doç. Dr. Emine DEMİR’in ba­şa­rı­la­rı­na se­vi­nir­ken, Doç. Dr. Emine DEMİR’in is­ti­fa ka­ra­rı ile üzül­dük. Do­çent olan tüm ar­ka­daş­la­rı­mı­za yeni aka­de­mik ha­yat­la­rın­da ba­şa­rı­lar di­ler­ken, Doç. Dr. Emine DEMİR’e ana­bi­lim da­lı­mı­za kat­kı­la­rın­dan do­la­yı te­şek­kür edi­yor ve yeni ça­lış­ma ha­ya­tın­da ba­şa­rı­lar di­li­yo­ruz dedi.
Ri­ze­li ola­rak Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Kulak Burun Boğaz Ana­bi­lim Da­lın­da gö­rev­li do­çent olan dok­tor­la­rı­mı­zı teb­rik edi­yor,gel­di­ği gün­den beri Rize Recep Tay­yip Er­do­ğan Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Kulak Burun Boğaz ki­li­ğin­de yap­tı­ğı ba­şa­rı­lı ça­lı­şam­lar­la,ta­raf­lı ta­raf­sız her­ke­sin tak­ti­ri­ni ka­za­nan,has­ta­ne­mi­ze yeni bir ivme ka­zan­dı­ran Kulak Burun Boğaz Ana­bi­lim Dalı Öğ­re­tim Üyesi Prof. Dr. Engin Dur­sun ho­ca­mı­zı teb­rik edi­yo­rum.


Ha­ber-Fo­to: Osman Kö­se­oğ­lu

Rize’de Yeşilay Danışma Merkezi destek sunuyor

Rize Va­li­si Kemal Çeber, zi­ya­ret et­ti­ği Ye­şi­lay Da­nış­man­lık Mer­ke­zi’nde (YEDAM) psi­ko­lo­jik des­tek alan ki­şi­le­rin hobi atöl­ye­le­rin­de­ki ça­lış­ma­la­rı­nı in­ce­le­di.

Rize Va­li­si Kemal Çeber, Ye­şi­lay Da­nış­man­lık Mer­ke­zi’ni (YEDAM) zi­ya­ret etti.
Vali Çeber, Vali Yar­dım­cı­sı Bay­ram Sağır, İl Jan­dar­ma Ko­mu­ta­nı Kı­dem­li Albay Hakan De­de­ba­ğı, İnsan Hak­la­rı Ko­mis­yo­nu Üyesi Harun Mer­toğ­lu ile Süt­lü­ce kö­yün­de bu­lu­nan mer­ke­ze ge­le­rek Şube Baş­ka­nı Selim Kan­de­mir’den bilgi aldı. Bu­ra­da psi­ko­lo­jik des­tek alan ki­şi­le­rin hobi atöl­ye­le­rin­de­ki ça­lış­ma­la­rı­nı in­ce­le­yen Çeber, YEDAM’ın önem­li bir hiz­met nok­ta­sı ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek, mer­ke­zin her türlü ih­ti­ya­cı­na des­tek ver­me­ye hazır ol­duk­la­rı­nı söy­le­di.
Çeber, te­da­vi olmak is­te­yen her va­tan­da­şa mer­ke­zin açık ol­du­ğu­nu ve ge­rek­li her türlü ko­lay­lı­ğın gös­te­ri­le­ce­ği­ni kay­det­ti.


Haber Merkezi

Yeşil çayın antioksidan içeriği daha yüksek

Çay tür­le­ri­nin iş­le­me ve hasat far­kı­na göre isim­len­di­ril­di­ği­ni be­lir­ten Uzman Di­ye­tis­yen Kübra Şahin, yeşil çayın diğer tür­le­re göre, an­ti­ok­si­dan mik­ta­rı­nın zen­gin ve ka­fe­in mik­ta­rı­nın düşük ol­du­ğu­nu söy­le­di.

Gün­de­lik ha­ya­tın vaz­ge­çil­mez içe­cek­le­rin­den çayın tür­le­ri hak­kın­da bil­gi­len­dir­me­ler­de bu­lu­nan Bey­kent Üni­ver­si­te­si Sağ­lık Bi­lim­le­ri Yük­se­ko­ku­lu Bes­len­me ve Di­ye­te­tik Bö­lü­mü Arş. Gör. Kübra Şahin ara­la­rın­da­ki fark­la­rı­nı da an­lat­tı. Siyah çayın, çay yap­rak­la­rı­nın ezil­me­si so­nu­cu or­ta­ya çıkan po­li­fe­nol ok­si­daz en­zi­mi­nin ka­ta­li­ze et­ti­ği ok­si­das­yon so­nu­cu oluş­tu­ğu­nu söy­le­yen Şahin, “Siyah çay üre­ti­mi sı­ra­sın­da ko­par­ma, sol­dur­ma, kı­vır­ma ve ku­rut­ma iş­lem­le­ri ya­pıl­mak­ta­dır. Sol­dur­ma iş­le­mi sı­ra­sın­da kı­vır­ma iş­le­mi için yap­rak­lar uygun hale ge­ti­ril­mek­te­dir. Kı­vır­ma iş­le­mi so­nu­cun­da yap­rak­la­rın hücre ya­pı­sı par­ça­lan­mak­ta ve fer­man­tas­yon sü­re­ci baş­la­mak­ta­dır. Tek­no­lo­jik ola­rak de­ği­şik­lik gös­te­re­bi­len üre­tim yön­tem­le­ri­ne göre siyah çayın son du­ru­mu or­ta­ya çık­mak­ta­dır” dedi.
Kübra Şahin çayın hangi kıs­mı­nın nasıl ad­lan­dır­dı­ğı­na dair ipuç­la­rı ve­re­rek, “Yeşil çay, çay bit­ki­si­nin tepe to­mur­cu­ğu ve onu takip eden iki yap­rak esa­sı­na göre hasat edil­miş taze sür­gün­le­rin­den üre­ti­len, ok­si­de ol­ma­mış bir çay çe­şi­di­dir. Beyaz çay ise, üre­tim için çay bit­ki­si­nin to­mur­cuk­la­rı, bi­rin­ci ve ikin­ci yap­rak­la­rı çok ta­zey­ken ko­pa­rı­lır; yap­rak­lar sol­du­ru­lup, dik­kat­le ayık­la­nıp, fı­rın­da ku­ru­tu­lur. Beyaz çayın rengi, yap­rak şekli ve ko­ku­su sol­dur­ma aşa­ma­sın­da or­ta­ya çıkar” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
’’İşleme ve hasat far­kın­da göre isim­len­di­ri­li­yor’’
İşleme ve hasat fark­lı­lık­la­rı­na göre çay­la­rın siyah, yeşil ve beyaz gibi fark­lı şe­kil­de isim­len­di­ril­di­ği­ni be­lir­ten Şahin, “Yeşil çay, taze çay yap­rak­la­rı­nın ısıl işlem, kı­vır­ma ve ku­ru­tul­ma­sıy­la üre­til­mek­te iken siyah çay üre­ti­min­de sol­dur­ma, kı­vır­ma, ok­si­das­yon ve ku­rut­ma yön­tem­le­ri uy­gu­lan­mak­ta­dır.
Beyaz çay ise, çay bit­ki­si­nin sa­de­ce to­mur­cuk­la­rı­nın ve genç yap­rak­la­rı­nın kul­la­nıl­ma­sı yö­nüy­le diğer çay­lar­dan ay­rıl­mak­ta­dır” dedi.
Şahin, beyaz çayın, yeşil ve siyah çay­dan fark­lı ola­rak hiç fer­man­tas­yon iş­le­mi­ne uğ­ra­ma­dı­ğı­nın al­tı­nı çi­ze­rek söz­le­ri­ne şöyle devam etti;
“Yeşil çay, siyah çayla aynı bit­ki­den ‘Ca­mel­lia Si­nen­sis’ten elde edil­me­si­ne rağ­men; ara­la­rın­da­ki tek fark­lı­lık, iş­le­me tek­ni­ğin­den kay­nak­la­nır. Yeşil çayın yap­rak­la­rı, siyah çaya göre çok daha az işlem görür. Aynı bit­ki­den elde edi­len siyah çay için yap­rak­lar yavaş yavaş ku­ru­tu­lur, yeşil çay ise yap­rak­la­rın top­la­nır top­lan­maz kav­ru­lup hızla ku­ru­tul­ma­sı ile elde edi­lir. Siyah çay ku­ru­tu­lur­ken ok­si­jen­le tep­ki­me­ye girer, yeşil çayın ise tep­ki­me­ye gir­me­si­ne izin ve­ril­mez. Yeşil çay bit­ki­si­nin yap­rak­la­rı, taze ve yeşil ren­gi­ni kay­bet­mez.”
’’Yeşil çayın an­ti­ok­si­dan içe­ri­ği daha yük­sek’’
Yeşil çayın an­ti­ok­si­dan içe­ri­ği­nin yük­sek, ka­fe­in mik­ta­rı­nın ise daha az ol­du­ğu­na dik­kat çeken Şahin, “Beyaz çay, çok fazla tadı ve rengi yok­tur. Siyah çay ile yeşil çay ara­sın­da­ki tek fark iş­len­me­le­rin­den kay­nak­la­nan tat, renk ve aro­ma­dır.
Beyaz çayın diğer çay­la­ra göre daha pa­ha­lı ol­ma­sı­nın se­be­bi henüz açıl­ma­mış, çok taze çay yap­ra­ğı to­mur­cuk­la­rın­dan top­lan­dı­ğı için üre­ti­le­bi­lecek mik­tar azdır. Bu to­mur­cuk­la­rın elle top­lan­ma­sı ma­li­ye­ti ar­tır­mak­ta­dır” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.


Haber Merkezi

RİZE VE BÖLGEDE TAM KAPANMA GÜNDEMDE

SAĞ­LIK Ba­ka­nı Fah­ret­tin Koca’nın pay­laş­tı­ğı vaka sa­yı­sı ha­ri­ta­sı­na göre 8-14 Şubat ta­rih­le­ri ara­sın­da oran­sal ola­rak en çok va­ka­nın gö­rül­dü­ğü ilk 5 ilin yer al­dı­ğı Ka­ra­de­niz için uz­man­lar, böl­ge­de 15 gün­lük tam ka­pan­ma, ula­şım kı­sıt­la­ma­sı ve ‘böl­ge­sel ka­ran­ti­na’ öne­ri­sin­de bu­lun­du.

Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı ‘co­vi­d­19.​sag­lik.​gov.​tr’ ad­re­sin­de Tür­ki­ye ha­ri­ta­sı üze­rin­den ya­yım­la­nan ve­ri­le­re göre, 8-14 Şubat 2021 ta­rih­le­ri ara­sın­da Co­vid-19 vaka sa­yı­la­rı­nın nü­fu­sa oran­la en fazla ol­du­ğu iller sı­ra­la­ma­sın­da ilk 5 sı­ra­da Ka­ra­de­niz Böl­ge­si’nden Trab­zon, Rize, Ordu, Gi­re­sun ve Sam­sun yer aldı. Ka­ra­de­niz Böl­ge­si’nde ça­lış­ma­la­rı­nı sür­dü­ren fil­yas­yon ekip­le­ri, son gün­ler­de ko­ro­na­vi­rü­sün en fazla ce­na­ze na­maz­la­rı, ta­zi­ye ve aile içi ev zi­ya­ret­le­rin­de ya­yıl­dı­ğı­nı tes­pit etti. Vaka sa­yı­la­rı­nın oran­sal ola­rak en yük­sek ol­du­ğu il­ler­de hafta sonu kı­sıt­la­ma­la­rın­da ilçe ge­çiş­le­ri­ne, köy ve ma­hal­le­le­re çı­kış­la­ra yasak ge­ti­ril­di, ce­na­ze na­maz­la­rı­na ka­tı­lım 30 kişi ile sı­nır­lan­dı­rıl­dı. Uz­man­lar da, vaka sa­yı­la­rı­nın en yük­sek ol­du­ğu iller sı­ra­la­ma­sın­da ilk 5 ilin yer al­dı­ğı Ka­ra­de­niz için, ted­bir­le­re uyul­ma­sı çağ­rı­sı­nı yi­ne­le­di, Ka­ra­de­niz’deki va­ka­la­rın ya­yı­lı­mı­nı ön­le­mek için ted­bir­le­rin ar­tı­rı­lıp, böl­ge­de 15 gün­lük tam ka­pan­ma, ula­şım kı­sıt­la­ma­sı ve ‘böl­ge­sel ka­ran­ti­na’ uy­gu­lan­ma­sı­nı talep etti.
‘KÖY­LER­DE HAYAT DAHA SER­BEST’
Trab­zon Tabip Odası Baş­ka­nı ve Ka­ra­de­niz Tek­nik Üni­ver­si­te­si (KTÜ) Tıp Fa­kül­te­si Kalp ve Damar Cer­ra­hi­si Ana­bi­lim Dalı Uz­ma­nı Dr. Yaşar Kibar Güven, Trab­zon ve çevre şe­hir­ler­de Co­vid-19 va­ka­la­rı­nın diğer şe­hir­le­re göre hızlı art­ma­sı­nı, şe­hir­le­ra­ra­sın­da­ki ha­re­ket­li­lik ve köy bağ­lan­tı­la­rı ola­rak de­ğer­len­dir­di. Bölge sa­kin­le­ri­nin, kı­sıt­la­ma­lar­da hafta so­nun­da köy­le­re git­ti­ği­ni söy­le­yen Dr. Güven, “İnsan­la­rı­mız Cuma günü köy­le­ri­ne gi­di­yor. Köy­ler­de hayat daha ser­best ol­du­ğu, maske ve me­sa­fe or­ta­dan kalk­tı­ğı, bir ev için­de de aile­ler top­lu­ca ya­şa­dık­la­rı için hafta so­nu­nu köyde ge­çir­mek is­ti­yor­lar. Hafta so­nu­nu köyde ge­çi­ren in­san­lar şe­hir­le­re dön­dük­le­ri zaman bunun yan­sı­ma­la­rı­nı gö­rü­yo­ruz. Ar­ka­daş­la­rı­mı­zın çoğu da aile için­de­ki Co­vid-19 va­ka­sı de­vam­lı­lı­ğı­nı dile ge­tir­mek­te­ler. Aile­de bi­ri­si Co­vid-19 has­ta­sı olun­ca, di­ğer­le­rin­de gö­rül­me ih­ti­ma­li­nin daha çok ol­du­ğu­nu söy­le­mek gerek. Bu durum da geçen hafta ya­yın­la­nan haf­ta­lık hasta oran­la­rın­da Trab­zon’u bi­rin­ci ya­pı­yor” dedi.
‘BÖL­GE­SEL KA­RANTİNA DÜ­ŞÜ­NÜ­LEBİLİR’
Doğu Ka­ra­de­niz şe­hir­le­ri­nin bir­bi­ri­ne yakın ve ula­şı­mın kolay ol­du­ğu­nu kay­de­den Güven, ted­bir­le­rin ar­tı­rıl­ma­ma­sı ha­lin­de va­ka­la­rın art­ma­ya devam ede­ce­ği­ni be­lirt­ti. Güven, “Demek ki bu Ka­ra­de­niz’e yö­ne­lik bir durum. Ortak özel­li­ği­miz, Ka­ra­de­niz böl­ge­sin­de he­pi­mi­zin köy bağ­lan­tı­sı ve şe­hir­le­ra­ra­sı iliş­ki­miz var. Bunu kes­me­li­yiz. Ge­re­kir­se şe­hir­le­ra­ra­sı bağ­lan­tı­la­rın önü ke­sil­me­li. Aynı ted­bir­ler alı­nır­sa yine aynı şey ola­cak, bir son­ra­ki hafta da yine aynı ola­cak. Vaka sa­yı­sı yük­sek ve diğer il­le­re göre oran yu­ka­rı­da olan bu 4 ilin ara­sın­da­ki iliş­ki­ler sı­nır­lan­dı­rıl­ma­lı, daha kati ted­bir­ler alın­ma­sı lazım. Ge­re­kir­se ‘böl­ge­sel ka­ran­ti­na’ da dü­şü­nü­le­bi­lir” diye ko­nuş­tu.
’15 GÜN­LÜK TAM KA­PAN­MA OL­MA­LI’
KTÜ Tıp Fa­kül­te­si Tıbbi Mik­ro­bi­yo­lo­ji Ana­bi­lim Dalı Baş­ka­nı Prof. Dr. Faruk Aydın da, kor­na­vi­rü­sün ku­luç­ka dö­ne­mi ol­du­ğu­nu ha­tır­la­ta­rak, nüfus oran­lı en yük­sek ra­kam­la­ra sahip şe­hir­ler­den Sam­sun ile Rize ara­sın­da böl­ge­sel ola­rak özel ted­bir­ler uy­gu­lan­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­di. Prof. Dr. Aydın, “Bunun ya­pıl­ma­ma­sı du­ru­mun­da Tür­ki­ye’yi de riske ede­bi­le­ce­ği­ni göz önün­de bu­lun­dur­mak lazım. İnsan­lar niçin maske, me­sa­fe ve hij­yen dav­ra­nış­la­rı­na uya­cak dav­ra­nış­lar­da bu­lun­mu­yor ve buna en büyük etki eden pa­ra­met­re­ler ne ise or­ta­ya koy­mak ge­re­ki­yor. Şe­hir­le­ri­miz­de bi­li­nen mu­tas­yon­lar var ama bi­lin­me­ye­nin var­lı­ğı­nın da ana­liz­le­ri­nin ya­pıl­ma­sı lazım. Ka­ra­de­niz böl­ge­si için ‘epi­de­mi­yo­lo­jik’ ve­ri­ler­le ana­li­ze ih­ti­yaç var. Böl­ge­de­ki bu du­ru­mun de­va­mı veya bunu kır­ma­nın mut­la­ka bir yo­lu­nun bu­lun­ma­sı ge­re­ki­yor. Bun­lar­dan bir ta­ne­si ola­rak en azın­dan 15 gün­lük tam ka­pan­ma­yı öner­mek is­ti­yo­rum” diye ko­nuş­tu.
‘KU­LUÇ­KA DÖNEMİNDEN SONRA AYNI SA­YI­YA GELEBİLİRİZ’
Ka­ra­de­niz sa­hi­li bo­yun­ca yer­le­şim alan­la­rı­nın bir­bi­ri­ne yakın ol­ma­sı ne­de­niy­le yoğun ha­re­ket­li­li­ğin ya­şan­dı­ğı­nı kay­de­den Prof. Dr. Aydın, “Doğu Ka­ra­de­niz’de Eğer bu ya­sak­la­rı bir böl­ge­de uy­gu­lar da, Ka­ra­de­niz sa­hi­li bo­yun­ca diğer şe­hir­ler­de uy­gu­la­maz­sa­nız ku­luç­ka dö­ne­min­den sonra tek­rar aynı sa­yı­ya ge­le­bi­li­riz. Tam ka­pan­ma­yı Sam­sun’dan Rize’ye kadar is­ti­yo­rum. Aksi halde tek­rar ola­rak aynı so­nuç­la­ra kısa süre içe­ri­sin­de çı­ka­bi­le­ce­ği­mi­zi dü­şü­nü­yo­rum. Sam­sun’dan Rize’ye kadar olan bölge için ‘böl­ge­sel bir ka­ran­ti­na’ uy­gu­lan­ma­sı ge­rek­mek­te­dir.15 gün­lük bir ka­pan­ma­nın bu bölge için ma­sa­ya ya­tı­rı­lıp de­ğer­len­di­ril­me­si ge­re­kir” dedi.
SAĞ­LIK Ba­kan­lı­ğı Bilim Ku­ru­lu Üyesi Prof. Dr. Tev­fik Özlü, sal­gı­nın düşük ol­du­ğu böl­ge­ler­de okul­la­rın ka­de­me­li ola­rak açı­la­bi­le­ce­ği­ni be­lir­te­rek, “Ku­ral­la­ra uygun olur­sa, çok yoğun ol­maz­sa, ted­bir­li ola­rak süreç yö­ne­ti­le­bi­lir­se, özel­lik­le sal­gı­nın düşük ol­du­ğu, çok fazla vaka sa­yı­sı­nın ol­ma­dı­ğı yer­ler­de okul­lar ka­de­me­li, hib­rit eği­ti­me baş­la­ya­bi­lir” dedi.
2020’nin Mart ayın­dan iti­ba­ren uzak­tan eği­ti­me ge­çi­len üni­ver­si­te­ler­de, önü­müz­de­ki bahar ya­rı­yı­lı için Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı Bilim Ku­ru­lu ve YÖK’ün tav­si­ye ka­rar­la­rı ve gö­rüş­le­ri üze­ri­ne bir­çok üni­ver­si­te, bahar dö­ne­mi için hib­rit (karma) eği­tim mo­de­li­ne geçiş ya­pı­yor. Bahar yarı yılı için hib­rit veya karma ola­rak ad­lan­dı­rı­lan mo­del­le il­gi­li üni­ver­si­te­ler, se­na­to ka­rar­la­rı­nı du­yur­ma­ya baş­la­dı. Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı Bilim Ku­ru­lu Üyesi Prof. Dr. Tev­fik Özlü de, okul­la­rın, sal­gı­nın düşük ol­du­ğu böl­ge­ler­de ka­de­me­li ola­rak sey­rel­til­miş hib­rit eği­tim mo­de­liy­le açı­la­bi­le­ce­ği­ni be­lirt­ti. Prof. Dr. Özlü, “Yani bu­ra­da bir zo­run­lu­luk da yok. Biraz da bu okula gön­de­rip gön­der­me­me işi aile­le­re ka­lı­yor. Ortam nasıl, oku­lun fi­zi­bi­li­te­si, sı­nıf­ta­ki öğ­ren­ci sa­yı­sı nasıl, ku­ral­la­ra uyu­ya­bi­lecek, mas­ke­le­ri­ni ço­cuk­lar sü­rek­li ta­ka­bi­lecek mi? Sı­nıf­lar ha­va­lan­dı­rı­la­bi­lecek mi, sı­nıf­ta­ki öğ­ren­ci yo­ğun­lu­ğu ne kadar? Bun­la­ra dik­kat etmek lazım. Ku­ral­la­ra uygun olur­sa, çok yoğun ol­maz­sa, dik­kat­li, ted­bir­li ola­rak süreç yö­ne­ti­le­bi­lir­se, özel­lik­le sal­gı­nın düşük ol­du­ğu böl­ge­ler­de, çok fazla vaka sa­yı­sı­nın ol­ma­dı­ğı yer­ler­de okul­lar ka­de­me­li ola­rak, sey­rel­til­miş ola­rak, hib­rit eği­tim ola­rak baş­la­ya­bi­lir” dedi.
‘İL BAZLI KARAR VER­MEK LAZIM’
Ka­ra­rın il bazlı ve­ril­me­si ge­rek­ti­ği­ni kay­de­den Prof. Dr. Özlü, “Ama eğer sal­gın yük­sek­se, bulaş fazla ise o zaman tabi bu daha da alev­len­di­re­bi­lir. İl bazlı karar ver­mek lazım. Zaten bu yeni gel­di­ği­miz nok­ta­da bu sal­gı­nın kont­ro­lü ile il­gi­li ka­rar­lar artık il bazlı ve­ri­lecek. Onun için her il kendi du­ru­mu­na göre karar ve­recek diye dü­şü­nü­yo­rum” diye ko­nuş­tu.
Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı ‘co­vi­d­19.​sag­lik.​gov.​tr’ ad­re­sin­de Tür­ki­ye ha­ri­ta­sı üze­rin­den ya­yım­la­nan ve­ri­le­re göre, 8-14 Şubat 2021 ta­rih­le­ri ara­sın­da Co­vid-19 vaka sa­yı­la­rı­nın nü­fu­sa oran­la en fazla ol­du­ğu iller sı­ra­la­ma­sın­da ilk 5 sı­ra­da Ka­ra­de­niz Böl­ge­si’nden Trab­zon, Rize, Ordu, Gi­re­sun ve Sam­sun yer aldı. Haber Merkezi

OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN

Deniz ke­na­rın­da yü­rü­yüş yapan bir adam, kum­la­rın üze­rin­de­ki deniz yıl­dız­la­rı­nı top­la­yıp de­ni­ze atan bir kadın görür ve ya­nı­na yak­la­şa­rak ne yap­tı­ğı­nı sorar. Kadın: “deniz çe­ki­lin­ce deniz yıl­dız­la­rı gü­neş­te ku­ru­ya­cak­lar, on­la­rı de­ni­ze atı­yo­rum” der. Adam: “bin­ler­ce ki­lo­met­re sahil, mil­yon­lar­ca deniz yıl­dı­zı var, bir­kaç ta­ne­si­ni kur­tar­man neyi de­ğiş­ti­rir?” diye sorar. Kadın bir deniz yıl­dı­zı­nı de­ni­ze atar ve ” Bak onun çok şey de­ğiş­ti” der.
Bi­lin­di­ği üzere uzak­tan eği­tim sü­re­ci­nin baş­la­ma­sıy­la bir­lik­te öğ­ren­ci­le­rin canlı ders­le­re bağ­la­na­bil­me­si ile il­gi­li in­ter­net, tab­let, bil­gi­sa­yar ko­nu­sun­da önem­li so­run­lar ya­şan­dı ve ya­şan­ma­ya da devam edi­yor.
Ge­ri­de bı­ra­kı­lan sü­reç­te Sayın Milli Eği­tim Ba­ka­nı Ziya Sel­çuk, 1 mil­yon 600 bin öğ­ren­ci­mi­zin uzak­tan eği­ti­me iş­ti­rak ede­me­di­ği tes­pi­tin­de bu­lun­muş­tu.
Uzak­tan eği­tim araç­la­rı­na sahip ola­ma­yan bir öğ­ren­ci dahi olsa bizim için çok önem­li­dir.
Geç­ti­ği­miz yıl­lar­da ba­kan­lık Fatih pro­je­si kap­sa­mın­da üc­ret­siz yüz bin­ler­ce tab­let da­ğıt­mış­tı. Oysa bugün öğ­ren­ci­le­ri­mi­zin bu tab­let­le­re daha çok ih­ti­ya­cı var­dır. Demek ki, ül­ke­mi­zin bil­gi­sa­yar ve in­ter­net im­kâ­nın­dan yok­sun öğ­ren­ci­le­ri­mi­ze bu araç ge­reç­le­ri üc­ret­siz temin etme gücü var­dır.
Hatta uzak­tan eği­tim sü­re­cin­de ba­kan­lı­ğın öğ­ren­ci­le­re 500 bin tab­let da­ğıt­ma pro­je­si de vardı. Bu tab­let­le­rin da­ğı­tıl­dı­ğı söy­le­ni­yor. Doğ­ru­su ne kadar tab­let da­ğı­tıl­dı­ğı ve bu hak­tan kim­le­rin fay­da­lan­dı­ğı ko­nu­sun­da bir bil­gim yok.
Ancak bir nebze de olsun katkı sağ­la­ma­sı dü­şün­ce­siy­le bir öneri ge­ti­ri­yo­ruz. Okul­lar­da kul­la­nıl­ma­yan bil­gi­sa­yar ve tab­let­ler uzak­tan eği­tim sü­re­sin­ce öğ­ren­ci­le­re ve­ril­sin!.. Ay­rı­ca evin­de kul­la­nıl­ma­yan bil­gi­sa­yar ve tab­le­ti olan­lar da bu kam­pan­ya­ya des­tek ver­sin­ler.
Uzak­tan eği­tim­den fay­da­la­na­ma­yan yüz bin­ler­ce öğ­ren­ci­yi dü­şün­dü­ğü­müz­de bu katkı çok küçük gibi gö­rün­se de, ok­ya­nus kı­yı­sın­da deniz yıl­dı­zı top­la­yıp ok­ya­nu­sa atan ka­dı­nın ifa­de­siy­le, bu im­ka­na ka­vu­şan her öğ­ren­ci için çok şey de­ği­şe­cek­tir.
Evet, bir kere daha tek­rar edecek olur­sak; okul­lar­da ve ev­ler­de kul­la­nıl­ma­yan bütün bil­gi­sa­yar ve tab­let­ler öğ­ren­ci­le­rin hiz­me­ti­ne su­nul­sun.