27 OCAK OSMANLI DEVLETİNİN KURULUŞU

Osmanlı Devletinin temellerini oluşturan Osmanlı Beyliği Osman
Gazi tarafından bugünkü Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde, 27 Ocak 1299’da kuruldu. Osmanlı Devleti; dünyanın en büyük, en uzun ömürlü, büyük kültür ve medeniyet kurucusu, muazzam teşkilât ve müesseselere sâhip Türk-İslâm devletidir. Türk ve İslâm tarihinin en muhteşem devri, Osmanlıların zamanıdır.
Onlar, millî ve İslâmî mefkûrelerinin dâhiyane terkibi, siyasi istikrar ve sosyal
adaletleri sayesinde, üç kıtanın ortasında ve Akdeniz havzasında, insanlık tarihinde nizam-ı âlem davasının en kudretli temsilcileri olmuşlardır. Endonezya’dan İspanya’ya, Kırım’dan Yemen’e veAlmanya’danAfrika ortalarına kadar
Müslüman milletlerin hamiliğini yaptılar. Osmanlılar, insanî esaslara bağlı bir
cihan devleti kurmuşlar, ilme, sanata, medeniyete ve insanlığa asırlarca faydalı hizmetler yapmışlardır.

 Kurulurken Söğüt’te yedi yüz yıl evveli,
 Yüceltmekti yurdunu her Türk’ün emeli.
 Yıldırımlar çakan Osmanlı’nın Osman’ı,
 Ezip geçti, önünde ordusuyla düşmanı.

TÜKETİM AHLAKI VE HARAM OLAN İSRAF

Tüketim harcamalarında yalnızca kişisel mutluluk değil, başkalarının mutluluğu da hesaba katmalıyız, gerçek mutluluğun fakir, yoksul ve yetimlerin de ihtiyaçlarını karşılamak için helâlinden kazanıp, helalından harcamada olduğu unutulmamalıdır. Mal ve servet, aile, akraba ve kamu çıkarlarına aykırı bir şekilde kullanılmamalı; tüketim özgürlüğü adına sağlığa, sosyal ekonomik yapıya, tabiata, çevreye ve gelecek nesillerin potansiyel kaynaklarına zarar verilmemelidir.
Dünya servetin gerek kötü kullanımından, gerekse başta zekât olmak üzere sosyal sorumlulukların yerine getirilip getirmediğinden dolayı ahirette de hesaba çekileceğimiz bilinmeli, topluma ve muhtaç insanlara karşı olan görev ve sorumluklar yerine getirilmelidir.
Kısaca yüce Allah’ın sevgisini kazanmayı arzu eden ve dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen Müslümanlar hayatlarının diğer alanlarında olduğu gibi tüketim alanında da Kur’an ve sünnetten adeta süzülerek çıkarılan
ve adına “TüketimAhlakı” dediğimiz ahlaki prensiplere uymalıdırlar.
Çünkü geniş anlamda Allah’a ibadet ve kulluk; namaz, oruç, hac, zekât gibi dinen belirli şartlara ve vakitlere bağlı olan bazı özel ibadetleri kapsadığı gibi; kişiyeAllah katında değer ve sevap kazandırıcı her türlü güzel söz ve salih amelleri de kapsamaktadır. İslam’ı prensiplere uygun olarak tüketim faaliyetinde bulunmak da geniş anlamda ibadet hükmündedir.
Yüce, İslam dinimizde, israfın her çeşidinin haram olduğu “küllü
müsrifin haram’ün” Peygamber efendimizin, bu sözlerinde açıklanmaktadır.
İsrafın haram olduğu gibi, cimrilikte haramdır. Bu konuda İslam dininde ne
israf ne de cimriliğe yer verilmemiştir.